Blog

Yüzde 4 büyüme bekleniyor

  Blog    7 Ocak 2019
Yorum Yok

Yüzde 4 büyüme bekleniyor
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, 2013 yılında Türkiye için büyümenin yüzde 4 olarak varsayım edildiğini söyledi.
Uluslararası gelişmeler, 2012 yılının 4. çeyreğine ilişkin veriler ışığında, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektöründe yaşanan güncel gelişmeleri ölçmek, 2013 yılına karşın beklentileri paylaşmak ve manzara alışverişinde bulunmak nedeniyle, TBB Genel Sekreteri Ekrem Belirgin’in katılımı ile geleneksel bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşan Bariz, 2013 yılına küresel ekonominin iyimser girdiğini belirterek ”Parasal piyasalarda riskler ‘önemli ölçüde denetleme altına alındı” algısı yayılıyor. Finansal istikrarı sürdürmenin maliyeti fiskal istikrarı tartışır ayla getirdi. Direktifler faiz oranlarının düşük kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Artma için beklentiler daha iyimser” dedi.
Finansal piyasaların entegre olarak çalışmadığını, piyasalarda güven tesisinin yavaş olduğunu böylece risk iştahının yavaş yavaş arttığını anlatan Belirgin, ”Gelişmekte olan ülkeler (GOÜ), anapara akımlarının yönetilmesine, büyümeyi iç kaynaklara dayandırmaya, istikrarı sağlamaya ağırlık veriyor” diye konuştu.
2013 yılı tahmini olarak gelişmiş ülkelerin ulus borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 114 olduğunu bildiren Belirgin, ”Ülkemizde ise bu oranın yüzde 35 seviyesinde olmasını varsayım ediyoruz” dedi.
Milletlerarası Para Fonu raporuna göre 7 gelişmiş ülkenin ağırlıklı hakiki faiz oranın 2012 yılında sıfıra yakın düzeyde olduğuna dikkati çeken Keskin, şöyle konuştu:
”Türkiye’de enflasyona kadar ayarladığımızda bu oran 0,5, epeyce yakın bir düzeyde. Dolayısıyla milletlerarası piyasalarda oluşan fiyatlar Türkiye’yi de etkiliyor. Kriz büyümeyi önemli şekilde etkiledi. Küresel büyüme 2008-2012 yılları aralarında yüzde 2,9 seviyesinde büyüdü. Gelişmiş ülkelerdeki büyüme ise hemen hemen yüzde 3’ten 0,5’e geriledi. AB ülkelerinde ise aynı dönemde yüzde 0,2 daralmış. Ülkemizde ise 1994-2007 arasında yüzde 5 olan sıradan artış 2008-2012 yılları arasında yüzde 3,3 oldu. Küresel kriz bütün ülkelerde artış oranlarını aşağıda çekti.
2013 yılı ocak ayında revize edilen verilere kadar küresel çoğaltma 2013 yılı için yüzde 3,5, gelişmiş ülkeler için yüzde 1,4, AB ülkeleri için yüzde -0,2, gelişmekte olan ülkeler için yüzde 5,5 ve Türkiye için yüzde 4 olarak varsayım ediliyor.”
Gelişmekte olan ülkelerde gündemin anapara hareketlerinin yönetilmesi olduğunu ifade eden Bariz, ”2007 yılında GOÜ’lere 1 trilyon 250 milyar dolar ile en üst düzeyde anapara hareketi yaşandı. 2008 ve 2009 yıllarında bir azalma olsa bile her yerde yükseliş trendine girdi. Türkiye’ye tanıdık olmayan sermeye girişi geçmişte yüzde 3-4 platosunda iken, 2009 yılında itibaren yüzde 6’lar seviyesine yükseldi. GOÜ’lere giden anapara akımlarından Türkiye’nin aldığı payı artırdığını görüyoruz. böylece anapara hareketlerinin yönetilmesi son derece önemlidir” dedi.
”Fonlama maliyetindeki düşüş Faiz oranlarına yansımıyor”
Türkiye’deki gelişmelere ilişkin olarak büyümenin hızlanacağına yönelik beklentinin dominant olduğunu ifade eden Keskin, ”Tasarruf oranında kasıt yukarı yön. Tasarruf açığı düştü, hala yüksek olduğunu görüyoruz. Fiyat istikrarına, daha düşük enflasyonda şive artıyor, bu bizleri sevindiriyor. Merkez Bankamızın yüzde 5 enflasyon hedefi var. Enflasyonun daha alçak çekilmesinde Merkez Bankası’nın çabasında herkesin destek vermesi gerekiyor. Anapara girişlerinde endişe kısa vadeli olmaması yönünde. Faiz oranlarında düşüş vardı son çeyrekte. Fonlama maliyeti düşüyor olsa bile para ve sağduyulu bankacılık politikası tedbirleri kredi faizlerini benzer hızda düşmeyeceğini gösteriyor” dedi.
-2013 yılında kredi büyümesi yüzde 14-16-
2013 yılına dair beklentileri de paylaşan Belirgin, bankacılığın büyümek ve büyütmek istediğini, sektörün 2013 büyümesi için zorunlu kredi talebini karşılayacak güçte olduğunu ifade etti.
Bariz, tahminlere tarafından 2013 yılında bankacılık sektöründe toplam aktiflerin yüzde 12-14 artarak 1 trilyon 556 milyon lira olacağını belirterek, şunları kaydetti:
”Kredi büyümesinin yüzde 14-16 ile 930 milyar liraya, mevduatların yüzde 12-14 ile 925 milyar liraya, özkaynaklar yüzde 13-14 ile 202 milyar liraya ve karın yüzde 12-14 ile 26 milyar liraya yükselmesini varsayım ediyoruz.
Bu büyümeyi ve mali istikrarı korumak için özkaynakların dinç kalmaya devam etmesi gerekiyor. Kar performansı da özkaynak büyümesini desteklemelidir. 2013 yılında toplam aktiflerin GSYH’ya oranının yüzde 99-100, kredilerin GSYH’ya oranının yüzde 59-60, kredilerin mevduata oranının yüzde 98-101, özkaynakların toplam aktiflere oranının yüzde 12,5-13,3 ve özkaynak karlılığının yüzde 12-12,5 aralığında olacağını tahmin ediyoruz.”
Ekrem Bariz, Türkiye’de Merkez Bankası’nın, BDDK’nın veya hükümetin sinyallerini çok çabuk algılayan ve bunu kararlarıyla yatırımcılara ve girişimcilere yansıtan bir bankacılık sistemi olduğunu söyledi.
Bariz, sektörün geçen yıllarda olduğu gibi önceliklerinin başında piyasalardaki istikrarın korunması olduğuna sinyâl eden Belirgin, sektörün diğer öncelikleri konusunda şöyle konuştu:
”Bankacılık sektörü, ekonomide büyümenin anlık, seri ya da yavaş yok, aralıksız büyüme ve istikrarlı olmasından yana. Düzenlemelerin ayrıca içerde ayrıca dışarda rekabetçi bir etraf yaratmasını istiyor. Etkin bir kontrol olmasını arzu ediyor. Zinde özkaynaklar ile özkaynakları destekleyecek tehlike-kar dengesi de sektörün diğer öncelikleri arasında. Bu çerçevede bakıldığında 2012 yılının birincil yarısında toplam etkin büyümesi GSYH’nın altındaydı. Yılın tamamında ise GSYH’nın bir miktar üzerine çıkış olacağız.”
Kredilerin 2012 yılının son çeyreğinde bir arz büyüdüğünü ifade eden Keskin, bu yılın birincil çeyreğinde kredi büyümesinin devam edeceğini belirtti.
Dünyada merkez bankalarının ya da hükümetlerin gönderdiği sinyalleri algılama gücünün çelimsiz olduğuna dikkati çeken Bariz, ”Türkiye’de Merkez Bankası’nın, BDDK’nın veya hükümetin sinyallerini çok tez algılayan ve bunu kararlarıyla yatırımcılara ve girişimcilere yansıtan bir bankacılık sistemi var” dedi.
-”Kredilerdeki büyüme öngörülenin üzerinde olabilir”-
Mevduatın 2012 yılının ikinci yarıdan itibaren hızlanmaya başladığını ve kredilerdeki hızlanmaya da bakıldığında aradaki farkın açılmadığını ve birbirine yaklaşmaya başladığını vurgulayan Belirgin, ”Bu koşul Merkez Bankası’nın cari açığın denetleme altına alınmasında siklet verdiği bir konu. Eğer tasarruf oranında bir büyüme olur ve bu mevduat oranlarına yansır ise kredilerdeki büyüme öngörülenin üstünde de çıkabilir. Yalnızca dışarıdan fonlama ile büyümenin fazla seri olması istenmiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Belirgin, mevduatlardaki esas büyümenin Türk Lirası mevduattaki artıştan kaynaklandığını belirterek, bu durumun manâlı bir gelişme olduğunu ifade etti.
Bankacılık sektöründe 2012 yılında kredilerin toplam aktiflere oranının yüzde 59’a ulaştığını söyleyen Keskin, dolayısıyla aktiflerin üçte ikisinin kredi olduğunu belirterek, ”Ticari ve bireysel kredilerin kendi içindeki dağılımında önemli bir değişiklik olmadı. Kredilerin yüzde 33’ü bireysel ve yüzde 67’si ticari kredilerden oluşuyor” şeklinde konuştu.
Belirgin, KOBİ’lerin krediye ulaşımında da gelişim kaydedildiğine değinerek, ”2012 yılında kredi kullanan KOBİ sayısının 1 milyon 800 bine ulaştığını görüyoruz. Kredi yavaşlamasının KOBİ kredilerine de yansıdığını söyleyebiliriz” dedi.
-Mevduatın kredilere oranı 2012 kasım ayıda yüzde 62-
Bankaların fonlama yapısında değişimin sürdüğünü gösteren Bariz, ”2008 yılında yüzde 62 olan mevduatın toplam aktiflere oranı 2012 yılı kasım ayında yüzde 56’ya geriledi. Mevduat dışı kaynaklar ise 2008 yılında yüzde 19 iken 2012 yılı kasım ayında yüzde 23’e ulaştı” bilgilerini verdi.
Bariz, tahsili gecikmiş alacaklarda (TGA) iyileşmenin yaşandığını belirterek, özellikle son çeyrekte yaşanan kredi hacmindeki artışla TGA’ların kredilere oranının 2012 yıl sonunda yüzde 2,9 olduğunu söyledi. Kurumsal kredilerde bu oranın yüzde 2,8, alıcı kredilerinde yüzde 2,1 ve kredi kartlarında ise yüzde 5,4 olduğunu ifade eden Keskin, karşılıksız çek ve protestolu senetlere ilişkin olarak ”İbrazında karşılıksız çıkan çek oranı yüzde 4,5-5 aralığında 2000’li yılların altında” diye konuştu.
-SRY’de Türkiye ilk beşte-
2012 yılı Kasım sonu itibariyle bankacılık sektörü özkaynaklarının 177 milyar liraya ulaştığını söyleyen Keskin, ” Hür özkaynaklar ise 141 milyar ile epeyce kuvvetli bir sayı. Sermaye yeterlilik rasyosu (SYR) ise yüzde 17,6. Dünyada bu orana sahip ülkeler arasında Türkiye ilk beşte yer alıyor diyebiliriz” dedi.
Bariz, bankaların tehlike yapısının da değiştiğini vurgulayarak, ”Bankacılık sisteminin bilanço yapısı değiştikçe özkaynakların önemi daha da artacak. Özkaynakların önemini karşılayan ise sektörün tehlike ve kar dengesini koruyan bir özkaynak karlılığına sahip olmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Mali kurumların piyasa değerinin krizle birlikte azaldığını 2012 yılında her yerde toparlanmaya başladığını gösteren Belirgin, henüz 2010 yılı seviyesine ulaşılmadığını ve hemen piyasa değerinin 110 milyar dolar seviyesine ulaştığını ifade etti.
Belirgin, 2012 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış değerlere bakıldığında sektörün dönem net karının yüzde 18 ile 23 milyar 377 milyon liraya ulaştığını belirtti.
-TTK 380. maddesinin değiştirilmesi-
Keskin TBB olarak Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nun 380. maddesi ile ilgili bir takım değişikliklerin yapılması adına araştırmalar yaptıklarını anlatarak, ”TTK’nın 380. maddesi bir A şirketinin bir B şirketini satın alması sırasında B şirketinin hisselerini ya da varlıklarını güvence gösterip kredi almasını aranjör bir madde. Düzenleme bu uygulamayı yasaklıyor. Bu da bilhassa proje finansmanı, şirket satın almaları ve özelleştirme süreci içinde bankacılık açısından kredilendirmeyi etkileyecek bir öğe. Bu durumu hükümete ve ilgili kurumlara ileteceğiz” diye konuştu.
Keskin keza, Sermaye Piyasası Kanununun daha alçak düzenlemeleri, milletlerarası düzenlemeler, tereddütlü ve gri alanların düzeltilmesi, terörizmin finansmanı ile uğraş düzenlemesi, tehlike merkezi çalışmaları, fiktif işlemlerin engellenmesi ve şube harçlarının ödenmesinde dönemsellik uygulanması konularında çalışmaların devam ettiğini belirtti.
-Bankacılık soruşturması-
Toplantı sonunda soruları yanıtlayan Bariz, Rekabet Kurumu’nun bankalarla ilgili soruşturması hakkında ise şöyle konuştu:
”Bu konuyla detaylı bir bilgim değil. Basına yansıdığıyla biliyorum. Rekabet Kurumu’nun bankacılık sektörüne öteki sektörlerden işleyişi, düzenlemeleri ve teftiş hususları dikkate alındığında daha hassas değerlendireceğini varsayım ediyorum ve Başkanın açıklamaları bu yönde.
Bankaların piyasanın genel gidişatı, küresel krizde olan bitenle ilgili değerlendirmelerini risk yönetimi açısından sürekli değerlendiren bir sektör. Bu konuşmaların eylemli bir tavır olarak algılanmaması gerektiğini düşünüyorum.” (AA)
 

12 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.