Yeme bozukluklarından kaynaklanan sorunlar

  Sağlık ve Yaşam    25 Mart 2019
Yorum Yok

Yeme bozukluklarından kaynaklanan sorunlar

Vitaminler ve mineraller yiyeceklerimizin jftif tümünde görebileceğimiz besinlerdin Toplam afiyet için son derece önemlidirler. Jurnal aldığınız besinlerde değiştirme yaptığınızda, esas besinlerin alımını ve uygun dengede olmasını sağlamaya özen göstermelisiniz. Bu bölümde bunun nedeni hakkında daha artı şey öğreneceksiniz.

Vitaminler: Organik Bileşikler
Vitaminler, sıhhat için esas olan organik bileşiklerdir. Vitaminler karoser tarafından yapılmazlar. (Bazı durumlarda bir biçimi, ceset içinde diğer bir biçime dönüştürülebilse de). Bu yüzden vitaminlerin yediğimiz yiyeceklerden sağlanması gerekmektedir. Fakat protein, karbonhidratlar ve yağların tersine vitaminler, enerji kaynağı sağlamazlar.

Vitaminler yaşam için gereklidir. Her vitamin vücutta bilinen işlevlere sahiptir. Fakat sadece az miktarlarda vitamine gereksinim duyulur. Günlük gereksinim için gerekli olan vitaminlerin toplamı yalnızca 1/8 çay kaşığı kadar olacaktır. Fakat gereksinimler fazla eksik olsa bile vitaminler hayatı cesaretlendirmek için gereklidir. Kayıtlı bir vitamin yeterli miktarda alınmadığında, yeteneksizlik belirtileri gelişebilir. Vitamin eksikliği, vitaminin alınmamasından bir iki gün daha sonra değil oysa birkaç ay sonra kendini gösterir. Vitaminler iki belli başlı gruba ayrılırlar: yağda eriyen ve suda eriyen vitaminler.

Vitaminler ve mineraller; enerji üreten besinler, protein, karbonhidratlar ve yağlar kadar perhiz için önemlidirler. Ancak kalori ve enerji vermezler. Vitaminler ve mineraller hergün vücuttaki bir fazla işlem ve etkinlik için fazla önemlidir. bu nedenle, bu vitaminlerin her gün yerinde miktarlarda alınması gereklidir.

Yağda eriyen vitaminler
Yağda eriyen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir. Bu vitaminler aşırı alındığında vücutta depolanırlar. Bu özellik, her gün tatmin edici miktarlarda vitamin tüketmeyen insanlar için bir üstünlük olabilir. Ne yazık fakat fazla pozitif miktarda alındıklarında, fazlalığıyla zehirleyici düzeylere ulaşabilirler. Yüksek dozlar, karoser için güvenli olmayan hale gelebilir. Bu kayda değer vitaminlerin, ne yaptıklarına ve onları hangi beslenme kaynaklarından sağladığımıza odaklanalım.

A vitamini
A vitamini iki biçimde varolur. Hayvansal kaynaklı yiyecekler, A vitaminin etkili biçimini sağlarken nebati kaynaklı yiyecekler, vücutta A vitaminini dönüştüren beta-karoten olarak adlandırılan provitamin tipini sağlar. A vitamini karaciğer, balık yağları, süt ve süt ürünleri takviyesinde ve yumurta sarısı gibi gıdalarda bulunur. Beta-karoten ise havuç, yer elması, balkabağı, ıspanak, brokoli, kabak, biber, papaya, mango, kavun ve kayısı gibi yiyeceklerde bulunur. Hastalıklar anlamına gelen beta-karoten bakımından varlıklı yiyecekler antioksidanlar olarak adlandırılır ve A vitamini; kemiklerin gelişmesi, sağlıklı epitel, yani deri, gözler ile akciğerlerin, bağırsakların ve üreme organlarının bölümlerinde bulunan doku için gereklidir. A vitamini cildin ve saçın sağlığı için gereklidir. Hem özellikle gece ve loş ortamlarda sağlıklı bir görme gücünün sürdürülmesi için önemlidir.

D vitamini
D vitamini, diyetteki besinlerden ya da güneş ışığına aracısız olarak maruz kalarak sağlanabilen tek vitamindir. Kan dolaşımındaki kalsiyum seviyesini düzenlemeye yardım etmek için gerekli olan bu vitamin, dinç kemikler ve dişlerin gelişmesinde önemli bir rol oynar. D vitamini bir takım balıklarda (sardalya, alabalık ve akrabası somon balığında), balık yağlarında, peynirde, yumurtada ve süt takviyesinde, tahılda ve margarin ürünlerinde bulunabilir.

D vitamini çoğunlukla “güneş ışığı vitamini” olarak adlandırılır çünkü güneş ışığından sağlanabilir. Güneşli iklimlerde yaşamış insanların D vitamini gereksinimini karşılamakta güçlük çekmemeleri gerekir.

E vitamini
E vitamini bir çok insana her derde deva olarak reklamı üretilmiş, iyi bilinen bir vitamindir. Bu yöndeki çoğu iddianın doğruluğu kanıtlanmamış olsa da bu vitamin son yıllarda ün kazanmıştır. Dinç bir bağışıklık ve asap sistemini gözetmek için olan E vitamini hem hastalığa ve dokuyu hasara aleyhinde korumaya yardımcı antioksidan tesir sağlaması ile de tanınır. Vitamin E bakımından zen­gin olan bir perhiz; soya fasulyesi, darı, palavracı safran, pamuk tohumu, margarin, bir takım meyveler ve sebzeler, buğday özü, çoğu tahıl taşıyan kahvaltılık tahıl gevreği, fındık ve tohumlar gibi bitkisel yağları içerir.

K vitamini
K vitaminin asıl işlevi, kanın pıhtılaşmasına katkıda bulunmaktır. Bu vitamin indirimli, sıyrık veya kanayan bir hasar durumunda kanın pıhtılaşmasına yarayacak proteinlerin yapımı için gereklidir. K vitamini; koyu yeşil yapraklı sebzeler, karaciğer, meyveler, süt, et, yumurta ve tahıl ürünlerini içeren dağıtılmış yiyeceklerde mevcuttur.

Suda eriyen vitaminler
Suda eriyen vitaminler (B-karışık ve C vitamini, askorbik asit olarak da bilinir) vücutta depolanmazlar. Sahiden bu vitaminler, suda erir dolayısıyla fazla fazla miktarda alındığında idrarla vücuttan atılır. Bu vitaminler vücutta fazla mik­tarda depolanamazlar. Ama bu vitaminler, günlük ihtiyaçları karşılamak için önerilen miktarda tüketilmelidir. Bu vitaminler, bir fazla gıda kaynağında büyük oranda mevcuttur.

Tiamin (B-l)
Tiamin, enerji metabolizmasında manâlı bir rol oynar. Sinirlerin ve kasların işlevleri için de gereklidir. Tiamin; kepek’ekmeğinde ve tahıl gevreğinde, karaciğerde, kuru fasulyede, fındıkta, gündöndü gibi kabuğundan ayrılmamış bitki tohumlarında ve rafine edildikten daha sonra vitaminin eklenen zenginleştirilmiş mahsul­lerde bulunabilir.

Riboflavin (Bs)
Riboflavin karbonhidratlardan, yağlardan ve proteinden gelen enerjiyi özgürlük bırakmada vücudu yardım eder. Riboflavinin temel kaynakları; süt ve süt ürünleridir. Zenginleştirilmiş ve kepekli tahıl gevreği, karaciğer, böbrek ya da yürek gibi sakatatlar ile et, kümes hayvanları, yumurta, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve fındık da bu vitamini sağlar.

Niasin
Niasin esas olarak enerji metabolizmasıyla ilgilidir; cildi ve sinir sistemini sağlıklı tutmaya da tezgâhtar olur. Kepekli ve zenginleştirilmiş ekmek ve tahıl gevreği ile birlikte et, kümes hayvanları, balık, yerfıstığı yağı, baklagiller ve fındık bu vitaminin başlıca kaynaklarıdır.

Pantotenik asit
Bu vitamin, enerji metabolizmasında kayda değer bir rol oynar hem büyümeyi de destekler. Et, kümes hayvanları, balık, kepek ekmeği ve tahıl gevreği, baklagiller, süt, meyveler ve sebzeleri de içeren çok dağıtılmış gıda kaynağında bulunabilir.

Biotin
Biotin karbonhidratlardan, proteinlerden ve yağlardan enerji üretilmesine takviye eder. Yumurta sarısında, bira mayasında, tahıl gevreğinde, karaciğerde, peynirde ve fındıkta bulunur.

B, vitamini
B6 vitamini, ceset dokularının gelişiminde ve yağların metabolizmasında temel rol oynar. Gıda kaynakları et, balık, kümes hayvanları, sakatatlar, süt ve süt ürünleri, kepek ekmeği ve muz, kavun, brokoli ve ıspanak gibi bazı meyve ve sebzeleri kapsar.

Folat (Folik asit)
Yeni hücrelerin gelişmesine ve DNA’yı (hücrelerin kalıtımsal bileşimi) birleştirmek­ye yardım eden bu vitamin, özellikle gebe kadınlar için önemlidir. Karaciğer, bira mayası, buğday tohumu, baklagiller, portakal, kavun ve brokoli ile beraber koyu yeşil yapraklı sebzeler bu vitaminin asıl kaynağıdır. Zenginleştirilmiş ekmekler ve tahıl ürünlerinde de yerinde folik asit miktarı bulunur.

B12 vitamini (Kobalamin)
B12 vitamini folik asitin işlevine destek eder. Keza dinç asap dokusunun gelişmesi, korunması ve kırmızı kan hücrelerinin oluşumu için gereklidir. Temel olarak ette, kümes hayvanlarında, balıkta, yumurtada, süt ve süt ürünlerinde bulunduğundan bu vitamin, çoğunlukla vejetaryenler için bir sorundur. Hiç et, yumur­ta, balık ya da süt ve süt ürünleri yemeyen sıkı vejetaryenler, çoğu kez alternatif B12 vitamini kaynakları aramalıdırlar.

C vitamini (Askorbik asit)
Bu ünlü vitamin yani C Vitamini, vücuttaki fazla sayıda kayda değer işlevi yerine getirir. Sağlıklı kemikler, kıkırdak, kaslar ve kan damarları için zorunlu olan hücreleri bir arada tutan kollojenin oluşumuna takviye eder, yaraların iyileşmesini sağlar, demir ve kalsiyumun vücutta kullanımını artırır, gözenekli olan hasarını önlemede bir antioksidan olarak çalışır, hastalık ye hastalığa aleyhinde korur.
C vitamini turunçgiller, kavun, çilek, brokoli, patates, domates, lahana, (kıvır­cık, ıspanak, şalgam gibi) koyu yeşil yapraklı sebzeler ile yeşil ve kırmızı biberi içeren çoğu sebze ve meyvede çokça bulunmaktadır.

Mineraller: İnorganik elementler
Vitaminler gibi mineraller de vücudun son derece küçük miktarlarda ihtiyaç duyduğu besinlerdir. Onlar da kalori sağlamazlar. Ama vitaminlerin aksine mine­raller inorganik elementlerdir yani bileşik değillerdir ve karbon içermezler.

Perhiz için önemli olan en düşük on altı bambaşka çeşit mineral vardır. Bunlar; makro ve mikro mineraller kategorisine dahil edilebilirler. Her nesil, eşit derecede tartı­lidir; gövde onlara bambaşka miktarlarda gereksinim duyar. Önerilen günlük mineral miktarı son derece azdır ama çoğunlukla sağlık durumu için çok önemlidirler. Mineraller enzimlerin kimyasal tepkimeleri tamamlamasına, olağan sinir işlevlerine ve kas kasılmasına tezgâhtar olur, büyümeyi hızlandırır, asit baz dengesini düzenler ve bedenin değişken dengesini korur.

Makro mineraller
Makro mineraller kalsiyum, fosfor, magnezyum, sülfür, potasyum ve klor içerir. Bunlara mikrobesinlerden daha pozitif gereklilik duyulduğu için birçok insana daha aşina gelebilir. Bu meşhur minerallerin tanesi tek tek bakalım.

Kalsiyum
Kalsiyum, vücutta doğal olarak en fazla bulunan mineraldir. Kemik kütlesini korumak ve kemikleri yaşam boyunca güçlendirmeye yardım etmek için çoğun­lukla kemiklerde bulunur. Bunun yanına kalsiyum, güçlü dişlerin oluşmasında da işlevseldir. Kas kasılması, kalbin atması, asap fonksiyonları ve kanın pıhtılaşması için önemlidir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, bakliyat ve sardalye kalsiyum sağlasa da süt ve süt ürünleri diyete maksimum kalsiyum karşılayan gruptur. Bugün, portakal suyu gibi bir fazla gıda kalsiyumla takviye edilmiştir.

Fosfor
Vücutta zinde kemikler ve dişler oluşturmaya yardımcı olmak için fosfor ve kalsiyum birlikte çalışırlar. Fosfor, keza enerji metabolizmasının düzenlenmesine yarar. Süt, kümes hayvanları, peynir, et, bakliyat, yumurta, fındık, ekmek, patates, bezelye, kuru üzüm ve avokado gibi protein bakımından varlıklı olan bütün gıdalar­da bulunabilir.

Magnezyum
Kalsiyum ve fosfor gibi vücuttaki magnezyumun da birçok kemiklerde bulunur. Esas olarak magnezyum, enzimleri daha bereketli bir biçimde kastetmek üzere faal hale getirerek çalışır. Hem akciğerler, sinirler ve kalbin işlevleri için de yararlıdır. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, patates, bakliyat, deniz ürünleri, fındık, süt ve süt ürünleri ve her çeşit tahılı magnezyum içermektedir.

Sülfür
Sülfür vücudun her hücresinde bulunur. Vücuttaki asit baz dengesini koru­maya tezgâhtar olur. Buna ilave olarak sülfür, karaciğerin vücuttaki toksinleri daha az zararlı maddelere dönüştürmesine yardım eder. Sülfür, protein bakımından zengin ve B vitaminleri tiamin ve biotin içeren gıdalarda bulunsa da beden sülfüre son derece az miktarda gereklilik duyduğundan jurnal olarak sülfür alma zorunluluğu yoktur.

Sodyum, potasyum ve klor
Bu üç mineral vücuttaki istikrarsız dengesini düzenlemeye yardım etmek için bir­likte çalışırlar. Sodyum, bir fazla yiyecekte doğal olarak bulunsa da onun esas katkısı tuzdan ve bitmiş yiyeceklerden gelir. Sodyum klorür olarak da tanıdık sofra tuzu, günlük besine keza klorür de sağlar. Potasyum, taze meyve ve sebze­ler ile süt, et, kümes hayvanları ve çeşitli balık türlerinde bulunur.

Mikro mineraller
Mikro minerallere yalnızca fazla küçük miktarlarda gereklilik duyulsa bile onlar cisim fonksiyonlarında son derece önemlidir. Aşağıdakiler bu esas besinlerin bir özetidir.

Demir
En fazla kanda bulunan demir, en kayda değer minerallerden birisidir. Demir, oksi­jeni akciğerlerden hücrelere içeren kırmızı kan hücrelerine yardım eden bir pro­tein olan hemoglobinin bir parçasıdır. Hemoglobin ayrıca karbondioksiti vücuttan atmak üzere dokulardan akciğere geri taşır. Kan hücrelerinin parçası olduğu için kan deposu tüketildiğinde demir de tüketilebilir. neticede vücuttaki demir oranının azlığı bir tür demir yetersizliği olan ve kansızlık denilen bir duruma niçin olur. Kansızlık; yorgunluğa, bitkinliğe ve iştah kaybına niçin olur ve kanın oksijen taşıma yeteneğinin azalmasına yol açar. Demir bakımından zengin yiyecekler herkesin jurnal besininin bir parçası olmalıdır. Bu yiyecekler kırmızı et, deniz . tarağı, istiridye, ördek, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve zenginleştirilmiş her tür tahıl ile kahvaltılık tahıl gevreğini içerir. Demir, C vitamini bakımından varlıklı yiyeceklerle birlikte tüketildiğinde (mesela demirle zenginleştirilmiş bir tahıl ile birlikte bir kadeh portakal suyu) vücuttaki daha yüksek oranda emilir.

Çinko
Çinko büyümeyi ve cinsel gelişmeyi de içeren fazla sayıda ceset işlevine katkı­da bulunur. Hem enzim işlevlerinin artırılmasına da yardım eder. Bunlara ilave olarak asit baz dengesinin korunmasına ve vücudun enfeksiyona direncine de muavin olur. Çinko, kırmızı et, deniz ürünleri, karaciğer, yumurta, süt, her çeşitlilik tahıl, buğday özü, bakliyat ve fındık gibi yiyeceklerde bulunur.

İyot
İyot vücutta metabolizmayla ilgili bir fazla fonksiyonda, bilhassa de metaboliz­mayı kontrol eden tiroksin denilen hormonun üretilmesinde rol oynar. İyot, en fazla deniz ürünlerinde ve iyotlu tuzda (iyot eklenmiş sofra tuzu) bulunur.

Flourid
Flourid, genellikle su ile bağlantılı olarak düşünülür çünkü suların içinde doğal olarak bulunur. Flourid sağlıklı kemikler ve dişler için önemlidir. Suyun haricen çayda ve yenilebilir kılçığı olan balıkta (konserve sardalya balığı gibi) bulunabilir.

Selenyum
Selenyum, E vitamini ile birlikte bir antioksidan gibi çalışır. Keza hücresel gelişimini devam ettirmekten de sorumludur. Selenyum en çok et, karaciğer, yumurta, balık ve midye, istiridye gibi kabuklu deniz hayvanlarında bulunur.

Bakır, krom, manganez, molibden
Bu minerallerin her birinin fizyolojik bir işlevi vardır. Bakır, hemoglobin üret­meye tezgâhtar olur ve kemiklerin, kan damarlarının ve sinirlerin sağlıklı kalmasına yardım eder. Fasulye, tohum, deniz ürünleri, fındık ve sakatatta bulunur. Krom, dekstroz metabolizmasına takviye eder ve yumurta sarısı, et, peynir, mantar, fındık ve mayada bulunabilir. Manganez, karbonhidrat metabolizmasında ve enzim fonksiyonlarında rol oynar. Tahıl, fasulye ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Molibden enzim aktivitelerinde rol oynar ve süt ile süt ürünleri, fındık, fasulye ve tahıl ürünlerinde bulunur.

Pitobesiıtler
Pitokimyasallar da denilen pitobesinler özünde vitamin ya da mineral değildirler fakat kalp hastalığı, kanserin bir çok çeşidi, göz bozuklukları ve kan pıhtılaşması sorunları gibi hastalıklarla savaşan ve değişik yiyeceklerde yer alan bileşiklerdir. Bu kimyasal bileşiklerin ayrıca meyve ve sebzelere canlı renkleri verdikleri kaydedilmiştir. Her gün renkli meyve ve sebze türlerini seçerek diyetinizde hastalıkla savaşan maddeleri de çok miktarda almış olursunuz.

Bu bileşiklere verilen dağıtılmış isimler şunlardır:
* Likopen
* Flavonoidler
* Alfa-beta karoten
* Kriptoksantin
* Lutein
* Zeaksantin
* Antioksidanlar

Yiyeceklerinizde aşağıdaki renkli seçimleri yapın:
Kırmızı: Domates, karpuz, hurma, pembe greyfurt vb.
Koyu kırmızı/ mor: Üzüm, üzüm suyu, böğürtlen, yabanmersini, elma, kuru, erik, çilek, patlıcan, erik vb.
Turuncu: Yer elması, mango, havuç, kayısı, kavun, balkabağı vb.
Turuncu/ sarı: Portakal, Satsumu mandalinası, turunç, şeftali, papaya, nektarin vb.
Sarı/ yeşil: Darı, avokado, şeftali, kavun vb.
Yeşil: Brüksel Lahanası, brokoli, yeşil fasulye, bezelye, ıspanak, kıvırcık, kara, lahana vb.
Beyaz/ yeşil: Sarımsak, soğan, frenk soğanı vb.
Mavi: Dere üzümü (çoban üzümü) vb.

Vitamin ve mineraller yiyeceklerimizde bolca bulunur. Protein; meyve, sebze, süt ve süt ürünleri ile tahıl bakımından zengin olan günlük yiyecekler tüketilerek dinç bir şekilde elde edilebilir. Öteki bir deyişle, yerinde vitaminler oysa tüm gıda gruplarını içeren bir diyetten tedarik edilir. Fakat çoğu birey, vitaminlerin kolaylıkla alınabilmesi konusunda memnuniyet olmazlar. Bu yüzden birçok insan, sürekli olarak bu besinlerin temini konusunda alternatif yöntemler aramaktadırlar.

14 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.