Blog

Tıp artık bilim değil kazanç alanı

  Blog    5 Ocak 2019
Yorum Yok

Tıp artık bilim değil kazanç alanı
İnsanın bedensel beslenmesi dek ruhsal beslenmesinin de önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, tıp biliminin bir gelir kapısı haline dönüşmüş olmasından son derece rahatsız. Eşine danışmayan erkeği akılsızca yapılan bulan Müftüoğlu, “Ofisimde kesintisiz Chopen, Beethoven, Mozart çalar, bayılarak dinlerim; ama beni hiç kimse Müslüm Gürses’i, Orhan Gencebay’ı dinlemekten alıkoyamaz.” diyor. Detoks istiyorsanız dua edin, namaz kılın -Bu mesleği seçim ettiğiniz güne dönelim. 12 yaşında reel annenizi doğrusu siz iki yaşında iken beyin kanserinden kaybettiğinizi öğrenmenin doktorluk mesleğini tercihte tetikleyici bir tarafı var mı? Var şüphesiz. Doktorluk mesleği temelde duygusal temellere bağlıdır. Ben ‘hekim olmalıyım’ diye düşünmedim, bana yerinde olduğu çok önemli ahali tarafından söylendiği için tercih ettim. Özellikle ailenin kadınları kadar hekim olmam fazla istendi. Diğer önemli tesir ise pratisyen doktor olan dayımdır. Parayı ikinci planda tutan ve hayatını hastalarına adayan efsane doktor Kemal. öyle efsaneydi fakat yan birkaç kasabadan otobüslerle millet ona muayene olmaya gelirlerdi. Ona büyük bir hayranlık besleyerek büyüdüm. Yazları ofisinde erkek hemşire gibi geçirdim, pratik faydası da fazla oldu. Sizin ihtisasınız iç hastalıklar üstüne. Bu dinç yaşam, diyet konularına niçin kafayı taktınız? Perhiz ve sağlıklı yaşamdan başka şeylere de kafayı takmış durumdayım. Lakin insanlara meramımı açıklamak için yazmaya karar verdiğimde bu iki unsuru orta olarak kullandım. Böyle ayrı baktığım için, meslektaşlarım ve toplumla ilişkilerimde böyle açıklama etmemin beni zor durumda bırakabileceğinden, dışlanacağımdan da korktum. Niçin bu nefret? Çünkü tıp bilimi tıp olmaktan çıkmış, endüstrileşmiş ve bir gelir alanı haline gelmiş durumda. O nedenle de bu alanın yöneticileri var fakat bu yöneticiler de ne yazık fakat doktorlar yok. Doktorlar bunu kendilerinin yönettiklerini zannediyorlar lakin alakası yok. Tıp bilimini tanı ve çare endüstrisi yönetiyor. Tanı ve tedavi et para kazan. Parayı veren düdüğü çalıyor. Gıda ve diyet için de geçerli değil mi bu? Şöyle düşünüyorum: Niye hasta olmak istemiyoruz? İyi hayatı engellediği, canımızı yaktığı için. Anadolu’da, Orta Asya’da filizlenip tüm dünyaya yayılan reel İbn-i Sina tıbbı teşhis ve çare etme yok, koruma tıbbıdır. İyi hayatı anlatan tıptır. Fakat ne zamanki korumada para olmadığı anlaşılmıştır, tıp fakültelerindeki derslerin %90’dan fazlası tedavi ve teşhise yöneliktir. Yaşadığımız çevre ve arazi pak olmadığı sürece bizim iyi olmamız muhtemel değil. Bu yalnızca kimyasal maddesel arazi değil, oranın ruhsal yönü de olmalı. Hekim Mehmet Öz’ün kanser olduğu yönünde haberi çıktığında ne hissetmiştiniz? Mehmet Öz benim arkadaşımdır, manâlı bir temsilcimizdir. Geçen yaz ‘En önemli vitamin kolaylık ve ruh sağlığıdır.’ dedi. Ben bunu 10 yıldır yazıyorum. Vücudu besleyen hakiki şey domates, soğan, sarımsak yok; inançtır, aidiyettir, bir şeye emrindeki olmaktır. Mehmet’in başına gelen şey bu olabilir. Bedensel gıda kadar ruhsal beslenme de önemlidir. Arınma deyince de hemen detoks merkezlerinde lavman yapıyorlar, bazı üçkağıtçılar da evlere lavman tüpleri satmaya başladılar. Kirlenme beden ve ruhta beraber olur, arınacaksa da ikisini beraber arınmalı. Meşhur tıp araştırmacısı ve çevreye kafayı takan René DuBos’un çok kayda değer bir lafı vardır: “Bilimsel tıbbın en manâlı sorunu yeteri kadar bilimsel olmamasıdır. Çünkü bilimsel tıp hala insanlara iyi gelen mucizevi güçlerin nasıl oluştuğunu ne kabul ediyor, ne buna kafa yoruyor. Ne süre bunu araştırırsa o zaman bilimsel olacaktır.” Pazarlayamadığı şeyleri görmezden geliyor. Eskiden içki, sigara kullanmanız yanında kilolu birisiymişsiniz de! Bu durum ne kattı size? Bunları bırakmam gerektiğine inandığım süre bıraktım. Bunu yalnızca sigara için yapamamıştım ama onu da Süleyman Demirel bir uçtan bir uca bıraktım. Kayda Değer olan, yaşarken ne dek akılda kaldığınız, ne bırakarak yaşadığınızdır. Hayata espri, heyecan katmadan yaşam katlanılır olmaz. Dışarıda bir şeyler yiyip içerken insanlar ‘Ne der?’ diye çekinip de yemediğiniz şeyler oluyor mu? Tam tersine kendime pizza filan ısmarlıyorum. Bir şey sık tekrarlanırsa zararlıdır. Canım ne istiyorsa onu yer içerim, hiç umurumda yok. Belirli bir yaşam disiplini yaşayanlara zaten içki de, sigara da eski tadını vermez, hayatınızdan çıkıp gidiyor. Yazıp söyledikleriniz bir ürünün satışına büyük etki yapıyor. Üreticilerden talep geliyor mu? Fazla artı oluyor, çok. İki şeye bakarım: Toplumun çoğunlukla yararına mı, ikincisi o yerel üretimin kültürel layık olarak varlığı yararlı mı? Meslekî olarak parayla yaptığım tanıtımları da söylerim. Hastalarınızdan öğrendiğiniz neler var? Hastamı muayene ederken fazla sinirli ve stresli olurum. Onların meramını anlayamamaktan korkarım. Meram teşhiste değil hastanın kendinde gizlidir. Her sorun herkeste öbür oluyor. Hekimler kendilerini insanüstü bir yere koyuyorlar, bu son derece yanlış. s.zengin@vakit.com.tr Chopen, Mozart’a bayılırım lakin kimse beni arabesk dinlemekten alıkoyamaz -Çoğu çalgı çalıyorsunuz. Sahnede görür müyüz sizi bir gün? Müzikle yakından ilgiliyim. Profesyonel yapmam ama profesyonel sahnelere çıkıyorum. Bir Yunan grubunun peşinde bateri çaldım. Daha önce Kenan Doğulu ile de bateri çalmıştım. Sezen Aksu’nun evinde de ona eşlik ederim. Evde her türlü müzik çalar; sadece rock müziğinden hoşlanmıyorum. Arabesk müzik hakkında ne düşünüyorsunuz peki? Arabeski fazla seviyorum. Arabeskle ilgili son zamanlardaki tartışmaları da esefle karşılıyorum. İnsana dokunan her şey insana iyi kazanç. Dertlerini yâd etmek da insana iyi kazanç, dozunda kalmak şartıyla. Ofisimde kesintisiz Chopen, Beethoven, Mozart çalar, bayılarak dinlerim; ama beni kimse Müslüm Gürses’i, Orhan Gencebay’ı dinlemekten alıkoyamaz. Hiç utanmam da bundan. Söylerim de! Gözlerimi kapayıp 10 Orhan Gencebay şarkısını hiç ara vermeden yanlışsız söylerim. Batsın Bu Dünya’yı çok severim. Dinç yaşamın formülü: Yediğinizin yarısı, yaptığınızın iki katı -Az yersek kolay kilo verir miyiz? Natürel oysa, eksik ye fazla hareket et. Yediğinizin yarısı, yaptığınızın iki katı… Su içsek fayda mı? Yarar. Metabolizma bozuksa yediğiniz şeyler kilo aldırabilir. Limon ve lahana suyu zayıflatır mı? Hayır hayır, zayıflatmaz. Zayıflama hapları ve light ürünlerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Böyle bir hap yoktur, reddediyoruz. Böyle bir ilaç hala icat edilmiş değildir. Reçeteli ve reçetesiz bütün zayıflama hapları yasaklanmalıdır. Light ürünler daha çok yedirir. Perhiz yaparken light beslenmek sizi motive eder ama. Detoks ve anti-aging sözünden pişman oldum -Verdiğiniz önerilerde pişman olduklarınız neler var? Fazla şey var. Hatta bu gıda konusunu toplum yeteri dek eğitimden geçmeden önerdiğim için mi bir sürü şarlatan ortaya çıktı diye de düşünüyorum. Ciddi bir pazar oluşturdum. İnsanların cebindeki parayla bir sürü ot, çöp ve taş alanları gördükçe ruhum sıkılıyor. Detoks lafı da sizden çıktı? Türkiye’de birincil detoks diyen benim fakat pişman oldum. Uzun yaşamakla ilgili anti-aging sözünü kullandım. Bundan da pişmanım. Detoksu birincil bulanlardan birisi Miman Sinan’dır. Yapılarını tasvir ederken ‘Taşları elime verdiler, yalın ayla getirdim, içinden bu çıktı.’ demiştir. Detoks bu. Felsefede de, edebiyatta da detoks lazım. Neden ahali dünyanın en lekeli ülkesi Hindistan’a gidiyor ruhsal arınma için? İnanç dünyaları çelimsiz olduğu için anahtarı Hollywood’da kaybediyor artistler, Nepal’de arıyorlar. Bulamazlar. Detoks için yoga, meditasyon yapanlara ne diyeceksiniz? Yapalım, ben de yazıyorum bunu. Ama imkanınız varsa dua edin, namaz kılın! Size ait olan değerlerle daha etkili detoks yapabilirsiniz. Şişmanlık niye aşağılanıyor? Sumo güreşçileri 90’dan artı yaşıyor fakat… O da bir sanayi! Yeni bir araştırma daha yayımlandı Amerika’da. Egzersiz yapan fakat kilo fazlalığı olan insanların sağlıkları, egzersiz yapmayan zayıf insanlardan daha iyi. Kadına danışmayan erkek, zeki erkek değildir -Bayan ve erkeği su ve una benzetip, evliliği hamur diye niteliyorsunuz. Hani un ve hamur işi yasaktı? Hamuru çözümleyin, hamurdan su ve un çıkaramazsınız. Bu insanı insan yapan hamursa, birleştiren hamursa bu hamur serbest. Eşiniz Mihriban Bayan sizin öğütlerinizi ne dek dinliyor? Büyük kısmını dinler. Benim alkol kullanmamı eleştirmişti. Ama o sigara içme yanlışlığına devam ediyor. Bizim konut hayatımızda sadelik, dinginlik ve basitlik vardır. Hayatımızı renklendirmek gerektiğinde olağanüstü şeyler yaparım. Eşinizin öğütleri fazla mudur? Onu çok dinlerim. Erkeklerin arkaya bakmadan gittiklerini düşünüyorum, önlerine bakarlar ve toparlamazlar. Benim kişiliğim de azıcık böyle, eşim benim frenimdir. Manâlı işlerde fikrini alırım. Kadına danışmayan erkek zeki erkek değildir zaten. Dinç yaşamın püf noktası nedir? Hayata kazık çakamayız. Her gün 30-40 dakika yürüye yürüye de, ona buna kazık atarak da kazık çakamazsınız. Yaşam bir bütündür. İyi hayatın iki belirleyicisi var: Gövde ve ruhu ahenkli içinde çalıştırmak ve bu uyumu doğanın doğal dengeleri içine en iyi şekilde entegre etmek. En yoğun kirlenme ruhtadır. Ruha önem saptamak lazım. Üzüm mü, kırmızı şarap mı sağlığa yardımsever? Şarap Fransız PR şirketlerinin pompalaması değil mi? Natürel ama üzüm sağlıklı. Bu araştırmayı İrlandalı yaparsa viski, Almanlar yaparsa bira daha sağlıklı diyor. Üzümü nasıl yerseniz yiyin sağlıklıdır. Sağlık yararı için katiyen alkolü nasihat etmedim. ‘Alkol alın dinç kalın’ gibi bir mantık olabilir mi, bunu külliyen reddediyorum. Hadi yürek sağlığına yararı var, peki karaciğer ve sindirim sisteminiz? VAKIT

1 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: