Blog

Teknolojik yenilikler büyük ve başarılı şirketleri tehdit ediyor

  Blog    7 Ocak 2019
Yorum Yok

Teknolojik yenilikler büyük ve başarılı şirketleri tehdit ediyor

FINANSGUNDEM.COM – ÖZEL HABER

İstanbul Finans Merkezi Projesi…
Avrupa’yı da Asya’yı da kıskandıracak, beklenti çıtası yüksek dev adım.
Biz diyoruz ancak; İstanbul Finans Merkezi Projesi’nde İslami finansın manâlı bir pay alması bekleniyor.
Tarık Al Rifai diyor ki; İstanbul Finans Merkezi’nin kurulması kendimce de bir düşünce.

Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya
Türkiye’nin coşkusunu öyle bir hissediyor, Türkiye’yi o kadar bir kucaklıyor, vizyon çiziyor ki sormayın. “Türkiye’nin bölgede İslami finansmanın büyümesinden muamele etmek için iyi bir konumda olduğuna inanıyorum. Bunun Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar olan alanı kapsadığını söyleyebilirim…”
Haklı olarak, Ankara’nın da ısrarla işaret ettiği gibi, İstanbul Finans Merkezi’nin etki çapını kuytu bölgeden çıkarıyor, Doğu’dan Batı’ya, kıtadan kıtaya aktarıyor. Sadece beklentileri değil, inancı da böylece. Türkiye’nin gücünün farkında.

Herkesin şapka çıkardığı bir artist
Tarık Al Rifai’yi dinlerken ister istemez etkileniyor insan. İslami bankacılık ve finans sektöründe herkesin şapka çıkardığı bir isim. Dünyanın her köşesinde saygın. Bir sanatkâr, bir bilirkişi. Misyon da onda, vizyon da. Ufku geniş. Bir düşünür. İslami finansın gücünü öyle iyi kavramış, pek anlamlı ve net anlatıyor fakat şahane. Yıllarını verdiği, üzerine yığınla kitap yazdığı, çalışma yaptığı bir alanda, böylesine yetkin bir imzayla konuşmanın keyfine doyum olmuyor.

Mücadeleden vazgeçmeyin
Pazardan görüntüler sunuyoruz, Türkiye’ye yönelik ipuçları veriyoruz. Mesela; her ne kadar bankacılık sektöründe yüzde 6 gibi minik bir pay alsa da halk bankalarının katkısıyla Katılım Bankacılığının Pazar payının çabucak büyümesi beklendiğini ifade ediyoruz.
Araya giriyor. “Bu yiğitlik kırıcı olmamalı.” Nasihat açık, mücadeleden caymak yok. “Orta Doğu’da da İslami bankacılık müşterilerini ilerletmek ve cazip ülkü getirmek epey vakit aldı.” Mesaj açık: Dayanma, azim ve kafa patlatmak.
“Türkiye’de katılım bankaları son on yıldır mevduat bankalarından daha seri bir şekilde büyümekte ve durmadan mevduat bankalarından pazar payı çalmaktadır.” Bu cümle yetiyor, Türk bankacılık sektörünü ne kadar yakından izlediğini kanıtlıyor.

Yatırımcılara cazip teşvikler sunun
İpuçlarına devam ediyoruz; yeni mahsul ve hizmetlerle borçlanma araçları öncelikle olmak üzere İslami finansın ülke ekonomisine büyük katkı sağlaması bekleniyor. Dünyanın önde gelen İslami finans kuruluşlarının gözünün de ülkemizde olduğu biliniyor.
Amacı dile getiriyoruz; köprülerden, otoyollara, dev havalimanı projelerinden konutlara dek kayda değer yatırımların İslami Finans ürünleriyle finansa edilmesi hedefleniyor.
Titiz bir değerlendirmeyle, kelimeleri seçerek yanıt veriyor Al Rifai. Dünyanın dev ekonomileri arasındaki yerini almak için müthiş bir projeksiyonla yola aralıksız Türkiye’nin önündeki fırsatları masaya getiriyor. Sukuktan İslami sermayeye, İslami finansal ürünlerden modern İslami finansa, parasal krizlerden İslami fonlara manâlı bir aktör olan, İslami piyasaların ruhunu haberdar olan Tarık Al Rifai, Türkiye’nin nafile harcayacak zamanının olmadığını söylüyor. Yeni yollar bulmaya teşvik ediyor, yeni çözümler yaratma konusunda akıl fırtınası yaşatıyor. Ilk hedefi yakından seçiyor, Orta Doğulu yatırımcılar. Kuvvetli bağların altını çizerek, sempatiyle baktıkları Türkiye’ye yatırıma gelen Orta Doğu’lu yatırımcılara özendirici uygulamaların sunulmasını öneriyor.

Dünya onun ardından, o bizim konuğumuz
Bir görüntü olmak, evsahipliği yapmak nedeniyle dünyanın önemli ajansları, gazeteleri, ünlü televizyonları onun ardındaki ancak Tarık Al Rifai Finansgundem.com’a misafir oluyor. Türkiye’nin İslami finans konusunda atılıma hazırlandığı bir dönemde, İslami finans konusunda yaptığı araştırma ve yayınlarıyla otorite olarak bilinen Tarık Al Rifai ile dünyadaki islami Finansı, Türkiye’deki uygulamaları konuşuyoruz.

TÜRKİYE COĞRAFİ KONUMU VE ENERJIK TİCARİ BAĞLARINDAN DOLAYI FAZLA ŞANSLI

-İslami finans Türkiye’de bir süredir hükümetin de gündeminde olan bir konu. İstanbul Finans Merkezi projesinin İslami finans ile daha başarılı olacağına inanılıyor. Ama yüzde 90’ı Müslüman olan Türkiye’de katılım bankacılığının payı hala yüzde 10’a ulaşmadı.
Öncelikli şunu öğrenmek istiyorum, İstanbul Finans Merkezi Projesi İslami finans ile daha başarılı olabilir mi?
Bir diğer sorum ise yüzde 90’nı Müslüman olan bir ülkede katılım bankacılığı payı neden hala yüzde 6 seviyelerinde?

Tarık Al Rifai: istanbul Finans Merkezi’nin kurulması kendimce mükemmel bir akıl. Türkiye’nin, bölgede İslami finansmanın büyümesinden faydalanmak için iyi bir konumda olduğuna inanıyorum. Bunu söylerken de, Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya değin olan alanı kapsadığını söyleyebilirim. Bilhassa İslami finans bu bölgede küçük ayrılmış parçalar halinde bulunmakta. Dubai İslami Finans Merkezi’nin Ortadoğu’yu kapsadığı ve Malezya İslami Finans Merkezi’nin Güneydoğu Asya’yı kapsadığı gibi şu anda bunu kapsayan herhangi bir bölgesel İslami finans merkezi bulunmamakta. Ama Kazakistan, İslami bir finans merkezi haline gelmek istiyor ve geçtiğimiz günlerde enerjik bir hükümet desteği ile Ocak 2018’de resmen başlatacağı Astana Uluslararası Finans Merkezi’ni kurdu.
böylece, Türkiye coğrafi konumu ve bölgedeki dinç ticaret bağlarından dolayı epeyce şanslı. İstanbul Finans Merkezi’nin potansiyelini bilmek için ise yöresel İslam nüfusunun büyüklüğüne bakmak yeterli, rakamlar etkileyici.

KATILIM BANKACILIĞININ BANKACILIK PAZARINDAKİ PAYI YÜZDE 6

-Sadece bizde değil Bahreyn, Katar, Endonezya, Suudi Arabistan, Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Kuveyt ve Pakistan’ı kapsayan 9 temel ülkede etkin olan katılım bankacılığı yaklaşık 100 milyon müşteriye erişebiliyor. Fakat yöresel potansiyel bunun 6 katı olduğu biliniyor. Katılım bankacılığı neden potansiyeli iyice kullanamıyor?

Tarık Al Rifai: Katılım bankacılığı, 1980’lerin sonlarından beri Türkiye’de kullanılmakta ve evet, bankacılık pazarının sadece takriben yüzde 6’sına sahip. Lakin, bu yiğitlik kırıcı olmamalıdır. Orta Doğu’da da İslami bankacılık müşterilerini ve çekici ayla getirmek epey vakit aldı. Bugün, Suudi Arabistan’daki İslami bankacılık, bankacılık pazarının yüzde 50’sinden fazlasını, Kuveyt’in yüzde 40’nın, Birleşmiş Arap Emirlikleri, Katar’ın ve Bahreyn’in ise yüzde 40’a yakınını kapsamakta.
Türkiye’de katılım bankaları son on yıldır mevduat bankalardan daha seri bir şekilde büyümekte ve aralıksız olarak mevduat bankalarından pazar payı çalmaktadır. böylece mevduat bankaları katılım pencerelerini açmaya başladı.

MEVDUAT BANKALARI, KATILIM BANKACILIĞI TEHDİDİNİ FARK ETTI

-Türkiye’de kamu bankalarının katılım bankacılığına yönelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde İslami finans denilince akla başlangıçta sukuk, tekafül ve murabaha gibi mahsul ve hizmetler geliyor.

Tarık Al Rifai: Bana göre bu, mevduat bankalarının, katılım bankalarının kendi işleyişlerine karşın gelişen bir korkutma olduğunu fark ettiğinin ve Malezya’daki her mevduat bankasının şimdilerde İslami bir pencereye sahip olması örneğinde görüldüğü gibi, bankaların İslami pencere açarak bu tehdide karşı koymak istediğini bildiren bir işarettir. Bu, kesinlikle genel olarak katılım bankacılığı için iyi olacaktır. Ama Malezya’da şart birazcık ayrı, orada sadece iki tane İslami banka bulunmakta, geri kalanlar ise mevduat bankalarının İslami pencereleri ya da bankaların sahip olduğu iştiraklerdir. sonuç olarak, Malezya İslami bankacılıkta zengin, çeşitli ve rekabetli olan bir piyasaya sahiptir.

KONUT PİYASASINI CANLANDIRACAK MAHSUL

-Ülkemizde İslami finans denilince akla ilk olarak sukuk, tefakül ve murabaha gibi ürün ve hizmetler geliyor. Dünyada en çok kullanılan İslami finans ürünleri nelerdir? Bunların tamamı niçin Türkiye’de mahsul ve hizmet olarak sunulmamakta? Sizce Türkiye’de olmayan hangi İslami finans ürünü uygulandığında başarılı olur?

Tarık Al Rifai: En yaygın ürünler arasında murabaha (yani maliyet fazla finansman) ve ijara (finansal kiralama) bulunmakta.
Her piyasa, alıcı ihtiyaçları ve düzenlemeleri açısından farklıdır. Mesela sukuk, sukuku aranjör kanunları net olarak düzenlenmeden önce önerilmiyor. Örneğin, Kuveyt’in 2016 yılına değin net bir sukuk yasası yoktu. Öteki pazarların da takaful (İslami sigorta) yasaları hemen şimdi değil.
Bugün Türkiye’de yer alan ürünlerin çoğunluğu pazarın ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte. bununla beraber, varlığa dayalı menkullerin daha da geliştirilmesi gerekmekte olup, bu şart konut ve ipotek piyasasına büyük katkı sağlayacaktır. Bu, mevcut katılım bankalarının konut satın almak için sukuk ve ipotek vermeleri anlamına geliyor. Bu bankalar, bu ipotekleri menkul kıymetleştirme ya da sukuk yoluyla yatırımcılara satabilirse, bu onların ve piyasanın yararına olacaktır. Bu da, bankaların bilançolarını bağımsızlık bırakır ve daha pozitif ipotek çıkarılmasına izin verir. Bu, ev piyasasını canlandıracak ve ekstra gelir arayan yatırımcılar için ikincil bir pazar yaratacaktır.

TEKAFÜL BİR FIRSAT PENCERESİDİR

-Çin’in bir süredir gündemde tuttuğu ve Türkiye’nin de desteklediği ‘Ipekli Yolu Projesi’ fazla sayıda İslami ülkeyi kapsıyor. Bu proje katılım bankacılığı ve yeni İslami ürünlerin önünü açabilir mi?

Tarık Al Rifai: Evet, çünkü Ipek Yolu Projesi, İslami finans için olgunlaşmış bir pazar olan Orta Asya’yı kapsıyor.

-Dünyada İslami finans için yeni trendler nelerdir?

Tarık Al Rifai: Uzun vadeli tasarruf planlarında büyümeyi öngörüyorum, kişisel emeklilik pazarı keşfedilmemiş bir potansiyel. Keza daha iyi yönetime gereksinim duyan ve nitelikli yatırımlar için aç olan, awkaf fonlarında (İslam birikimleri) milyarlarca dolarlık potansiyel var. Bu fonlar yavaşça halka açılmaya başlıyor ve bu akıntı artarak devam edecek. Gördüğüm diğer iki akım ise sukuk piyasasında ve takaful’de (islami sigortacılık) artış. Takafül, dünya çapında İslami finansın büyümesi için en büyük potansiyele sahip mahsul. Lakin; çoğunlukla sigortacılık sektörü Orta Doğu’da artı önemsenmemekte ve takafül daha da az pazar payına sahip. Bunu bir fırsat penceresi olarak görüyorum.

TÜRKİYE ORTA DOĞU’LULAR İÇİN DOĞAL BİR YATIRIM PAZARI

-Türkiye’de İslami finans ürünlerinin daha başarılı olması için neler yapılmalı?

Tarık Al Rifai: Piyasanın yüzde 6’sını kapsayan katılım bankacılığı, mevduat bankacılığından daha büyük bir hız ile büyümekte olup, eğer farkındalık yeterli derecede geliştirilebilirse, ürünlerin doğal olarak daha başarılı olacağını düşünüyorum. Tıpatıp öbür pazarlarda olduğu gibi.
-İslami fonlar için Türkiye yeni bir Pazar olabilir mi? Bu fonları çekebilmek için neler yapılmalı?
Tarık Al Rifai: Türkiye zaten Orta Doğu’daki yatırımcılar için doğal bir yatırım pazarı. Türkiye ile aralarındaki bağlar oldukça güçlü. Kendimce Türkiye, bu fırsatı nafile harcamamalı ve bundan davranmak için yeni yollar bulmalı. Bunun başında, Türkiye’ye vermek için gelen Orta Doğu’lu yatırımcılarına cazip teşvikler arzetmek geliyor.

HAKIKI VARLIKLARA DAYALI OLMAYAN YATIRIMLARDAN UZAKTAN DURULMALI

-İslami bankacılık muhtemel mali krizlerde bir sigorta olabilir mi?

Tarık Al Rifai: İslami bankacılığın mali krizin önlenmesinde etkin bir çözüm olduğu zaten kanıtlanmıştır. Örneğin, dünyanın önde gelen ekonomistlerinden bazıları, son finansal krizler esnasında büyük çaplı kayıpları önlemenin bir yolu olarak ödenmeyen borçların eşitlik durumuna dönüştürülmesini talep ediyorlardı. Borcun sermayeye çevrilmesi İslami bir çözümdür. Bu çözümün İslam ekonomistleri göre değil de ABD ekonomistleri göre önerilmesi de bir ironidir. Ürünün İslami olarak adlandırılması için de ille de İslam’a ast olması gerekmemektedir.
Bir sonraki parasal krizler esnasında bize tezgâhtar olacak İslami finanstan öğreneceğimiz öteki çözümler, spekülatif yatırımlardan ve gerçek varlıklara dayalı olmayan yatırımlardan uzaktan durmaktır. Izah Etmek icabında, hakiki değerine sahip olmayan türev araçlara yatırım yapmak, satın alma hisse senetleri marjları (yani hisse satın almak için borç para edinmek) ve açığa satış (bunlar ödünç alarak sahip olmadığınız hisse senetlerini satmak) olacaktır. Bunlar yalnızca birkaç örnektir.

MANÂLI PROJELERE İMZA ATAN BİR OTORİTE

20 yılı aşkın bir süredir İslami bankacılık ve finans sektöründe manâlı projelere imza atan Tarık Al Rifai, İslami yatırımlar, özel sermaye ve Sukuk konusunda otorite olarak görülüyor. Euromoney ve İslami finans üzerine The Harvard Forumu gibi prestijli yayınlarda makaleleri yayınlanan Al Rifai’nin, 2015 yılında yayınlanan “İslami Finans ve Yeni Mali Sistem: Gelecekteki Mali Krizleri Önlemeye Karşın Etik Bir Teşebbüs” konulu yazısı dünyanın manâlı haber ajansları Bloomberg, Financial Times, Islamic Finance News ve Reuters’ta haber olarak yayınlandı. Keza Bloomberg TV, CNBC Arabia, Sky News Arabia ve Al-Arabiya Meslek Kanalı’nda misafir olarak geniş yer buldu.

Tarık Al Rifai, şimdi Orta Doğu’yu etkileyen mali ve idareli konularda odaklanan Londra merkezli bir think tank olan Quorum Merkezi Stratejik Incelemeler Merkezi’nin kurucusu ve CEO’su.
Dünyanın en büyük İslami finansal kuruluşlarından biri olan Kuveyt’teki Kuveyt Finans Merkezi’ndeki Araştırma ve Yatırımcı İlişkileri Birimi Başkanı olarak ödev yaptı. Ayrıca, S & P Dow Jones Endeksleri’nde (Dubai) İslam Endeksleri Genel Direktörü ve Chicago’da kurulu ve 300 milyon dolarlık şeriat uyumlu bir yatırım portföyünü yöneten UIB Capital’in başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu.

Tarık Al Rifai, daha önce New York’taki HSBC Bank’ın İslami Finansman Programı’nın başkan yardımcısı ve müdürü idi. Al Rifai, 1996 yılında İslami fonlarla ilgili araştırmaları izleyen ve yayınlayan birincil kuruluş olan Failaka Danışmanlarını kurdu.

YAZILI KİTAPLAR & YAYINLANMIŞ ÇALIŞMALAR

• İslami Finans ve Yeni Mali Sistem: Gelecekteki Parasal Krizleri Önlemeye Ahlak Bir Teşebbüs. Wiley, Birinci Baskı, Nisan 2015: ISBN: 978-1-118-99063-6
• “Sukuk Piyasası Konvansiyonel Tahvilleri Aşmaya Devam Ederken Bir Kayıtta Artıyor”, Al-Hanımefendi Gazetesi (Arapça), Aralık 2012
• “Şeriat Ahenkli Endekslerin Evrimi”. Modern İslami Finans: Yenilikler, Uygulamalar ve En İyi Uygulamalar. Wiley, Birinci Zorlama, 2012: ISBN: 978-1-118-18090-7
• “Geçen Sene Üstünde Birdenbire Fazla Yeni İndeks Girişim İslami Yatırım Piyasasına Baştan Enerji Veriyor”, İslami Finans Haberleri, Eylül 2012
• “Sukuk İkilemi: Pazar Sırça Tavanına Gelince Ne Olacak?” İslami Finans Haberleri, Ağustos 2012
• “Yeniden Yapılanma ve Yenilik Yolunda Galibiyet, İslami Finansın Tüm Sektörlerinde Başarısız Oldu – Piyasadaki Boşluklar Hala Kaldı”, Gulf News (İngilizce), Haziran 2012
• İslami Finans Haberleri, Ekim 2011 “İslami Fonlar Gelişmek için Asya’ya Bakın”
• “İslami Yatırım Ürünlerinde Yeni Pazar: Konvansiyonel Pazar,” Yeni Ufuk, Temmuz-Eylül 2011
• “Özel sermaye, yerel borsalar düşerken parlıyor,” İslami Finansman İncelemesi 2006/2007 – Euromoney Yıllıkları, Mayıs 2006
• “2002 İslam Faktörü Analizi, Failaka.com, 5 Mart 2003
• “2001 yılı sonu itibariyle İslam Fonu Endüstrisinin Analizi”, New Horizon, Haziran 2002
• “Amerikan Müslümanlar için Kişisel Bankacılık Ürünleri Oluşturma”, Beşinci Harvard İslami Finans Forumu, 7 Nisan 2002
• “İslami Yatırım Ürünlerinin Aralıksız Gelişimi”, İslami Bankacılık ve Finans 2001 – Kuala Lumpur, 21 Mart 2001
• “İslami Fonlar Kaybolan Bir Yasayı Çalın”, Yeni Ufuk, Şubat 2001
• “Modern İslami Finans’da Teşebbüs Sermayesinin Rolü”, yazar, Dördüncü Harvard Forum İslami Finans, 1 Ekim 2000
• “İslami Sermaye Payı Fonlarının Değerlendirilmesi”, İslami Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü, 10 Eylül 2000
• “İslami Sermaye Payı Fonu: Kısa Bir Analiz”, İslami Finans Üstüne Üçüncü Harvard Forumu, 1 Ekim 1999
• “Kıyaslama Fonu Performansı: İslami Hisse Senedi Fonlarını İzleme,” İslami Yatırım ’99 – Londra, 16 Eylül 1999
• “İslami Sermaye Fonu ile Karşılaşılan Gerçekler ve Meydan Okumalar: İslami Bankacılar Noktayı Kaybediyor !,” İslami Maliye Üzerine İkinci Harvard Forumu, 10 Ekim 1998

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: