Tedavinin anlaşılması ve yönetimi

  Sağlık ve Yaşam    27 Mart 2019
Yorum Yok

Tedavinin anlaşılması ve yönetimi

Günümüzde diyabetin çaresi bulunmasa da, çok başa­rılı çare yöntemleri mevcuttur. Şeker Hastalığı tedavisi kişiden kişiye ve sahip olunan diyabet tipine göre değişir.

“Eskiden diyabet, kişinin hayatına o kadar çok sınırla­ma getirirdi, ama artık bu konuda daha öbür bir anlayış mevcut. Hastalık, kişiler üzerinde eskisi ka­kuytu sınırlayıcı değil ve her şey jurnal hayatla da­ha bağdaşabilir bir hale geliyor.”
“Şeker Hastalığı bundan böyle yoklama altına alınabildiğine tarafından koskocoman bir sorun olmaktan çıktı, insülinin bun­da manâlı bir rolü var.”
“Ilaç alırken kendimi hasta gibi hissediyordum. İn-süline geçtikten sonradan her şey fazla daha iyi oldu.”

Bu bölümde, tedavide kullanılan ilaçlar, dinç beslen­me ve maddi aktiviteler de dâhil olmak üzere, öbür teda­vi tipleri üstünde duracak ve diyabetli şahısların tedaviye başladıklannda kendilerine ne gibi hedefler koymaları gerektiğini tartışacağız.

Ilaç tedavisinin anlaşılması ve yönetimi
Herif 1 şeker hastalığı, insülin iğnesiyle çare edilir ve kişiye sağlıklı besin ve ahenkli alıştırma tavsiye edilir. Müşteri 2 diyabette ise, dinç gıda ve çalışma veya sağlıklı gıda, alıştırma ve hap kullanımının bir arada olduğu bir çare uygulanır. Herif 2 diyabeti olan kişiler adamakıllı insüline “bağımlı” olmasalar da, ara sıra buna ihti­yaç duyabilirler. Şeker Hastalığı teşhisiniz yeni konmuşsa, bu fik­re alışmanız kesin bir vakit alabilir. Fakat dürüst bilgilerle ve doktorunuzun ya da diyetisyeninizin desteğiyle kısa sürede bu durumla baş edebileceğinizi ve eskisi gibi afiyet­lı bir yaşam sürdürebileceğinizi görürsünüz.

Doktorunuz size, kendi kendinize nasıl iğne oluşturacağı­nızı ve durumunuzu etkin bir biçimde nasıl yöneteceğinizi gösterecektir. Belirlenmiş noktalan netleştirmek için doktorunuz­la çok sık karşılaşmak zorunda elde etmek sizi endişelendirmesin. Aklınıza takılanları sormaya çekinmeyin. Soru sormanız ve öğrendiklerinizi ayrıntılarıyla “hazmedinceye” kadar kendisine danışmanız doktorunuzun da hoşuna gidecektir.

İlaçlar
Herif 2 diyabet için dört belli başlı hap grubu mevcuttur: Sülfo-nilüre, biguanid, acarbose ve thiazolidinedione. Bunların hepsine genelde oral hipoglisemik ajanlar (OHA) denir. Bu ilaçlar tek başına ya da bir arada alınabilir. Herif 2 diyabe­ti olan o kadar çok insan, bu ilaçların sağlıklı bir beslenme dü­zeniyle birlikte diyabeti denetleme aşağı tuttuğunu görmüş­nesil. Ancak, kişiye hangi kombinasyonun ya da dozun uy­gun olduğunu saptamak için birazcık süre gerekebilir.

İlaçların tümü öbür işlevlere sahiptir.- Bazdan pankreasın daha fazla insülin üretmesini, bazılan da üretilen insülinin daha iyi kullanılmasını sağlar. îlaçlann bir kısmı da, bağır­saklardan dekstroz emilim hızını yavaşlatır. Birey için en uygun ilacın hangisi olduğuna hekim karar verir. Hekim, pat diye fazla hap da yazabilir. Aynca kişiye ilaçlann işlevi, ne za­man alınacağı, kandaki ve idrardaki üzüm şekeri seviyelerinin na­sıl peşine düşüp takip edileceği hekim veya hemşire kadar tanım edilir.

* insüline başlamak, benim için hayli moral bozu­cuydu. İyiye gittiğimi düşünüyordum, Insüline başla­yacaksın’ denilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı.”

İlaçlar kan şeker seviyenizi normal değerlere düşürmeye yetmeyebilir. Bu durumda ilaçlann yanında insüline geç­meniz ya da ilaç yerine sadece insülin almanız öğüt edi­lebilir. Bu sık rastlanan bir durumdur ve bir kusurunuzun olduğu ya da kendinize iyi bakmadığınız anlamına gelmez.

İnsülin
Alıcı 1 diyabeti olan kişiler hayatlarının ardına kadar insü­lin iğnesi kullanmakla birlikte, içten ve dengelenmiş besinlere da­yalı sağlıklı bir beslenme düzenine de riayet etmelidirler. Ay­nca genel afiyet açısından ve şeker hastalığı komplikasyonlannı en­gellemek adına egzersiz yapmalan da öğüt edilmektedir.

‘Neden insülin iğnesi olmam gerekiyor?’
İnsülinin kan dolaşımına geçmesi için en etkili yol bu­dur. Midedeki sindirim salgıları bu maddeye zarar verdiği için insülin ağızdan alınamamaktadır.

‘Hangi çeşit insülinler mevcuttur?’
İnsülinler arasındaki esas farklılık, etki etme hızlanan­dadır. Kısa, orta ve uzun vadede tesir eden insülinler mevcuttur. Kısa vadede tesir eden insülin, transparan ve renksiz­dir. Diğer ikisi ise, insülinin deri altından emilimini yavaş­latmak için katkı maddeleri ihtiva ettiğinden transparan yok­dir. Kısa ve orta vadede etki eden insülini, tek şırınga içinde beraber göstermek mümkündür oysa şeffaf in­sülini herhangi bir transparan olmayan insülinle kirletmeme­ye dikkatli olmak gerekir. böylece, enjektöre defalarca önce transparan insülin çekilmelidir.

Eğer insülini kanştırmak sizin için zorsa, içinde öbür oranlarda keza kısa keza de orta vadede tesir eden insülin bulunan hazırlanmış insülin preparatlannı kullanabilirsiniz.

‘Niçin günde birkaç defa insülin enjekte etmem ge­rekiyor?’
İnsülin tedavisinin amacı, vücudun doğal insülin ihtiya­cını karşılama şeklini olabildiğince aynı şekilde taklit et­mektir. Diyabeti olmayan bir kişinin vücudunda, yiyecek alı­mına tepki olarak pankreas göre insülin salgılanır. Öğünler arasında kan şekeri seviyesi düşerken, insülin se­viyesi de düşüşe geçer. Oysa kan dolaşımındaki insülin, hiçbir zaman bütünüyle sıfıra inmez ve insan vücudunda 24 saat içerisinde hiçbir zaman, kan dolaşımında algılanır seviyede insülin bulunmaması laf konusu olmaz. Kendini­ze insülin iğnesi yaptığınızda hedeflediğiniz şey, pankrea­sın doğal insülin üretim düzenini tıpkı taklit etmektir.

Çoğu insan, üç ana öğünden önce kısa vadede etki eden üç enjeksiyona ek olarak, uykudayken kan şekerini denetleme altına olmak için gece vaktinde orta ya da uzun va­büyükbaba etki eden insülin alır. Aynı derecede yaygın ve başa­rılı bir sistem de, günde iki defa kısa ve orta vadede etki eden enjeksiyon karışımı uygulamaktır. Kısa vadede tesir eden insülin, az bir zaman sonra yiyeceğiniz yemeği, örneğin kahvaltıyı ya da akşam yemeğini denetim altına alırken; orta vadede etki eden insülin, öğle yemeğini ya da gece ya­nsı kan şekerini denetleme altına alır. Çoğu insan buna ben­zer sistemleri yıllardır can sıkıntısı çekmeden kullanmaktadır.

Eğer kendinize günde birkaç kere enjeksiyon yapmaya alışamayacaksanız ya da vücudunuz insülin ihtiyacınızı karşılamada kısmi bir eksiklik gösteriyorsa, yalnızca bir ve­ya iki orta ya da uzun vadeli enjeksiyon ile insülin ihtiya­cınızı giderebilirsiniz.

‘Enjeksiyonu nereden ve nasıl yapmalıyım?’
Hizmet aldığınız kurumdaki uzmanlar, size enjeksiyon-lannızı nereden ve nasıl yapacağınızı göstereceklerdir. Bu­gün çoğu kişi, tek kullanımlık plastik enjektör ve iğneleri tercih etmektedir. İnsülin enjeksiyon kalemleri de, en çok kullanılanlar arasındadır. Enjeksiyon kalemlerinin hepsi­nin alıştırma prensibi genelde aynıdır. Geriye yalnızca, hangisinin sizin için en iyi uygun seçenek olduğuna karar tahsis etmek kalmaktadır.

İnsülini damara veya kasa yok, cilt altına enjekte et­mek gerekir. Baz kişiler, fazla derine girdikleri için, insülini yanlışlıkla cilt altındaki kasa verirler. Özellikle zayıf kişile­rin, iğneyi deriye sokma derecesini dürüst ayarlaması daha baskı olabilir. En kolay yöntem, deriyi iki parmakla sıkıştıra­rak, yükselen kısma 90 derecelik açıyla iğneyi yapmaktır. Derinizi çok pozitif sıkıştırmamaya dikkat edin, somurtkan takdirde iğne canınızı yakar! İnsülinin kasa geçmemesini temin etmek üzere yapılmış bambaşka boylarda iğneler vardır. Bu noktada doktorunuz size uygun tavsiyede bulunacaktır.

Yine sıhhat uzmanlan göre, enjeksiyon için en yerinde bölgeler hakkında bilgilendirileceksiniz. Çoğunlukla en yerinde bölgeler, baldırlann üst kısımlan, kalça ve karındır.

Manâlı bir öteki husus da, aralıksız benzer yerin kullanılma­masıdır. Somurtkan takdirde küçük bir şişkinlik oluşup insülinin emiliminde birtakım sorunlar ortaya çıkabilir. Orta ve uzun vadede etki eden iğneler için, baldır ve kalçalar; kısa zaman­de etki edenler içinse kann bölgesi daha uygundur.

‘Enjeksiyon can yakar mı, iz bırakır mı?’
Senelerdir kendilerine enjeksiyon uygulayanlar, hiç acı hissetmediklerini söylerler ama yeni başlayan çoğu kişi ilk olarak bu iğneleri biraz can brülör bulmaktadır. İğne yapar­ken olası olduğunca gevşeyin ve size gösterilen tekni­ği uygulayın. Bir Takım kişiler, deriyi birkaç saniye buzla ovma­nın acıyı yok ettiğini söylerler. Siz de bu yöntemi uygula­yabilirsiniz. Zamanla iğnenin daha eksik can brülör olduğu­nu göreceksiniz. Eğer duyduğunuz acıda herhangi bir azalma olmazsa, bir afiyet merkezine başvurabilirsiniz.

İnsülin iğneleri epeyce ince olduğu için genel olarak iz bı­rakmaz. Bazen enjeksiyonun ardından az miktarda kana­ma ya da minik bir bere oluşabilir ama bu endişelenmeni­zi gerektirecek bir koşul değildir. Olasılıkla enjeksiyon esnasında iğne, cilt aşağıda ince bir damara eşit gelmiş­tir. İnsülinin ilk elden kan dolaşımına karışması neredey­se imkânsızdır, bu yüzden minik kanamalardan ötürü endi­şelenmenize lüzum yoktur.

Ilaç tedavisi hakkında notlar
* Herif 2 şeker hastalığı için hap tedavisi faydalıdır.
* Diyabet tedavisinde kullanılan tabletlerin farklı farklı etkileri vardır.
* insülin tedavisi, tüm Alıcı 1 diyabetliler için gereklidir.
Birçok Tip 2 diyabetli de buna gereklilik duyar. O Günde 2 ila 4 kez enjeksiyon yerine getirmek gereklidir. O Enjeksiyon arada bir şişkinlik oluşturur veya iz bırakır.

* İnsülin iğneleri, kısa, orta ve uzun vadede etkin şek­lînde üç gruptur.
* İçinde öbür oranlarda hem kısa ayrıca de orta vade­de etki eden insülin bulunan önceden karıştırılmış hazır insülin preparatları mevcuttur.

Dinç gıda düzenine vermek
Niçin yediklerinizi değiştirmeniz gerekir?
Besin biçiminizin sağlığınız üstünde etkisi vardır. Birçok insan “zaten dinç beslendiği” fikrini taşısa da, gü­nümüzde özellikle Batı dünyasında yaşayanlann çoğunlu­ğu, aşın kalorili ve fazla miktarda gıda tüketmektedir. Bu da, yüksek kolesterol seviyesi, aşın kilo hatta kalp krizi gi­bi sonuçlara yol açmaktadır.

Hangi herif diyabetiniz olursa olsun, yediklerinize dikkat etmek kan şekeri seviyenizin dengelenmesine muavin olur. Bu yüzden uygulayacağınız perhiz, tedavinizin vazge­çilmez bir parçasıdır. Lakin takip etmeniz gereken diyet, kesinlikle leziz yiyeceklerden ayrıntılarıyla vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Gıda alışkanlıklannızı değiştirmek, çok özel bir diyete uyarlamak değil, sadece herke­se önerilen sağlıklı gıda rejimini uygulamaktır.

Sağlıklı beslemek sizi şu risklerden korur:
* Diyabete emrindeki komplikasyonların oluşma ihtimali bü­tartma ölçüde azalır.
* Kolesterolünüzün düşmesiyle yürek hastalıkları, tansiyon ve kilo problemlerinden korunmuş olursunuz.
* Bazı kanserlere yakalanma riskiniz düşer. (Kanser va-kalannın üçte ikisine yediklerimiz sebep olur.)
* Arteritten büyük ölçüde korunmuş olursunuz.

Sağlıklı beslenmenin diyabete faydası ne?
Aşağıdaki tablo (bkz. Şekil 2), sağlıklı bir gıda dü­zeni için hangi yiyeceğe ne kadar önem saptamak gerekti­ğini göstermektedir. Tabloda genel kabul görebilen beş yiye­cek grubu temel alınmıştır. Bu tablo, sağlığınız için en çok tat aldığınız yiyeceklerden vazgeçmeniz gerekmediğini gösterir. Sağlıklı bir beslenme düzeni, dört esas gruptaki yi­yecekleri dürüst bir dengede, her gün tüketmeyi ve buna ek olarak yağlı-şekerli yiyeceklerden de sadece bir tanesini az miktarda yeme iznini içerir. Eğer besinlerinizi bu oran­da seçerseniz, gıda ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. Aklınızdan çıkarmamanız gereken husus şudur; yediğiniz her şey -keza ana keza de ara öğünler- beslenme dengeni­ze bir eklemede bulunur.

* Öğünlerinizde nişastalı besinlere yer verin. Bunlar; ek­mek, patates, pirinç, makarna, erişte, tahıllar, kraker ve kahvaltılık gevreklerdir. Bu Nedenle nişasta, lif, vitamin (özellikle B vitamini) ve mineral almış olursunuz. Keza de, nişastalı gıdaların glikoza dönüşmesi daha uzun sür­düğü için kan şekeriniz daha geç ve daha yavaş yükselir.

* Jurnal en az beş porsiyon meyve ve sebze tüketin.
Özellikle taze meyve ve sebzeleri seçim edin. Ama konserve meyve-sebzeler ile meyve suyu ve kurutul­muş meyveleri de tüketebilirsiniz. Kahvaltıdan akşam yemeğine dek her öğüne sebze ya da meyve ilave edin. Bunlar vitamin, mineral ve lif içerir. Antioksidan vitaminlere sahip (A, C, E vitaminleri) meyve ve sebze­ler sizi kalp hastalıkları ve kansere karşı da korur.

* Ölçülü miktarda süt ve süt ürünleri tüketin. Süt ürünle­ri, kalsiyum ve protein ile A ve B vitaminlerini içerir. Fakat muhtemel olduğunca bu ürünlerin eksik yağlı olan-lannı seçim edin.

* ölçülü miktarda et ve balık tüketin. Et ve balık tüketi­minde de, yeniden az yağlı seçeneklerden yana tercihte bu­lunun. Bunlar; yağsız et, tavuk ve balıktır. Haftada en düşük iki defa balık yemeye çalışın. (Protein ihtiyacınızı karşılamak üzere et yerine bakliyat da tüketebilirsiniz. Aynca yanına bakliyat edinmek suretiyle etin daha bes­leyici olmasını sağlayabilir ya da sadece bakliyat tüke­terek, et tüketiminizi aza indirebilirsiniz.)

* Yağ ve yağlı-şekerli gıda tüketiminizi eksilen. Yürek hastalıklan, kan basıncı, kolesterol ve fazla kilo gibi prob­lemler göz önünde bulundurulduğunda, besin yo­luyla alınan yağ oranını azaltmanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Yağ içeren gıdalann gıda değeri sınırlıdır ve ihtiyacınız olan yağı, süt ve süt ürünleri ile etten de alabilirsiniz. Margarin ve kızartma yağlarını yararlanma­yın. Yağlı ve şekerli abur cuburlardan mümkün oldu­ğunca uzakta durun; hatta bunları hiç yemezseniz daha iyi olur. Yemek Yemek hazırlarken ve pişirirken yağsız yöntem­leri tercih edin.

Yağ tüketimi
Tükettiğimiz yağlar genelde ikiye aynlır:
* Batmış yağlar. Vücudumuza ne değin çok yağ girerse pek çok kolesterol üretiriz. Kolesterol kanımızda bi­rikir ve yürek hastalığı oluşma riskini arttırır. Batmış yağlar, en fazla süt ürünlerinde ve et gibi hayvansal gı­dalarda bulunur. Ayrıca, hindistancevizi yağı gibi bazı bitkisel yağlarda, margarinde, pasta, bisküvi, çikolata ve pudinglerde kullanılan yağlarda da dolu yağ var­dır. Bu yağ türü, yiyecek etiketlerinde “hidrojene bitkisel yağ” olarak geçer.
* Doymamış yağlar. Bu grup, tekli doymamış yağlan ve çoklu doymamış yağları içerir. Bunlar vücudun belirtilen
vitaminleri alabilmesi için az miktarda da olsa gereklidir ve yemekleri daha leziz ışık halkası getirir. Fakat gerçi, bu yağlar da yüksek kalorilidir. Doymamış yağlar, ayçiçe­ği, darı ve soya yağında, zeytinyağında, “doymamış yağlar açısından zengin” diye açıklanmış yumuşak mar­garinlerde, fındık ve cevizde, alabalık, sardalye gibi yağ­lı balıklarda bulunur.

Beslenmenizde dolu yağ yerine doymamış yağlara ağırlık vermek için
* Ekmeğe sürmek için çoklu/tekli doymamış yağ içeren margarinler kullanın.
* Yemek Yemek pişirirken çoklu/tekli doymamış yağları seçim edin.
* Kanşık nebati yağları kullanmamaya çalışın. Çünkü bunlarda doymuş yağ oranı yüksek olabilir.

Yeni Bir Açılış
Besin düzeninizde değişim yapmak; alışveriş ve yemek yapma gibi uzun soluklu alışkanlıklannızda ve da­mak tadınızda azımsanmayacak farklılıklar olması anlamına gelir. Ancak yapacağınız değişiklikler, sizi daha sağlıklı bir hayata taşıyacaktır. Geçiş aşamasında problem yaşamamak için, yeni beslenme biçiminizin sizi koruyacağı ya da ortaya çıkmasını engelleyeceği problemler üstünde düşünün. Böy­lece dinç beslenme konusundaki kararlılığınız artar.

Başarılı bir geçiş dönemi için nasıl plan bir yap­manız gerekir?
Aşağıdaki önerilerden size yardımcı olabileceğini dü­şündüklerinizi işaretleyin. Aklınıza gelen başka öneriler olursa onları da listeye ekleyin.
* Buzdolabınızda sizi yanlış şeyler yeme konusunda tetik-leyecek yiyeceklere yer vermeyin.
* Alışverişe çıkmadan önce liste planlayın. Böylece yal­nızca ihtiyaç duyduğunuz şeyleri almış olursunuz.
« Yanınızda ve arabanızda diyetinize uygun atıştırmalık yiyecekler taşıyın.
* Jurnal yemek saatlerini önceden planlayın.
* Gerektiğinde bir yakınınızdan sizi yeni gıda düze­niniz hakkında cesaretlendirmesini isteyin.
* Yemek Yemek pişirirken tatmamaya itina gösterin. Çünkü bu, fazla yemenize sebep olabilir.
* Yemeğe boşboğaz tartı vermekten kaçının.

İşler Zorlaştığında Ne Yapacaksınız?
Bazen bu yeni düzeni aralıksız kılmak size kuvvet gelebilir. Yapacağınız değişikliklerin, günlük yaşamınızın bir tutam­sı haline gelmesi birazcık vakit alabilir. Yeme alışkanlıklan-nı baştan düzenlemeye çalışan o kadar fazla kişi, arada, uygu­ladığı diyetle uyuşmayan ufak tefek hatalar yaptığını fark eder. Bu hatalar ve minik kaçamaklar kimi vakit kişinin hassasiyetini arttınp, diyetten adamakıllı vazgeçmesiyle so­nuçlanabilir.

Yeni beslenme düzeniniz konusunda cesaretlendirilme­ye ihtiyacınız olduğunda, sizi uyguladığınız diyete motive edecek şeyler yapın:

* Sizi cesaretlendirmesi için anlaştığınız arkadaşınız veya yakınınızla konuşun.
* Kendi kendinize, yeni düzene sadık kalırsanız sağlığınız açısından ne gibi faydalar göreceğinizi hatırlatın. Bunla-n uzun ve kısa dönem faydalan olarak detaylandınn.
* Bugüne dek elde ettiğiniz başarıları düşünün.
* Basanlarınız için kendinizi ödüllendirecek dinç yollar bulun.
Gıda Biçiminizi Değiştirmek
* Öğünlerinizi düzenli ülkü getirin. Jurnal öğünlerinizi ahenkli ışık halkası getirin ve daima aynı saatlerde yiyin. Böyle­ce kan şekeri seviyenizi bayağı düzeyde tutmanız ko­laylaşır.
* Yağı azaltmaya çalışın. Kızarmış ve yağlı yiyeceklerden uzaktan durun; tereyağı, margarin, peynir ve yağlı yiye­cekleri mümkün olduğunca az tüketin.
* Nişasta ve karbonhidrat taşıyan gıdaların yüksek lif oran­lı olanlarını seçim edin. Ekmek, pirinç, makarna, pata­tes, un, darı, mercimek, kuru fasulye, nohut gibi yiye­ceklerin içindeki nişasta vücudumuzda glikoza çevrilir, fakat bu herif yiyeceklerin içindeki nişastanın glikoza çevrilmesi yavaş olduğu için, kan şekeriniz daha geç ve daha yavaş yükselir. Baklagiller, lifli olduklarından sizin için daha uygundur çünkü lif, karbonhidratlann emili-küçük yavaşlatır.
* Şeker alımım azalan. Şeker taşıyan gıdalardan, şekerleme ve bonbon tarzı abur cuburlardan ve şekerli içecekler­den uzaktan durun. Şekeri azaltılmış konserve yiyecekleri ve suni tatlandırıcıları tüketebilirsiniz.
* Tuz alımım eksilen. Daha pozitif baharat kullanarak tuzlu alımınızı azaltın. Her gün yemeğinize biraz daha eksik tuz ekleyin.
* Özel diyabetik gıdalardan kaçının. Bu nesil gıdalar fiyatı yüksek olduklan gibi sağlık açısından fazla bariz bir farklan yoktur. Diğer Taraftan yiyip içtiklerinizin diyabetik olduğunu düşünüp sının aşabilirsiniz.
Yeme alışkanlıklannı tekrar düzenlerken, sahiden ulaşılabilecek hedefler belirleyin. Motivasyon ve şevki, ba­san kadar arttıran bir şey yoktur. Diyetinize sadık kaldığı­nızı gördükçe tedaviye inancınız artar. Bunun sağlığınız üzerindeki etkilerini ilave bir fayda olarak değerlendirin.

Dinç bir diyetin kilit noktaları
* Uyumlu olarak yemek yiyin.
* Her öğüne, mümkünse yüksek lifli, nişastalı bir gıda ek edin.
* Yağ tüketimini azaltın.
* Şeker tüketimini azaltın.
* Beden ağırlığınızı sabit tutmaya ve bedensel aktivitele-re ağırlık vermeye çalışın.
* Tuzu az kullanın.
* Içki kullanmayın.

Dışanda yemek ve tatiller
* “Gezi etmem ya da meslek değiştirmem gerekti­ğinde, diyabetim olduğu gerçeğini değerlendir­meye almalıyım. Ama bu koşul sürekli olarak kafamı meşgul etmiyor. yine de, diyabetiniz varsa aralıksız bir şeyler öğreniyorsunuz.**

Dışanda yemek
Artan Bir Şekilde daha fazla öğünü evimizin haricen geçiriyoruz. giderken ya alelacele bir restoranda yemek yemek yiyor ya da fast food’la geçiştiriyoruz. Hazır gıdalar, evde yapılanlara kı­yasla daha yağlı ve tuz olduklan gibi daha eksik lif banndı-nr özelliktedir. sürekli olarak dışanda yemek yemiyorsanız, nadiren restorana gitmeniz büyük bir problem değildir. Ama ahenkli olarak dışanda yiyorsanız, düşük yağlı seçe­nekler aramalı, tereyağı veya krema taşıyan, kızartılmış ve­ya yağda pişirilmiş gıdalardan kaçınmalısınız. Çünkü bun­lar hazırlanış şekilleri nedeniyle yağ yüklü yiyeceklerdir.

Kimi zaman dost davetleri de probleme dönüşebilir. Sizi evine ağırlama eden ve sizin için leziz yemekler yapa­rak zahmete giren arkadaşlarınızı geri çevirmeye utanabi­lirsiniz. Eğer onlara diyabetinizin olduğunu ve yüksek şe­ker ve yağ ihtiva eden gıdalardan kaçınmanız gerektiğini tekrar söylemiş olursanız, olasılıkla böyle bir tabloyla karşılaşmazsınız.

Tatil ve seyahat
Tatile çıktığınız vakit da benzer gıda kurallan geçer­lidir. Gittiğiniz yerde ikram edilen yiyecekleri tanımıyorsa­nız, içinde neler olduğunu sormaya çekinmeyin. Bazı hava yolu şirketleri, mönülerine “özel diyabetik” yiyecekleri dâ­hil ederler. Doğrusu bu nesil yiyeceklerden kaçınmanız daha iyidir çünkü bunlann içerdiği karbonhidrat oranı fazla düşük olabilir. Yemek Yemek şirketleri çoğunlukla aslolanın karbonhidrat­ın kesmek yok de, denge oluşturmak olduğunu dikkate almazlar. Gezi esnasında yanınıza fazladan karbonhid­ratlı gıda alırsanız, gereklilik duyduğunuzda yiyebilirsiniz.

Toplantılar
Önceden azıcık düşünüp planlayarak istediğiniz toplan­tıya katılabilirsiniz. Göz önünde bulundurmanız gereken şey, yemek yemek saatinizde yaşanacak değişikliğe tarafından bir ayar­lama yapmaktır. Muhtemelen o gün, akşam yemeğiniz her zamankinden daha geç bir saate sarkacak ve yine her za­mankinden azıcık daha ayrı yemekler yiyeceksiniz. însü-lin veya ilaç tedavisi görüyorsanız, bu değişiklikleri dikka­te alarak önlem alabilirsiniz. Katılacağınız buluşma artı­dan fiziksel kuvvet harcamanızı gerektirecekse, azıcık daha fazla yemeye ihtiyaç duyabilirsiniz. Rutin dışı aktiviteler, ne dek enerji harcadığınıza yan olarak belirlenecek miktarda ekstra karbonhidrat almanızı gerektirebilir.

Bedensel aktiviteyi arttırmak
Diyabeti olmayan bir birey egzersiz yaptığında, kandaki glikoz seviyesinin artmasına yol açan hormonlar üretilir­ken, pankreasın insülin salgılaması durur. Fakat insülin veya sülfonilüre tabletleri aldığınızda, insülin seviyeniz

yükselmeye devam eder ve çalıştırdığınız kolunuza veya bacağınıza enjeksiyon yaparsanız, insülin her zamankin­den daha tez emilir.

Alıştırma neden diyabetli ırk için daha önemlidir?
Egzersiz cümbür cemaat için önemlidir. Daha dinç olmamızı ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlar; formumuzu koruma­mıza destek eder, yürek hastalığı riskini azaltır, kilo kontro­lüne destek olur ve kaslanmızm gücünü arttırır. Aynca be­denimizi geliştirerek hayata daha olumlu ve sağlıklı bir gözle bakmamızı sağlar.

Çalışma, diyabetli insanlar için daha da faydalıdır. Her şeyden önemlisi, ahenkli çalışma, kandaki glikoz seviyesinin kontrolüne yardımcı olur. Düzenli çalışma, hücrele­rin insülin hassasiyetini arttırır. Böylece ahenkli olarak eg­zersiz yapan Müşteri 1 diyabetli kişiler, kanlanndaki şeker se­viyesini daha ufak miktarlarda insülin kullanarak kon­trol aşağıda tutabilirler. Benzer şey, insülin ya da ağız yoluy­la şeker hastalığı ilacı alması gereken Herif 2 diyabeti olan kişiler için de geçerlidir. Egzersizin bir öteki faydası da, kandaki yağ seviyesinin düşmesine muavin olmasıdır. Bu Vesile Ile felç ve kalp krizi riski azalır.

Orta şiddetli egzersiz esnasında, önce kaslarda depola­nan üzüm şekeri kullanılır. sonradan kaslar kandaki glikozu kullanmaya başlarlar. Böylelikle kandaki glikoz miktan kademeli olarak düşer. Egzersizden sonradan bile, kandaki gli­koz miktan düşmeye devam eder çünkü kaslar kendi gli­koz depolarını bitmiş yüklenmek için kandan glikoz alır­lar. Bir Takım cisim hücrelerinin, egzersizden sonraki birkaç gü­ne kadar insüline daha iyi cevap verdiğine inanılmaktadır.

Müşteri 2 diyabette problemin bir kısmı, vücuttaki insülinin ye­terli düzeyde kullanılamamasıdır (hücrelerin insüline yanıt verememesi). Ahenkli egzersizle gövde hücreleri insüline daha iyi yanıt verir hale gelirler. Bu Nedenle, kan şekeri sevi­yesindeki dalgalanmaları durdurmak olası olabilir.

‘Ne dek egzersiz yapmalıyım?’
Egzersizin, etkin olması için, haftada 3 defa ve minimum 20 dakika boyunca uyumlu olarak yapılması gerekir. Kesinlikle her gün egzersiz yapmak fazla daha iyidir. Fakat, herhan­gi bir spor programına başlamadan önce, sizin için en uy­gun olan egzersizlerin neler olduğunu öğrenmek için dok­torunuza danışın.

‘Niçin sıkıntı edeyim?’
Çoğu insan çalışma yapmaktan kaçınır. Kimisi bunu hastalık verici ve yorucu bulur, kimisi vakit aldığından şikâyet eder, kimisi de utanır ya da kendisini bu konuda kabiliyetsiz hisseder. Oysa “aerobik” gibi -ola ki de sizi zorlayacak- egzersizlere girmeden, küçük de olsa jurnal aktivite miktarınızı arttırmanın azımsanmayacak faydası vardır. Vücudumuz yol almak için yaratılmıştır ve ha­reket etmediğimiz takdirde maddi işlev kapasitemiz azala­caktır.
Yaşlı ya da fazla şişman kişilerin, günde 10 km koşama-dıkları veya ileri düzeyde aerobik yapamadıkları için, eg­zersizi tamamen bıraktıklan olur. Oysa yapacağınız en ufak hareketler deha sizin için önemlidir. Hatta yalnızca birkaç dakika yürümek bile, vücudunuzda bir şeyleri hare­kete geçirmeye yetebilir. sonra, yaptığınız hareketle­ri aşama safha uzatabilirsiniz.

Hâlâ ikna olmadınız mı?
“Bu çok ağır bt çalışma. Devam ettirmem olası değÛ”
Hoşunuza dışarı giden bir spor dalı ya da aktivite seçer ve bu­nu aşama faz geliştirirseniz, alıştırma yapmak size fazla ağır gelmeyecektir. Gitgide Artarak bundan daha artı müsamaha alacak ve vazgeçmek istemeyeceksiniz.

“Benîm zamanım yok. Fazla yoğun bt hayatım var.”
Haftada iki veya üç defa yalnızca 20 dakika ayırarak epeyce yol kat edebilirsiniz. Bir De hareket ederken ken­dinizi daha genç ve faal hissedersiniz. Faydalannı görme­ye başladıktan sonradan bunu alışkanlık haline getirmek ve günlük programınızda egzersize yer dağıtmak çok daha ko­lay olacaktır.

“Benim gereklilik duyduğum şey gevşemek.”
Çalışma bütün da gevşeme ihtiyacınızı karşılayacak şey olabilir. Böylelikle jurnal problemlerden uzaklaşıp üzeri­nizdeki stresi azaltacaksınız. Yaptığınız egzersizden sonra, kendinizi sıcak, gizli ve açılmış hissedeceksiniz. Hemen Şimdi egzersizi bitirmeden önce bile, bunun gevşetici etkisini fark edeceksiniz. Son dönemde yapılan incelemeler, eg­zersizin depresyona da iyi geldiğini göstermiştir. Hem alıştırma yaptığınız günler daha iyi uyuduğunuzu da ayrım edeceksiniz.
“Egzersizin menfaat sağlaması için, canımı yakması ge­rekmez mi?”

Hayır! Eğer canınız yanıyorsa, kendinizi çok zorluyor­sunuz demektir. Acı hissediyorsanız, durun. can sıkıcı şekilde nefessiz kaldığınızı hissediyorsanız, yavaşlayın ya da egzersizi sonlandırın.

“Bundan Böyle benim için çok geç, benden geçtir
Katiyen fazla geç değildir. Cümbür Cemaat halihazırdaki durumun­dan daha kuvvetli olabilir. Yaşınız ne olursa olsun, kendinize yerinde bir egzersiz bulabilirsiniz. Hareket etmekten ne ka­rahat uzaksanız, başladıktan sonra bunun faydasını pek ivedi görürsünüz.

“Kalbim için zararlı yok mi?”
Tam tersine, alıştırma kalbinizi korumaya tezgâhtar olur. Alıştırma yaptığınızda kaslannız normalden daha artı ok­sijene ihtiyaç duyar; kalbiniz de gereken oksijeni taşıyacak kanı pompalayabilmek için daha süratli çarpar. Ama dü­zenli olarak egzersiz yaparsanız, kaslarınız oksijeni kul­lanma konusunda gelişir, kalbiniz de her atışta daha artı kan pompalar. Bu durumda kalbinizin eskisi kadar çabuk beygir­ması gerekmez. Zindeleştikçe, kalbinize yüklenmeye gerek kalmadan daha ağır egzersizler yapabilirsiniz. Düzenli eg­zersiz yapmanın diğer faydalan da vardır. Çalışma, tartma­sek tansiyonun kontrol edilmesine de destek edebilir. Da­mar tıkanıklığı ve yürek krizi geçirme riskini azaltır.

“Ben sporcu değilim.”
Spor yapmayı sevmiyorsanız bile, yapabileceğiniz fazla ayrı aktiviteler olabilir. Mutlaka hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz. Sizin için uygun olanı bulana değin ayrı türleri deneyin. Unutmayın, yürüyüş çok iyi bir eg­zersiz türüdür.

“Çok utanıyorum.”
Utanma duygusunun sizi çalışma yapmaktan alıkoy­masına izin vermeyin. Somurtkan halde, kendinize büyük bir adaletsizlik yapmış olursunuz! Millet ne dek ihtiyar ve şiş­man olurlarsa olsunlar, alıştırma yapmaktan haz alabilir­ler. Kendinize yerinde bir çalışma seçtiğiniz takdirde, utan­mayı bırakacaksınız.

“Ya bir tarafım burkulursa…”
Bu nesil durumlar fakat kendinizi çok zorlarsanız başını­za kazanç. veya bazen fazla ağır egzersizler yapar, ara sıra de hiç hareket etmezseniz. Egzersize hafif düzeyde başlar ve dozunu yavaşça arttınrsanız, burkulma ve gerginlik oluşma riski düşer. Bir De çalışma, kaslannızı kuvvetlen­direceği için sizi yaralanmalardan da korur. Kaslar kulla­nılmadığında zayıflar ve erir; mesela kınlan bir ayak al­çıya alındığında o bacaktaki kaslar zayıfladığı için etap incelir. Normalden daha çok kullanılan kaslarsa güçlenir.

“Eğer uyumlu ülkü getkemiyorsam devam etmemim ne anlamı var?”
Egzersizden fayda bakmak için ciddi şekilde antrenman yapmanız, kendinizi çok sıkı bir forma sokmanız veya re­kabet gerektiren sporlara girişmeniz gerekmez. Haftada sadece iki veya üç kere, sadece 20-30 dakikalık bir yürü­yüş bile size büyük üstünlük sağlayacaktır.

Bu tur şeyler için çok şişmanım”
O süre siz, özellikle de şiddet arttıncı hareketler laf konusuysa, ahenkli egzersizden en başta faydalanması ge­reken kişisiniz. Egzersiz yaparak kalori yakıt ve kilonuz üstünde denetim kazanacaksınız. Aldığınızdan daha fazla kalori yakarsanız, vücudunuz kendi enerji depolannı kullan­maya ve yağlannızı eritmeye başlar. Bazı metabolizmalar, egzersize son verdikten sonra da -kimi süre 24 saat ka­bakımlı- normalden daha artı kalori yakmaya devam ederler.

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: