Blog

Sağlıklı yaşamanın sırrı: Köy tipi beslenme

  Blog    5 Ocak 2019
Yorum Yok

Sağlıklı yaşamanın sırrı: Köy tipi beslenme
İlkbahar mevsimi geldi. Doğada yaşanan canlanma ve etrafa yayılan enerji, hiç şüphesiz ki insanları da etkiliyor ve onların yeni kararlar alma arzularını tetikliyor. Perhiz gerçekleştirmek, daha sağlıklı bir karoser ve ruha sahip edinmek da her bahar döneminde insanların aldığı kararların başında geliyor. Peki bahar aylarına özel bir diyet var mı? Hekim Ender Saraç, herzamanki zayıflama trendlerinin değişime uğradığını ve zayıflamanın yalnızca bahar aylarına ait bir vaka olmayıp, bütün yıla yayılması gerektiğini düşünüyor. İnternetteki diyet yöntemlerinin ve oradan satılan ilaçların çoğunu tehlikeli bulan Saraç, “İnternetten satılan ilaçlar ve yöntemlere asla şeref etmeyin. Bir hekim veya diyetisyenin resmi sitesinde yazar ya da referanslı kaynaklardan okunanlara şeref etmek gerekli. Benim adımla bile www.endersarac.net diye site kurup, fan kulüp hap nasihat eden, data verenler var. Ancak benim sitem sadece www.endersarac.com adıyla hizmet veriyor, o yüzden her bilgiyi kontrol etmek kayda değer.” diyor. Her diyetin herkese uymayacağını belirten Saraç, gerçi genel doğru ve yanlışların herkes için geçerli olduğu görüşünde. Akşamları fazla geç ve ağır yemenin, beyaz un ve beyaz şekeri artı tüketmenin, artı miktarda asitli ve şekerli içecek içmenin, kahvaltıda sürekli hayvansal gıdalar ve mayalı buğday ürünleri ile beslenmenin zararlı olduğunu kaydeden Saraç, bakliyatları haftada iki üç kere, proteini ise yeterince almayı öğüt ediyor. “Yeşil çay içer ve her gün biraz yürüyüş yaparsanız bayağı bir toksin atar ve zayıflayabilirsiniz.” diyen bilirkişi hekim, insanın yalnızca bedeninin yok, ruhunun da toksinlerden arınmaya ve detoksa ihtiyacı olduğunu söylüyor. Peki bedeni soy, ruhu da atın üzerindeki bir jokeye benzeten Saraç’a göre ruhun detoksu nasıl yapılmalı? “Beygir eğer kuvvetsiz ise jokey ne değin yetenekli olursa olsun karoser ruhu altında çeker ve ruh tekamülünü gerçekleştiremez. Beygir fazla mükemmel lakin ruh yani jokey hastalıklı ise at nereye gideceğini bilmez. Ömrün ortasından sonradan ruh daha fazla bilgeleşmek ister. Gövde ise birtakım sorunlarla daha alçak frekansa doğru düşerse ruhu da aşağıda çeker. İkisinin de nitelikli olması gerekli. O yüzden ruhsal boyuta ne kadar yatırım yaptığınız daha önemli.” diyen Saraç, dünyada tesadüfen değil, kayda değer bir imtihan için bulunduğumuzun ve bize verilen emaneti istediğimiz gibi yararlanma hakkına sahip olmadığımızın altını çiziyor. Ruhumuzun stresli, saldırgan ve depresif olması durumunda bunun bedene yansıdığını belirten doktor Saraç, “Ruhumuz da obezite olabiliyor. Yalan, kin, iftira, açgözlülük, gıybet, kıskançlık, hiddet gibi toksinler olabiliyor. Ruhtaki obeziteyi temizlemenin yollarını ‘Ruhsal Gelişim ve Kader’ kitabımda verdim. Bana göre en son İslam dini gelmiş, en son yazılım programıdır ve bunun üzerine de din gönderilmeyeceği beyanat edilmiş. Bizim kültürümüzden gelen bilgilerin doğru olduğuna inanıyorum. Batı’dan noter tasdiki alınca moda oluyor bizde birçok şey. Herkes istediğini seçebilir fakat kendine daha yakın bir şey varken bundan rahatsızlık duyup, adını bile bilmediği bir put tanrıya tapılan ritüel yapılıyor. Allah’ın isimlerini, manalarını mahsus bitmiş ederseniz onun enerjisi sizi kuşatır. Ruhumuzun bakıma ihtiyacı vardır.” diyor. 2007 yılında bütün yabancı kitaplar dahil en çok satan 10 kitap arasında olan Ender Saraç’ın kitabı, o dönem fırtınalar koparan Secret ile başa baş bir satmak grafiği yakalamıştı. “Dünyanın Secret’tan sonradan bozulduğunu düşünüyorum. ‘Sen Tanrısın, düşün, imgele ve yarat!’ diyor Secret. Biz Allah değiliz, minik Tanrıcıklar da değiliz. Biz oysa hakkımızda bahtı açık olanı Yaradan’dan dileyebiliriz. Bunun için de sürükleyici ve dengelenmiş yaşamak kayda değer.” diyen Ender Saraç, şişman insanların çoğunun da depresyonlu olduğunu iddia ediyor ve ekliyor: “Şişman kişi ağız tatmini istiyor, şefkat açlığı var. Bilhassa gün bitince kimsesiz kaldığında başlıyor yemeye. O da hemen yağa çevriliyor. Şişmanlar cana yakın olmakla beraber çoğunda bir takım yaraların olduğunu görüyoruz.” Köy tipi beslenirim, 20 yıldır hiç değişmedim Sağlıkla ilgili tek dezavantajım aşırı amaçlamak. 51 yaşındayım ve 20 yıldır fiziğim hiç değişmedi. Benzer elbiseleri giyiyorum, kilom, boyum aynı ve hiç hastalanmadım. Sabahları eksik yağlı keçi peyniri, tam buğday ya da çavdar ekmeği, maydanoz, bol zeytin yerim. Müsli ve yulaf ezmesi, eksik yağlı keçi sütü, organik yoğurt ve yumurta, bol ceviz ve içinde zencefil olan taze meyve suyu içerim. Öğle yemeklerini aksatmam. Köy tipi beslenirim. Çorba, bakliyat, balık türü yiyecekler. Beyaz makarna, pilav, beyaz ekmek yemem, içeceklerime asla şeker atmam. Ara öğünde de ceviz, badem, kuru üzüm, erik pestili, meyve, Antep fıstığı yerim. Akşamleyin mutlaka keyifle yemek yemek yerim eşimle. Balık ızgara, yeşil mercimek, siyah makarna, bulgur pilavı, sebze yerim. 22 sene et hiç yemedim, son bir yıldır yemeye başladım. Operasyon görmemiş et yerim, sucuk, pastırma yemem. Tavuk hiç yemem, içim almıyor. Kuzu eti yerim, sığır eti dinç değildir. Umre, manevî arınma ortamı Artık millet değişiyor, enerjiler kutuplaşıyor. Bir grup insan, daha iyi olma adına daha eksik sigara ve içki, daha fazla spor, daha fazla ceset sağlığına uyarı ederken diğer bir grup insan da daha çok fast-food’a, genetiği oynanmış gıdalara, sigara ve içkiye sarılıyor. Muhafazakar bir hükümet var gibi görünmekle beraber Türkiye’de içki tüketimi yüzde 16 arttı. Avrupa’daki en büyük büyüme bu. Bir yanlamasına da içkiyi bırakan insanların sayısı artıyor. İçenler daha fazla içerken, eksik içenler de bırakıyor. Sigarada da böyle. Bu kutuplaşma dinç yaşamda da olacak ve obez sayısı artacak. bununla beraber sağlıklı bedene sahip bilinçli halk müziği da artacak. İnsan doğduğunda tertemizdir ama sonra tembellik, yanlış besin, fast-food, kimyasal ilaç virüsü, obezite gibi virüsler bulaşmaya başlar. Biz antivirüs programı yükleyip iradesini ortaya çıkarıyoruz. Lahana, enginar ve çaylarla detokslar yapıyoruz. Umreye ünlü insanların gitmesini manalı buluyorum. Onların da kul olma hakkı var. Orada yalnızca ibadet var ve manevi bir arınma ortamı. Kırmızı şarap yok, alkolsüz üzüm suyu kalbe faydalıdır Fransız PR şirketleri, ‘Kırmızı şarap kalbe iyi geliyor’ dediler. Bu araştırmanın aslı kırmızı şarap ve alkolsüz kırmızı üzüm suyundan yapılan içecekle ilgili idi. Alkolsüz üzüm suyu içen grupta daha fazla üstünlük ve antidoksan etki görülüyordu, kırmızı şarap içenlerin bir kısmının kalp değerlerinde düzelme görülüyordu. Bunu ‘kırmızı şarap kalbe iyi geliyor’ diye duyurdular ve Fransa’da düşen şarap satışlarını pompaladılar. Birtakım doktorlar da ‘Günde iki bardak şarap için, kalbe iyi geliyor’ diyorlar. Bu, yılda 720 kadeh eder. Bunlar 180 bardak zeytinyağı içmiş gibi kalori aldırır. Ben PR şirketlerinden gelen bu nesil medyatik araştırmaları yemem. Emek vermeden dinç ceset olmaz. Göbek ve bel civarında yağlanma ölümcüldür Mutlaka egzersiz yaparım. Spor zararlıdır, yalnızca gençler ve profesyoneller içindir. Düzenli alıştırma öneriyorum. Göbekli olmayı sevmiyorum, göbek ve bel civarında yağlanma varsa birtakım ölümcül hastalıkların temelini atıyorsunuz. Göbek ve bel civarını ölçeceksiniz. Erkekseniz 94, bayansanız 88 cm’yi geçmeyecek. Geçerse insan ölümüne en fazla yol açan 22 hastalığın temelini atmış olursunuz. Zayıflamak için enginar 40 gün baştan başa uygulanacak enginar kürü ile yaza dinç bir başlangıç yapabilirsiniz. Enginarın 5-6 adet dış ve sap yaprağı, 3 avuç kuru ya da taze hindiba, 1 parça kök zerdeçal, yedi litre suya atılıp kaynatılacak. Her sabahleyin ve akşam birer ufak su bardağı içilecek. s.zengin@zaman.com.tr SÜRE

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: