Operasyon önceliği Fırat’ın doğusundan İdlib’e geçebilir

Operasyon önceliği Fırat'ın doğusundan İdlib'e geçebilir

Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de 4 milyon civarı sivilin barındığı İdlib’de ateşkesin korunması için vardığı mutabakat, Esed rejiminin son günlerdeki saldırılarıyla epeyce engebeli bir sürece girdi. Çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği saldırıların arkasında İdlib’te az daha diken üzerinde bir işlem başlarken, önümüzdeki dönemde Türkiye-Rusya-Suriye denkleminde atılacak adımlar ve muhtemel senaryolar daha sık tartışılmaya başlandı.

 

 

Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, yaptığı açıklamada, Astana Süreci’nin Suriye meselesine ilişkin değişik platformlarda işletilen süreçler aralarında en etkin ve aynı zamanda ürettiği sonuçlar bakımından tarafları namına en bereketli ve anlamlı sonuçları üreten süreç olduğunu söyledi.

BAKIŞIMSIZ UNSURLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK ZORUNLU

 

 

“Suriye’ye dair işletilen öteki tüm mekanizmaları da göz önüne alınca gerçekten en etkin ve bereketli sonuçları da tekrar Astana mutabakatı veriyor” diyen Han, “Oysa, burada esas tehlike şu noktada; İdlib meselesi sadece kendi arasında belirtilmiş bir denge kurabilecek eşit taraflar arasında varılmış mutabakatlar üzerinden işlemiyor. bununla beraber bu tarafların kurdukları dengeler ve tercihleri üzerinde basınç yaratacak asimetrik diğer unsurlar ve aktörleri de göz önünde bulundurmak gerekli. İdlib’te bu unsurlardan fazlasıyla var ve en önemlilerinden biri Heyet Tahrir El-Şam (HTŞ)” ifadesini kullandı.

HTŞ’nin şuan İdlib’te mevcut durumu kullanarak Rusya ve Türkiye’nin kurduğu, kısmen Şam yönetiminin de katıldığı ve İran’ın da yakından izlediği dengeyi bozduğuna dikkati çeken Han, şöyle devam etti:

“Bu dengenin bozulması İdlib mutabakatını zorluyor. 10 maddelik bu mutabakatta gerginliği azaltma bölgesinin kurulması, silahsızlandırma bölgesi, ağır silahların bölgeden çıkarılması gibi önemli teferruat vardı.

Bunların yanı sıra Suriye’nin en manâlı ticaret yolları üstünde bulunan, Halep’i Şam’a bağlayan M5 ve Lazkiye’ye bağlayan M4 karayollarının da güvenli geçişe açılması ve ayrıca Rus üslerinin bulunduğu bölgede, keza de Halep ve laf konusu karayolları üzerinden Şam ana hattında baskının azaltılması gibi meseleler de mevcuttu.”

TÜRKİYE İÇİN İDLİB DAHA FARKLI VE KRİTİK ANLAMLAR TAŞIYOR

Han, “Türkiye’nin İdlib konusunda ayrı üzüntü noktaları var” dedikten sonra bunlardan ilkinin işin ‘insani’ boyutu olduğunu ifade ederek “Burada temel yaklaşım keza milyonlarca insanla ifade edilebilecek bir mülteci dalgasının önlemek, keza de insani trajedilerin yaşanmasını alıkoymak. bu nedenle Türkiye için bölgede kararlılık sağlanması fazla önemli” cümlelerini kullandı.

İdlib madalyonunun bir yüzünde bunlar varken, diğer yüzünde de ‘Türkiye’nin güvenliği’ olduğuna aksan yapan Han, “Burada karşımıza meydana çıkan esas başlıca, göç dalgasına katılan mültecilerin içine sızacak radikal militanların Türkiye’ye girmesini alıkoymak. İşin emniyet boyutunda bu hassasiyet var” dedi.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

Yorum Ekle

%d blogcu bunu beğendi: