Ne kadar suya ihtiyacımız var?

  Sağlık ve Yaşam    27 Mart 2019
Yorum Yok

Ne kadar suya ihtiyacımız var?

Suyun tüm mucizelerinin yanına, yanlış tür su sizi ger­çekten hasta, yorgun ve şişman yapar. Aldığınız her şey gibi, suyunuz da elektron bakımından zengin ve bazik olmalıdır.

David
Kırk sekiz yaşındayım, aslen Iovva’Iıyım ve şu lahza ingilte­re’de yaşıyorum. Yalnızca pH değeri olan su içerek (günde 3 litre), et ve süt ürünlerini keserek ve daha çok salata yiye­rek bir ay içinde 9 kilo verdim ve 81 kilodan 72 kiloya düş­bütün. Hâlâ geçiş aşamasındayım; kırk yıldan pozitif süredir et yemiş biri olarak, alışmak azıcık zaman alıyor! Vejetaryen olma yolunda ilerlemeliyim fakat Shelley Young’un tarifle-riyle bu geçiş aşaması çok kolay olacak.

Maalesef hazırlanmış suların hemen hepsi asidiktir, bu da vücudu­nuzu asidik yapar ve vücudun kendini korumak için yağ tut­masına niçin olur. Ve vücudunuz asitleri nötrleyip atarken de su kullanmak zorundadır1. Asidik suyla asla ideal kilonuza ula­şamazsınız ya da ideal sağlığınıza kavuşamazsınız. Fakat vücu­dunuzu elektron zengini alkalik suyla beslediğiniz vakit, ona hücreleri dinç tutması ve pH dengesini koruması için ihtiya­cı olanı verirsiniz, keza de diğer görevleri olan nötrleyici mad­deleri vücudunuzun diğer bir yerinden çekmeden. Vücut hüc­releri, içlerinde bulundukları sıvılar kadar sağlıklıdır.

Hazır, bundan böyle içmeye hazırsınız ve elinizde bir bardak mus­luk suyu veya marketten aldığınız bir şişe su var. Pak ve iyi görünüyor. Hatta tadı da güzel. Fakat sahiden sizin için afiyet­lı mı? Hatta içmek için güvenli mi? Asidik mi alkalik mi? İdeal kilonuza ulaşmanızı hızlandıracak mı yoksa sizi tartının yanlış bölgesine mi sıkıştıracak? Sadece bakarak ya da tadarak bunu anlamanıza aslında imkân değil. Ülkenin ve dünyanın çeşitli yerlerinden topladığım sulara yaptığım testlerden öğrendiğim, önünüzde duran şeyi fiilen içmek isteme ihtimalinizin fazla düşük olduğu. Gerçekten sağlıklı suyun en manâlı özellikleri saflığı, pH değeri, elektron aktivitesi ve moleküler yapısıdır. Hemen bu konudan biraz bahsedeceğim.

Saflık
Her şeyden önce, suyunuzun saf ve içmek için güvenli oldu­ğuna belirli olmalısınız. Suyun musluğunuzdan akması, mar­ketten dargın bir şişede olması veya belediye su deposundan gelmesi böyle olduğu anlamına gelmez. Doktorlar Amerika’nın su kaynaklarında 75.000′in üzerinde toksik, sentetik ve kimya­sal bileşim bulduklarını ve bunların sadece bir kısmı için çalış­ma başlatıldığını rapor ettiler. Fiilen Çevre Koruma Ajansı (EPA), kısa bir vakit önce, belediye su sistemlerinin kalite stan­dartlarında takriben 83.000 deformasyon olduğunu, son otuz yılda 21.000′in üzerinde kirletici madde -organik ve inorganik- bu­lunduğunu, az kalsın 200′ünün sağlığı negatif yönde etkile­diğinin kanıtlandığını belgelemiştir. Bu kirliliğin o kadar çoğuna endüstri ve tarım sebep oluyor lakin kayda değer bir kısmını da çi­men kimyasalları, ilaçlar, yakıt ve ev içi temizleme ürünleri gibi jurnal yaşam ürünleri oluşturuyor.

Doğal Kaynaklan Koruma Konseyi’ne kadar (NRDC) her gün, 240 milyondan pozitif Amerikalı, belediye su sistemlerinden ge­len kirlenmiş suyu kullanıyor. Rahatsızlık Koruma ve Önleme Merkezleri (CDC), yılda adeta 1 milyon Amerikalının zarar­lı mikroorganizma barındıran sular yüzünden hastalandığını ve takriben 900 kişinin bu yüzden öldüğünü varsayım etmektedir.

Şişe suyuna dönmenin bir faydası yok. Şişelenmiş suların çoğu sadece şişelenmiş musluk suyudur.

Reel şu ki, gezegende doğal olarak iyi su kalmamış gibi görünüyor. Buzul erimesi suyu, yağmur suyu, kaynağın yandaki memba suyu veya yüksek dağlardaki akıntılar ideal olabi­lir. Lakin günümüzün asit yağmurlu, kirli havalı, kirlenmiş ze­min sulu, çöp yığını okyanuslu endüstri çağında, vücudunu­zun fiilen ihtiyacı olan suyu hiçbir değişikliğe uğramadan almanız imkânız.
Yüksek nitelikli bir filtre, sadece suyunuzda istenmeyen kim­yasallar, eser elementler ve mikroorganizmalar gibi değişik pis­liklerin olmadığından kesin elde etmek içindir. Kendimce bir damıtıcı veya bir elektronik su temizleyicisi daha fazla işinize fayda (Veya herhangi bir marketten damıtılmış su alın). Evinizde, suyunu­zu arındırmak için gerekli ekipmanı hazırlamak yaklaşık 400-1500 dolar arası bir miktara mülk olacaktır. Size, suyu temizleyen ve iyonlaştıran su damıtıcısını öneriyorum.

PH
Tam anlamıyla dinç olması için, suyunuz bununla birlikte bazik olmalıdır. Saf, damıtılmış suyun pH derecesi 7 olur. 7′nin üzerindekiler alkaliktir ve asidik sudan daha iyidir ama al­kalik sudan tam olarak faydalanmak için -sizi şişmanlatan asit­leri nötrlemesi için- en düşük 9.5 pH (önemli obezite ve ciddi sağlık durumları karşı en çok 11,5 ile 12,5 seviyesi) olan suyu öneriyorum. Günümüzde böylece çok su nötr olmaktan çok asidik.

Bir düşünün: Asidik su içiyorsunuz ve zaten nötr olması ge­reken suyu nötrlemek için vücudunuzun bazik madde ambar­larını azaltmasını sağlıyorsunuz. Bir Takım şişe suyu etiketlerindeki “pH dengelenmiş” ifadelerine sakın aldanmayın: “Doğal yollardan pH 7.2 ile dengelenmiştir.” Dürüst, bu fazla az bir bazik düzey ve elbette asidik sudan daha iyi. Ama bazik suyun faydala­rını reel anlamda sağlamak için bu pH derecesi yeterince yüksek değil.

Alkalik su içmek asitleri ve atık maddeleri temizler ve bütün vücudunuzun alkalik kalmasını sağlar. Dokulardaki asitleri nötrlemek ve yok etmek için alkalik su içerek, vücudunuzu öteki bölümlerden bazik maddeleri toplamaktan kurtarırsınız-örneğin kemiklerinizden kalsiyum emmek gibi. Asidik suda kurşun gibi toksik metal iyonları, kadmiyum ve aşırı miktarda olduğunda önemli afiyet sorunlarına yol açan cıva vardır. Karşıt şekilde, bazik su kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi vü­cudunuzun ihtiyacı olan minerallerle vücudunuzun emebile­ceği biçimde (iyonik olarak) batmış olabilir. Ve herhangi bir negatif mikroform zorunlu miktarda bazik su yer alan bir or­tamda hiçbir tehdit oluşturmaz.

Neyse fakat, suyunuzun bazik olup olmadığından belli olma­nın kolay bir yolu var: Suyunuza her bir litre için (tercihen iyonlaştırılmış ya da damıtılmış) %2 oranında 16 damla sod­yum klorid ya da 2-3 dere kaşığı sodyum bikarbonat ya da sod­yum silikat ekleyin. Sodyum silikatı veya sodyum kloriti afiyet­lı yiyecek dükkânlarından alabilirsiniz. pH damlaları hakkında daha detaylı data için 9. bölüme bakınız.

Elektron Aktivitesi / Enerji / Enerji Potansiyeli
İdeal kilonuza varmak için suyunuzun enerji verilmiş olma­sı gerekir. Enerji verilmiş su elektrona dolu, yüksek derece­de yüklü ve potansiyel enerjiyle doludur. Bazik suyun, elekt­ronları sebebiyle negatif yüklü olduğunu, oysa asitlere artı yüklü protonlar göre hâkim olunduğunu ve bu elektron­ların protonları çekmesinin zararlı asitleri nötrlediğini artık bi­liyorsunuz. Şimdi suyun elektron aktivitesini ya da enerji potan­siyelini ölçmenin iki yolunu açıklayacağım: OAP ve rH2.

OAP (oksidatif azalma potansiyeli) değeri, suyunuzdaki (ve­ya herhangi bir şeydeki) enerji miktarını, elektronlarını sayarak belirler. Ölçü birimi milivolttur (mV). Suyunuzun olumsuz mili-volta sahip olduğundan belli olun. ideal kilonuza varmak için suyunuzun en düşük 250 mV değer OAP’si olmalıdır. (1,250 mV’u dinmek sizin için hiç iyi olmaz, bu miktara yaklaştıkça günde yalnızca az bir miktar içmek isteyeceksinizdir.) Bu oran, vücudunuzun kilo almasına ya da kilo verememenize yol aça­cak pozitif asitleri nötrleyecek tatmin edici miktarda elektron aktivite­si olduğu anlamına kazanç. Musluk sularının böylece çoğunda bu oran +500 mV’dur.

rH2′yi (hidrojende azalma, redoks da denir) de bir değişiklik OAP’ye yardımcı ölçüm olarak düşünün. rH2, benzer pH gibi, bir skala ile ölçülür. rH2 skalası 0 ile 44 arasında olup 22 değeri nötrdür; ve bu sayı ne değin düşük olursa elektronların toplan­ması da o kadar fazla olacaktır.

Bundan Böyle aşırı şişman bir insan olarak yaşıyordum ve bu du­ruma üzülmekten yorulmuştum. Zayıflayabilmek için fazla pozitif yöntem denedim ama bir her birine bile işe yaramadı. Taki bu programı duyana dek. Yalnızca beş ayda 27 kilo verdim ve iki yıldan artı bir süredir de ideal kilom olan 72 kiloda­yım. Kolesterolüm 100 bedel düştü, tansiyonum normale döndü ve artık hiç ilaç kullanmıyorum. Bu ya­şam tarzına bayıldım ve arkadaşlarımı -ve dokto­rumu- şimdiki genç gö­rüntümle çok şaşırttım.

Her adımda, elektron sayısı 10 kat artar; rH2 değeri 22 olan bir suda rH2 seviyesi 23 olan suya kıyasla 10 kat artı elektron bulunur. Skaladaki 2 derece oynama bile 100 kat daha eksik elekt­ron anlamına kazanç. Suyunuzdaki rH2 oranının 22 veya daha az olması sizin için iyidir. Ne yazık oysa, şebeke sularının çoğundaki rH2 oranı sıradan 30 ya da daha fazla. Bu da sizin hedefiniz olan değerden 100 milyon daha eksik elektron olduğu anlamına gelir. Suyumuz bize dinç almak ve sağlıklı kilomuzu koru­mak için gerekli enerjiyi sağlamamaktadır.

gerçi bu ikilemin çözümünü şimdiden biliyorsunuz. Suyu-nuza daha önce tasvir ettiğimiz şekilde sodyum klorit, bikarbo­nat ya da silikat eklemek hem pH’ı keza de elektron aktivitesini artırır. Bu maddeler birbiri ile tepkimeye girer ve oksijeni ser­best bırakarak enerji potansiyelini artırır.

Moleküler yapı
Suyun son kayda değer özelliği, moleküler yapısıdır. Öyle çok musluk ve şişe suyunda, H20 molekülleri 10′lu veya 20′li grup­lar halinde bir araya gelir. Elektron aktivitesi bir molekülün yü­zeyinde gerçekleşir ve bu moleküller birbirine yapıştıkça yüzey alanı ve dolayısıyla elektron aktivitesi azalır. Karşıt şekilde, gruplar ne dek küçük olursa elektron aktivitesi de öyle fazla olur. Hem, büyük molekül grupları hücre zarlarının içi­ne geçemez ve bu nedenle hücreleri içerden sulayamaz. Molekül gruplarının boyutu azaldıkça, su hücreyi daha iyi sulayabilir ve daha artı oksijen sağlayabilir.
Suyunuzdaki molekül grubu sayısı 5-6′dan daha fazla olma­malıdır. İdeali, suyunuzun tek moleküllü olmasıdır. APS ya da faal plazmalı su, elektromanyetik alanlar, ses ötesi ve UV ışın­larını kullanarak moleküler grupları parçalar ve bayağı mus­luk suyunun elektrik potansiyelini kimyasal ya da ısınma olma­dan artırır, 1 -2 molekül grubu oluşturarak daha ufak moleküler yapılı ve yüksek elektrik yüklü su üretir (böylece fazla musluk su­yu ya da iyi suda bu oran 10-24 arasındadır).

O Kadar fazla musluk suyu 9.5 pH, 250 mV değerinde OAP ve 19.5 rH2 değerleriyle bir makineden çıkar. Elektron aktivitesindeki büyüme birkaç hafta her tarafında değişmez kalır – bu suyun faydalarını görmek için, düz iyonize suda olduğu gibi hemencecik içmeniz ge­rekmez. Ve Ohio, Cleveland’daki Milli Deneme Laboratuvarı ta­rafından yapılan bir testte APS’nin bakteri, metal, inorganik kimyasal, organik kimyasal, böcek zehiri, bitki zehiri ve polik-loritleştirilmiş bifenil (PKB) seviyeleri bakımından sınırları aş­tığı ortaya çıkarılmıştır.
Kendi icadım olan ve berat almayı beklediğim bir cihaz ile kendim APM, veya etkin plazmah mikro iyonlu su, yapıyo­rum (pH Mucizesi internet sayfasına bakınız). Aslında APM, APS’yi bir adım ileri götürüp, mikro iyonlaştırma süreci ekleye­rek sudaki elektron miktarını artırır. Tamamıyla tek moleküler yapılı su yaratmak için yapılacak tek işlemdir böylece baş­ka hiçbir su bu dek enerji potansiyeli sağlayamaz ya da cisim ve hücreler tarafından bu değin basit emilemez.

APM’nin 9.5 ile 12.5 arasında bir pH dengesi, OAP’nin ise 50 ile 1,250 mV aralarında bir değeri vardır ve bu layık aylar boyun­ca değişmez kalabilir.

Öbür olarak, daha önceden gösterilen şekilde sodyum damlaları ya da tozları eklemek de molekül gruplarının boyutu­nu düşürmeye takviye eder.

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: