Kanserin etkileri

  Sağlık ve Yaşam    26 Mart 2019
Yorum Yok

Kanserin etkileri

Kanser tek bir hastalık değil­dir, o kadar çok öbür kanser türü vardır. Bazı kanserler yıl­lar baştan başa hemen hiç değişmeden kalabilir ve yaşam beklentisi üzerin­de etkisi olmaz. Buna rağmen, teşhis konulduktan kısa zaman sonra ölüme yol açan bir takım ender kanser türleri de vardır. Nasıl enfeksiyon terimi kolay soğuk algınlığından çıbana, sıtma­dan tüberküloza dek bütün rahatsızlık­ları içeriyorsa, fena huylu (malign, habis) hastalık terimi de hem hasta­lığın davranışı ayrıca de şiddeti açı­sından benzer ölçüde çeşitlilik gösterir; oysa natürel oysa kanser bulaşıcı değil­dir.

Teftiş Kaybı
İnsan vücudunda bir kesmeşeker büyüklüğündeki bir kütlede takriben bin milyon gözenekli olan yer alır. Hücreler vücudumuzun oysa mikroskopla görülebilen ufak yapıtaşlarıdır. İn­san vücudundaki milyarlarca hücreli­nin mükemmel bir harmoni içinde işlevlerini yerine getirmeleri ve her hücrenin içten yerde, amacına uy­gun şekilde davranması fiilen de son derece şaşırtıcıdır. Hücrele­rin çoğunun hayat süreleri sınırlıdır: yaşlılık ya da eskime ve eskime gibi nedenlerden ötürü yitirilen hücrele­rin yerine her gün milyonlarca yeni­si üretilir.

Var olan hücrelerin “mitoz” adı bahşedilen bir süreç sonucunda ikiye bölünmesiyle yeni hücreler üretilir. Erişkinlerde ölen ve bölünen gözenekli olan­lerin sayısı arasında sıradan olarak çok iyi bir denge vardır; çocuk­lar büyümekte olduklarından, du­rumları daha farklıdır. Sıradan olarak yitirilen hücrelerin yerine benzer sayıda hücreli üretilir. Bu dengeyi denetçi mekanizmalar son derece kar­maşıktır. Kontrolün yitirilmesi hücresel­lerin sayısında fazlalaşmaya ve tü­mör oluşumuna yol açabilir.

Ne var oysa, tümörlerin ama kü­çük bir bölümünün kanserli oldukla­rı da unutulmamalıdır. Tümörlerin birçok normal ya da normale epeyce yakın, yerel gözenekli olan birikimleridir ve iyi huyludur (benign, selim). Siğiller bunun için iyi bir örnektir.
Kanser gelişiminde hücrelerin ayrıca niteliği değişir, ayrıca de sayısı artar.- kanserli hücrelerin görünüm ve davranışları da farklıdır. Daha sal­dırgan ve yok edici davranırlar ve nor­mal hücrelerden egemen hareket ederler. Çevre dokulara girip onları ele geçirme becerisi kazanırlar. Kimi durumlarda hücreler lenf ve kan da­marlarına da geçerek, ortaya çıktık­ları “ilk” (ilk) bölgeden diğer bölgelere atlarlar. Bu hücreler za­manla lenf bezlerinde ve akciğer, karaciğer ve kemik gibi diğer organlarda “metastaz” adı bahşedilen ikincil kütlelerin oluşmasına yol açabilirler.

Genler
Tüm hücrelerin davranışları merkezi kontrol birimleri olan çekirdekteki (nükleus) genler kadar kontrol edilir. Her gözenekli olan çekirdeğinde yakla­şık 40,000 gen vardır. Genler “DNA” adındaki karmaşık bir kimyasal mo­lekülde kodlanmış olarak bulunan çok ufak, son derece yoğunlaştırıl­mış veri ve direktifler depocuklarıdır. Fazla sayıda gen bir araya gelerek an­cak mikroskopta görülebilen kısa şe­rit parçacıklarına benzeyen sarmallar oluşturur. Bunlar, birbirine eşler ha­linde bağlanan kromozomlardır; toplam 23 çift kromozom vardır.
Irk belli başlı rahminde tek bir hücreden gelişir. Bu ilk hücre, anne­nin yumurtalıklarından (överler) bi­rinde üretilen bir yumurtanın (ovu-mun), babanın testislerinden birinde üretilen bir sperm kadar döllen­mesiyle oluşur. Hücre iki kardeş hücreli oluşturacak şekilde bölünür; ardındaki bu hücreler de bölünerek toplam dört gözenekli olan oluşur. ardışık bölünmeler sonucunda hızlı bir büyüme olur. Mitoz sırasında tüm kalıtımsal veri kopyalanır ve böy­lelikle gelişmekte olan mikroskobik organizmada (ya da embriyo) bulunan tüm hücreler kendi kalıtımsal materyeline sahip olur. Embriyonun gelişip önce “fetüs”ü ve sonuçta da yenidoğan bir bebeği oluşturması süreci her tarafında aynı işlemler devam eder.

Birincil hücrede bulunan kalıtımsal bil­giler, bu hücreden gelişecek olan in­sanın bütün maddesel özelliklerini belir­ler. Ancak vücuttaki oluşum bitmiş­landıktan daha sonra, belirtilmiş bir hücredeki bu kalıtımsal bilgilerin çoğu artık gereksizleşir. Hücrenin bütün gereksin­diği sadece kendi özel işlevlerini yerine getirmekte kullanacağı veri­lerdir. Öteki işlevlerle ilgili açıklamalar gereksizdir. Emin hücrelerde etkin durumda yer alan manâlı bilgiler hücrelerin kendi tavır ve özellik­lerinin yanı sıra, bu hücrelerin oluş­turduğu dokunun özelliklerini de yönetir.

Kanser genleri
Bayağı hücrelerde bulunan ve “on-kogen” adı verilen özel genler var­dır; onkogenler ya uyur haldedir (atıl) ya da hücrenin davranış ve bölünmesinde bir rol oynarlar. Mesela tütün dumanı, mor-ötesi ışık veya bazı virüslere emrindeki DNA hasarı bu genlerde anormalliklere ya da “mutasyonlara” neden olarak, genin aktivitesinde artma ve olağandışı­likle sonuçlanır. Bu da hücrenin anti-sosyal bir tarzda davranmasına ve habisleşmesine (kanserleşmesine) yol açabilir.

Onkogenler yanında her hücrede ‘bitki örtüsü baskılayıcı genler’ vardır ve bunların alışılagelmiş görevi bölünmeyi sınırlandırmaktır. Çoğu kansere yol açan, tömür baskılayıcı bir genin ak-tivitesini azaltan hasardır.

Genler yalnızca habis oluşumla­rın gelişmesinde yok, kanserin da­ha sonraki davranışı ve tedaviye ya­nıtı üstünde de kritik bir rol oynar. Mesela bir takım genler kanserlerin komşu dokuları ele geçirme ve vü­cudun başka bölgelerine yayılarak metastaz yapabilmeleri açısından kayda değer olan proteinlerin üretimin­den sorumludur. Diğer genler ise hücrenin kendi kendisini uyaran “çoğalma faktörleri” üretmesine yol açar ya da kanser ilaçlarını etkisizleş­tirir. Hücrenin ölümü bile genetik teftiş altındadır. Genetik zarar hücrelerin ölmemesine de yol açabi­lir; bu keza kanser gelişimi keza de kanserin radyoterapiye ya da ilaçlara direnci açısından kayda değer bir faktör olabilir.

Kanser oluşumu sürecinde, hüc­renin habis bir biçimde davranmaya başlamasından önceki ve sonraki birkaç sene her tarafında, bir dizi kalıtımsal bozukluk birikir. Kanserin başlama­sından sonra yeni gen mutasyonları olması, bir takım kanserli hücrelerin di­ğerlerinden bambaşka davranmasına ne­den olabilir. Bu da, belirtilmiş bir evrede büyümenin yön değiştirmesine yol açabilir. Kanserin davranışı ve teda­vinin uzun dönemdeki sonucu, so­nuçta en fazla antisosyal nitelik ser­gileyen hücrelere ve onları değil et­meyi hedefleyen tedaviye azami dayanıklılık bildiren hücrelere bağlıdır.

Çoğalma Hızı
Hücrelerin çoğu birkaç günde bir bölünürken, bazıları fazla daha yavaş çoğalır. Az Daha bütün kanserlerin tek bir hücredeki genetik bir anor­mallikten kaynaklandığı ve kes-meşeker büyüklüğündeki bir kütle­de yaklaşık bin milyon hücresel bulun­duğu dikkate alınırsa, kanserlerin çoğunun görünür hale gelmesinden uzun bir zaman önce başladığı anlaşılir. Tanı esnasında kanserlerin çoğu genelde kesmeşekerden birazcık da­ha büyüktür ve birçoğu yavaş yavaş büyüyerek 10-20 sene baştan başa var ol­muştur. Ancak, bir tümörün boyut­larının iki katına çıkması için gereken süre büyük istikrarsızlık gösterir. Bu ‘iki katına çıkma süresi’ birkaç gün ile birkaç yıl arasında değişebilir; lahza­cak en yaygın kanserlerin çoğunda bu vakit sıradan 2-3 aydır.

Çoğaltma hızı açısından tartı ta­şıyan bir öteki etmen de, kanserin kendisini besleyecek yeni kan da­marları oluşumunu ne ölçüde uyarabileceğidir. Yeni kan damarı oluşu­munu engelleyen ilaçların geliştiril­mesiyle ilgili olarak günümüzde he­yecan verici çalışmalar yürütül­mektedir.

6 okunma



  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: