Kaç kilo olmalıyım?

  Sağlık ve Yaşam    27 Mart 2019
Yorum Yok

Kaç kilo olmalıyım?

Fikirler ve duygular -zihinsel, psikolojik, duygusal ve hatta ruhsal durumunuz- sahiden vücudunuzu az veya çok asidik yapar. Benzer olarak, yedikleriniz düşüncelerinizi, ruh halinizi ve duygularınızı etkileyebilir. Yanlış yiyecekler yemek yemek, depresyona ve sonucunda aşırı yemeye yol açabilir. Içten yi­yecekler yemek yemek ise, bütün anlamıyla sevinç, hatta coşkunluk ve zindelik hisleri oluşturabilir. Bu bölüm, aklınızın konu kilo vermeye gelince size karşı yok, iyice sizin için çalıştığına belirlenmiş olmanız için kaleme alındı.

Davranışlar karmaşıktır, onları başkalaşmak de o kadar. Seri ve kesin olan bir çözüm de yoktur. Fakat genellikle düşünceleri­mizi ve hislerimizi çakmak ve özel olarak yiyecekleri tanımak bizi etkiler; yaşam biçimi seçimlerimiz sadece ideal kiloya ulaş­makta değil onu korumakta da önemlidir. Yolculuğunuzda, olumlu yönde ilerlemenize tezgâhtar olacak bir programın ya­nı sıra, size takviye edecek bir tutuma da ihtiyacınız var.

Olumlu düşünün
Vücudun dengelenmiş sağlıkta ve bununla beraber da sağlıklı kilo­da kalması için, maddi dengenin yanına zihinsel, duygusal ve ruhsal dinginliği de yakalamalısınız. Düşüncelerimiz ve duy­gularımız, aynı bedensel etkenler gibi, dengemizi bozabilir ve fazla kilonun kökeni olan asit fazlalığına yol açabilir. Eğer bu fakat­tabı “ne yiyor ve içiyorsanız o sizsiniz” deyip bıraksaydım, ki­tap tamamlanmamış olacaktı. Siz, bununla beraber düşündüğünüz şeysiniz. Negatif düşüncelere ve duygulara çakılıp kalmak sizi asit­li ve fazla şişman bir vücuda hapsedecektir, çünkü gerçekten şiş­man düşünüyorsunuzdur. Diğer yandan, hissi bir denge ve ruhsal bir temas şehvetli oluşturarak, gerçekten kendinizi zayıf düşünebilirsiniz.

Fazla temel bir seviyede, yoklama edilmeyen negatif duygular ve düşünceler, kendinizi hafifletmek ve teselli etmek nedeniyle ge­nellikle sağlığa zararlı beslenmeyi tetikler. Stresliyken ya da sinirlen­diğimizde, anlık olarak iyi hissetmek için, yalnız olduğumuz için, kendimizi mükâfatlandırmak için, vakit geçmek için, mut­suz olduğumuz için ya da kendimizi cezalandırmak için fazla ye­riz ve bu böyle gider. Ve genelde sağlığa zararlı yiyecekler seçeriz çünkü genel olarak negatif hissediyoruzdur ya da o yiyecekler bize mutlu çocukluk anılarımızı hatırlatıyordun Doğrusu, ay­rıntıları ne olursa olsun bu yemek eğlenceleri, bilhassa nere­deyse tümü şeker, karbonhidrat ve/veya çok pozitif protein içer­diğinden vücuda fazladan meslek yükler. Daha Sonra, daha fazla yağ veya daha çok sağlıksız gıda yüklediğimizden, düşüncelerimiz de düşüşe geçer ve bu da kötü bir döngü yaratır. Bu döngü içinde dönüp dururken, buna son vermekten de vazgeçmeye eğilimli olursunuz, sağlığınızı iyileştirmek için bir şeyleri denemeye bi­le son verirsiniz.

Kalıcı kilo vermeyi temin etmek ve dinç kalmak için sadece yediklerinizi değiştirmek tatmin edici değildir. Davranışlarınızı anla­yarak ve değiştirerek şehvetli konularla ve streslerinizle de ilgilenmelisiniz. Onları denetim dışarıya teslim etmek, yediklerinize dikkat etmek konusunda harcadığınız çabaların bile temelini çürütecektir. Hepimiz bambaşka düşünüp hissetmenin yollarını bulmalı, olumsuz düşünceleri ve duygulan, ortalarında debe­lenmek yerine yapıcı şekilde uygulamak için değiştirmeliyiz ve bunu stres altındayken bile yapabilmeliyiz.

Ben (Shelley) size elbette hissi olmamanız gerektiği­ni söylemiyorum. Bu, her şeyden önce insan doğasına aykırı olduğu için mümkün yok, insan almak, duygu sahibi almak demektir. Size yalnızca olumsuz düşünmeyin demek ya da boş-verin, üzülmeyin aramak de tatmin edici değil, işe yarasa bile asla so­na ermez. Tıpatıp, diyetin ve egzersizlerin temel kurallarının öğ­renilmesi, anlaşılması, düşünülmesi, kabul edilmesi ve benim­senmesi gerektiği gibi, düşüncelerinizi ve duygularınızı onlara tutumunuzun yanında işlemeniz gerekmektedir. Bu, duygula­rınızın düşüncelerinizden geldiğini anlayarak başlar ve düşün­celer de inançlardan kazanç.

İnançlarımız, düşüncelerimize ve davranışlarımıza istikamet ve­rir. Diğer bir deyişle, inançlarımız, üzerinde kendimizi yapı et­tiğimiz temeldir. Dünya görüşümüz, değerlerimiz ve yargıları­mız tüm kararlarımızı ve öteki insanlarla olan ilişkilerimizi etkiler.

Düşüncelerimiz sürekli bizimle olan arkadaşımızdır, bu nedenle genel sağlığımızın değişmez bir parçası olduklarına da şaşırmamak gerekir. Fikirler, hayale dönüştüğünde, neşe verdiğinde veya mutlu anıları hatırladığınızda sizi mutlu eder veya dehşet, şüphe ve endişe verdiklerinde sizi aşağılara çeker. Fikirler, bizi hatıra yaşamaktan alıkoyarak, o an önümüzde ne olduğuna bakmamızı engelleyerek geçmiş veya geleceğe sı­kışıp kalmamıza niçin olabilir. Görüşler doğru da olabilir yanlış da; oysa iki durumda da fazla güçlüdürler. Düşünceleri­miz, sağlığımıza faydalarının dokunması ve daimi kilo kaybını sağlaması için mutluluk hissimize katkıda bulunmalı, ihtiyaçlanmızı yerine getirmeli ve bizi geveze endişe veya stresle yüklememelidir. Düşüncelerinizle yüzleşip onları anlayarak teftiş etmeyi öğrenmeniz, olumsuz düşüncelerin birikimini engeller ve yerinde bir şekilde beslenmenizle birlikte dinç bir yaşama olanak sağlayacak destekleyici davranışlar geliştirme­nize takviye eder.

Duygular da olumlu ya da olumsuz olabilir. Dr. David R. Havvkins, Power Vs. Force kitabında esas insan duygularının enerji seviyesini 1 ile 1000 aralarında sınıflandırır, 200 veya daha düşük seviyeler ayrıca kişi keza de toplum için yok edici olacak­ken, bu seviyenin üzerindeki her bedel gücün yapıcı ifadesini temsilcilik eder. İşte sınıflandırması;

Utanç 20
Suçluluk 30
Duyarsızlık 50
Üzüntü 75
Korku 100
Istek 125
Hiddet 150
Kibir 175
Yiğitlik 200
Nötrlük (Yargılamamak) 250
İsteklilik 310
Boyun Eğmek 350
Hedef 400
Sevgi 500
Neşe 540
Barış 600
Aydınlanma 700-1000

Dr. Havvkins’in listesindeki öteki tüm yüksek kıymetli hisler bir yandan, tabii ki kendi hayatınızı yaşamak istiyorsunuz. Benlik duygusu ve mutluluğun en sadık hizmetkârları, sağlıklı duygular ve olumlu düşüncelerdir. Kötü olaylar olduğunda, kuvvet şehvetli dönemleri tecrübe etmek gerçekçidir fakat içinizdeki pusulanın siz devam etmeye hazırlanmış olduğunuzda kurulmasına destek eder. Duygularınızı tam anlamıyla yaşamaya ihtiyacınız var; lakin sizin bedenen dengenizi bozacak olumsuz duygulara saplanıp kalmamalısınız. Negatif duygulan rahatlatmak ve onların vücu­dunuzda egemen olmasını alıkoymak için, örneğin azim, affet­mek, telafi ve uzlaşma gibi pek fazla yaklaşıma ihtiyacınız olacak.

Maneviyat
Mutluluğun, neşenin ve memnuniyetin hakiki kaynağı, oysa­şinin aklında ve kalbinde yatar, maddesel dünyada değil. Maddesel vücudunuzu denetim ederek -kilo vererek ve dinç kalarak-bu duruma ulaşmaya çalışabilirsiniz fakat hakiki şu fakat fiziksel değişikliklerin daha kolay gerçekleşmesi için önce o kaynağı bulmalısınız.

bu nedenle, kendiniz ve genel anlamda insanlık için daha manevi bir vizyon kucaklamanız gerekmektedir. Daha eksik kor­kusuz ve stressiz bir şekilde yaşamanın, çalışmanın ve sevme­nin yolu budur. Pek çoğumuz iki dünyada yaşıyoruz: yapılışla­rın dünyası ve oluşların dünyası. Yapılışların dünyası genel an­lamda kendimizin ve sevdiklerimizin hayatını daha gizli kıl­mak için ihtiyaçlarımızı, isteklerimizi, özlemlerimizi, beklenti­lerimizi, kimliğimizi ve kültürel durumumuzu yerine getirmek ile ilgilidir. Bu yol fazla nadir olarak reel mutluluğa veya ken­di duygusal ve ruhsal bağlantılarımıza çıkar. Bir sorun çözül­düğü zaman bir başkası çıkar. Bir amaca ulaşıldığında, diğer bir amacın önümüzde belirmesi ve yeni bir şeyin peşinden koşmamız yalnızca vakit meselesidir.

Oluşların dünyası ise hepimizin derinliklerinde yatar. Ger­çek benliğimiz, manevi doğamızdır. Sessizlik, sakinlik, özgürlük­lük ve sevgi egemendir. Bu dünyada yaşamamız ağırbaşlı olmamı­zı sağlar. En fazla değerinde verdiğimiz şeylerle -adalet, zariflik, bağışlama­fetmek, sevecenlik, umut, sevgi ve yardımseverlik gibi- her yerde iletişim içinde olmamızı sağlar. Burada odak noktası, yapılma­sı gerekenlerden oluşan dünyadan (sağlığınız ve kilonuz da da­hil), zaten son derece sağlıklı olan ve herhangi bir şeyin yapılması gerekmediği, sadece var olan kişinin içsel manevi varlığı­nın oluşturduğu vakitsiz ve boyutsuz dünyaya kayıyor.

pH mucizesine güvenmek
Manevi yaşamınızı olumlu bir şekilde yol göstermek için ilk adım, seçtiğiniz afiyet yaklaşımına inanmaktır. Bu, kendimiz ve vücudumuz için gerçekleştireceğimiz bazik tutuma tamamiyle inanmak anlamına kazanç. Bir mucize inanç gerektirir! pH Mucizesi programını kabul edip uygulamanın anahtarı, bir şeyleri sınırlama getirmek ya da bir şeylerden mahrum kalmak yok, programın ideal kilonuzu ve sağlığınızı tam anlamıyla takviye­lemeye en uygun yiyeceklerle doymuş olduğunu bilmektir. Sağlık­lı yiyecekler, erişmemizin olası olduğu bir lütuftur ve bu aklımızda olduğu sürece işe girişmek için bir değişiklik minnet duy­gusu -olumlu bir duygu- hissederiz. Bizim için en iyi yiyecek­lerden daha çok yedikçe, zihinlerimiz de daha refah dolu ola­caktır.

Kendimize nasıl baktığımız hakkındaki düşüncelerimiz sa­dece seçtiğimiz yaşam biçimine ne derece vefalı kalacağımızı yok, ondan ne kadar kazançlı çıkacağımızı da belirler. Her bir önerimizin arkasındaki ilkeleri anlamanın sizin için fazla önem­li olduğunu düşünme sebebim de bu. Uymanız gereken tali­matları bir sayfaya yazar ve bırakabilirdim; fakat her şeyin se­bebini ve düzenini anlamadan bundan çok artı yararlanabileceğinizi düşünmüyorum. Ve bu programın faydalarını görme­ye devam ettikçe, programın doğruluğuna olan inancınız da artacaktır.

inancınız güçlendikçe, alkalik yaşam tarzı sizin için bir alış­kanlık olacaktır; bir anlamda her şeyi kendiliğinizden yapmaya başlayacaksınız, işe başlarken, özümsenecek çok fazla şey var gibi göründüğünden, bunu hatırlamak manâlı. Size çok yoru­cu gelebilir. Ama bu (geçici!) duygunun ideal kilonuzu bulma­nız -ve onu korumanız- için bulduğunuz çözümü peşine düşüp takip etme­nizi engellemesine müsade vermeyin. Bu, başlayıp bitireceğiniz bir “perhiz” değil, bir yaşam tarzıdır.

İnançlarınızın dürüst olduğuna muhakkak olun
Kendinizi zayıf düşünme yolculuğunuzda manâlı bir durak, sahip olduğunuz herhangi yanlış bir inancı ayrım etmek ve onu düzeltmektir. Eğer bunu yapmazsanız, hatalı görüşler negatif düşüncelerle birlikte birbirini izleyecektir. Mesela, kilolu olmanın fena, çirkin, zayıflık göstergesi veya bir canice olduğuna inanabilirsiniz çünkü kendinizin fena, çirkin, çelimsiz olduğunuza ve cezayı hak ettiğinize inanıyorsunuzdur. Şişman olmanın kalıtımsal olduğuna da inanabilir ve anne babanız şiş­man olduğu için kaderinizin çoktan belirlendiğini düşünebilir­siniz. Sorumluluğu diğer birine ya da bir şeye de -eşinize, diye­tisyeninize, bir takım mucize zayıflama haplarına- yükleyebilirsi­niz. Yediklerinize karar vermenin en iyi yolunun, damak zevki­nize en uygun olana veya en kolay elde edilebilenlere kadar seç­mek olduğuna da inanabilirsiniz.

Bu veya buna aynı inançları arkanızda teslim etmek ideal ki­lonuza giden yolu önünüze açacaktır, mesela yağlı olmanın bu noktada hayatınızı kurtardığını fark etmek, kalçalannızda-ama, göbeğinizdeki ve bacaklarınızdaki birikmeye farklı bir gözle bakmanızı sağlar. Yağlarınızı sevebilir, sağlığınızı korudukları için onlara teşekkür edebilirsiniz. Ve sonra bu yeni bilinciniz ve bazik yaşam tarzı ile hepsine veda edebilirsiniz. Sonsuza ka­gizli. Her şeyden önce, bir daha onlara ihtiyacınız olmayacak.
pH Mucizesi programında, “diyet gerçekleştirmek” saf bir inanç de­ğil, değişmiş inançların, düşüncelerin ve olur ya de duyguların bir sonucu olarak yeni bir oluşumdur. Kilo, yağ ve sağlık hak­kında edindiğiniz yeni kavrayış, iyi yemek seçimleri yapmanızı ve pH Mucizesi’ne tarafından davranmanızı sağlayacak. Düşüncele­riniz “Yiyeceklerimi ve içeceklerimi, sağlığım, enerjim ve duy­gusal mutluluğum için en iyi olacaklarına inandıklarım arasın­dan seçiyorum. Kendime gezegendeki en leziz bazik yiye­cekleri veriyorum çünkü biliyorum ki bu beni ideal kilomda ve sağlığımda tutacak” biçiminde olacaktır. İyi yemek -kek veya bif­tek yok!- hayattaki büyük bir ödüldür.

Yemek seçimleriniz hakkında rasyonel bir şekilde düşünmeye başladığınızda (“Eğer asidik yersem kilo alırım; eğer bazik yersem kilo verir ve sağlıklı olurum”) ve özellikle sağlığınız ve kilonuz hakkında hakiki ve olumlu duygularla çalıştığınızda, pH Mucizesi programı ilkelerini gerçekte uygulamaya soktu­nuz demektir. Aşağıdaki ilkeler de ideal kilonuzu garantileye­cektir:

Nasıl güçsüz düşünülür?
* Hayatınızdaki düşüncesiz şehvetli stresten kaçının.
* Kaçınamayacağınız stresle üatesinden gelmek için etkin ve yapı­cı stratejiler geliştirin ve onları uygulayın.
* Karşınıza ne çıkarsa çıksın, olayın üstünde davranmayı öğrenin, karşısında yok. Olaydan bir adım uzaklasın, yargılarınızı bir kenara bırakarak nesnel olarak değerlen­dirmesini yapın ve herhangi bir olumsuzluk duygusuna yer vermeyin.
* Anı yaşayın.
* Negatif akıl ve duygular içinde takılıp kalmayın.
* Olumlu olun.
* Kusur yaptığınızda kendinizi cezalandırmayın. Kendinizi affedin ve devam edin.
* Negatif duygu ve düşüncelerin içinizde birikmesinden kaçının.
* Öteki herkes gibi, gün içinde pek çok duyguyu yaşayacağı­nızı bilin; bunların bazısı olumlu bazısı negatif olacak­tır. Bu duyguları kabullenmek, mümkünse sorunları ça­buk bir şekilde çözmek, hatalı inançları ve yıkıcı negatif duygusal tepkileri başkalaşmak ve enerjinizi daha şen ve gizli zamanlara gizlemek için kendinizi yönlendirin.
* Duygularınızın, yemek yemek alışkanlıklarınızla nasıl ilgili oldu­ğunun farkına varın. Yemek Yemek yemeyi bir başa çıkma meka­nizması olarak kullanmayın. Olaylarla üatesinden gelmek için başka olumlu yollar öğrenin.
* Dinlenin. Sıradan bir metabolizma için iyi bir gece uyku­su fazla önemlidir. Uykusuzluk veya gece sıkça uyanmak, kolaylık doymuş bir uykuyu bozan ve bilinçaltınızda sabit duygusal bir konudan kaynaklanır. aynı zamanda bir stresten kaynaklanan adrenalin yorgunluğunun da belir­tisi olabilir.
* Eğer gerekliyse ya da kendinizi kesintisiz bunalımda hissedi­yorsanız, hapsedilmiş duygusal konuları açması ve onları çözmesi için bir terapiste danışmayı deneyin.
* Kendinize kısa ve uzun süreli amaçlar edinin ve kendiniz­den akılcı beklentileriniz olsun. Kilo verme sürecinize ve amacınıza bedel verin. Bitmiş ince ve sağlıklı olmayı ne değin istiyorsunuz?
* Kendinize, amacınıza varmak için makul bir zaman ve­rin ve ona vefalı kalın.
* Kendinizi yiyecekler yerine diğer şeylerle ödüllendirin. Amaçlarınıza ulaştıkça, kendinizi tebrik edin ve yolunuza
devam edin. Ödüllerinizi değer verdiğiniz şeyler arasın­dan seçin, örneğin daima bulunma istediğiniz bir kursa kayıt yaptırmak, yolculuğa çıkmak, daha ufak cisim bir kıya­fet elde etmek veya evinizin duvarına asmak için bir sanat ürü­nü olmak (önünden her geçtiğinizde başarınızı hatırlaya­caksınız) gibi.
* Her gün dikkate almak, dua etmek ya da meditasyon için va­kit ayırın. Bütün lütufların farkına varın ve minnettarlığı­nızı ifade edin.
* Sizi sağlıklı olmayan yiyecekleri yemeye neyin yönlendir­diğini bulun -stres, rahatlama, sosyal ortam gibi- ve on­lardan kaçınmaya çalışın. Dürtülerinizi denetleme etmeniz için önce onları anlamanız gerekir.
* Duygularınızı açıklama etmekten çekinmeyin. Gülün. Ağlayın.
* Kendinize inanın.
* Kendi ilgi alanlarınız üzerinde çalışın. Sizin için en iyi olan şeyi, sizi dinç, zinde, zeki ve mutlu kılacak şeyleri yapmak için zaman ve mekân yaratın. Bu, yiyecek diyarı­nın ötesinde de gayet güzel uygulanabilir. Okula geri dö­nün, sanat kurslarına katılın, hayal etme cesareti göste­rin ve sonra onları uygulayın.
* Kilo vermeyi bir eylem yok bir gezi olarak düşünün. Bunu yeni ve geliştirici bir tecrübe haline getirin. Yol bo­yunca öğrendiğiniz her şey için minnet duyun

Seçim sizin
Tüm bunların tek anahtarı sizsiniz. Daha iyi yönde değişe­ceğinize karar tahsis etmek zorundasınız. Bu seçimi hiç kimse sizin için yapamaz ve siz de hiç kimseye sorumluluk yükleyemezsiniz. Kendi parçanız haline getirmedikçe hiçbir plan işe yaramaz. Eğer ideal kilonuza, sağlığınıza, enerjinize, canlılığınıza sahip ol­mak istiyorsanız bunu gerçekleştirmek zorundasınız. Bunu satın alamaz ya da bir yere yaptıramazsınız. Doğruyu veya yanlışı seçmekte özgürsünüz. Salata veya biftek yiyebilirsiniz. İyi su içebilir ya da içmeyebilirsiniz. Egzersiz yapmaya karar verir ya da çalışma yap­mazsınız. Güçsüz olabilir ya da olmayabilirsiniz. Tercih sizin.

Seçiminizi yaparken, kararlarınızın sadece sizin değil, bununla birlikte ailenizin, çevrenizin ve toplumun üzerinde de etkisi olacağını aklınızda bulundurmalısınız.

Yolunuzu belirleyin
Başarıya dışarı giden yolculuk kendinize nerede olduğunuzu, ne­reye gideceğinizi ve oraya nasıl gideceğinizi sormanızı gerekti­rir. Kendiniz için içten yolu bulmanın ve onu peşine düşüp takip etmenin başka bir yolu yok. Şimdiye dek bulunduğunuz veya şu lahza ol­duğunuz yeri sevmiyorsanız, ortada oysa değişiklik gerçekleştirmek zo­rundasınız!

En iyi yöne içten ilerlemek için, varış yerinizi aydınlatarak işe başlayın. Amacınızı belirleyin. Niyetlenmek için belirtilen (ve ölçülebilir) bir şeye ihtiyacınız var. Aksi takdirde, oraya nasıl vardığınızı ve ne zaman vardığınızı nereden bileceksiniz? Fakat­cınızın bununla beraber da mantıklı olması gerekiyor; on beş yıldır birikmiş veya en azından yıllardan beri süren fena alışkanlıklar ne­deniyle oluşan kiloları yıldırım hızıyla vermeyi ummak sade­ce kendinizi başarısızlığa çekmek demektir. Amacınız za­man çerçevesine sahip olmalıdır. O nedenle örneğin, Haziran’a dek 10 kilo vermeye ve Ağustos’a değin da ideal kilonuz olan 65 kiloya ulaşmaya karar verin. veya üç ay içinde tansiyonu­nuzu normale düşürmeye; yeni yıl partisi için 38 vücut bir kıya­fet giymeye, kas kütlenizi artırmaya… Neyin peşinde olduğu­nuz konusunda tedbirli bir şekilde düşünün. Sonradan bunu bir kenara yazın. Bir kâğıda yazmak, planınıza ne dek vefalı ol­duğunuzu gösterecektir.

Şimdi bir ara verme verin. Aklınızda varış yerinizi ve amacınızı belirlediniz; hemen de yolculuğunuzdaki kayıtlı ara verme yerlerini belirlemelisiniz. Hâlâ içten yolda olduğunuzdan kesin elde etmek için takip edebileceğiniz minik işaretler olmalı; her hafta diye­tinizdeki bir yiyeceği değiştirmek veya porsiyon miktarını azaltmak veya daha pozitif taze ürün almak gibi. bir defa daha söylüyorum, planınızı yazın.

15 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.