Blog

İşletmeler ‘Kurumsal Yaşam’la tanışıyor

  Blog    8 Ocak 2019
Yorum Yok

İşletmeler 'Kurumsal Yaşam'la tanışıyor

Dünya bir gelişim içerisinde. Bireyin iç dünyasından başlayan, fiziki çevreye yayılan bu gelişim ve başkalaşım, alışkanlıklarımıza yansıyor. Yaşam alışkanlıkları, yemek alışkanlıkları, davet alışkanlıkları gibi sıralayabileceğimiz uzunca bir alışkanlık listesi gün geçtikçe farklılaşıyor. Bireyde oluşan bu hareket kurumlara da yansıyor. Kurumsallaşan, markalaşma sürecine giren işletmeler bu sürece personel adaptasyonunu karşılamak amacı ile bireysel gelişim eğitimi, ekip yönetimi, motivasyon, zaman yönetimi gibi eğitimler düzenliyor. Meslek odaklı olan ve performans yönetimi, verimlilik gibi amaçlara hizmet eden bu eğitimler kurumların vazgeçilmezi haline geliyor. Bunun yanı sıra çalışan mutluluğunu arttıracak eğitimlerde gündeme geliyor. Kurumlar açısından görünen tablo bu.

Çalışanlarlar açısından bakıldığında ise büyük bir bölümü bu tür eğitimlerden memnun olmakla birlikte, eğitimlerin rutine oturtulmuş olmasından dolayı mutsuz olduklarını açıklama ediyor. Eğitimin daha bireye özel olması gerektiğini söyleyen katılımcılar yaşadıkları farkındalıklar ile eğitim boyunca hatta eğitimden sonraki bir zaman daha mutlu olduklarını ama kısa bir süre sonradan yaşanılan, konuşulan bütün konuları rafa kaldırılarak, maalesef unutulduğunu açıklama ediyor. Hal böyle olunca kurumların bu eğitimleri daha sık baştan etmeleri gerekiyor. Bireyler içinse sonunda uzun vadeli bir avantaj sağlanamadığından eğitime olan inanç yitirilmeye başlanıyor.

Say Eğitim Danışmanlık şirketinin ve www.burcinalpacar.com – Değişim Yönetimi sitesinin kurucusu Bireysel ve Kurumsal Hayat Danışmanı Burçin ALPACAR konuyu şöyle yorumluyor ‘eğitim farkındalık yaratmak, bilgilendirmek ve yol göstermek amaçlıdır. Her ne kadar bireyle ya da kurumla bir değer karşılığı uzlaşma sağlanıyor ve bu anlaşma konuyu ticari boyuta taşıyor olsa da eğitim işi gönül işidir. Manevi yönü ağırdır. Eğitmenin bu gönüllük ile hareket etmesi önemlidir. Eğitmen, eğitimin kaderini belirleyen en kayda değer unsurdur. Katılımcıları konuya dahil edebilmek, odaklamak, katılımcıya kendisi için sağlayacağı yararı açıklamak, eğitmenin esas görevidir. Eğitmen gerçekçi olmalı ve gerçekler üzerine konuşuyor olmalıdır. Bu sebeple önceden hazır eğitim metinleri ile yok eğitim verilecek gruba karşın bir eğitim metni hazırlamak gerekir. Bizler hiçbir konuda hazırlanmış bir eğitim metni bulundurmayız. Başta eğitim verilecek kurum ve katılımcılarımız ile tanışır; nelere ihtiyaçları olduğunu tespit ederek hareket ederiz.

Farkındalık yaratmak evet, fakat eğitim sonunda kişiyi farkındalıkları ile baş başa ve ne yöne gideceğini bilmez halde bırakmamak gerekir. Danışman yol gösterici olandır. Seçimler katılımcıya ait olmak ile birlikte danışman eğitmen alternatiflerini sunuyor olmalıdır. En önemlisi ‘değmek’tir. Kurumsal yaşam…bir ruhu temsil eder. Her kurumun bir ruhu olmalıdır. Ve çalışanları bu ruhu anlamalı, sahiplenmelidir. Bizler katılımcılarımızın hayatlarına değeriz. Yüreklerine değeriz ve onların ruhu ile kurum ruhu aralarında kurduğumuz köprüler ile bir yaşam tarzı yaratırız. Bu stil kurumsal hayat kavramı olarak ortaya çıkar. Eğitimlerimizin en manâlı farkı da şudur ‘katılımcılarımız söz konusu eğitimin yalnızca kurum yararını arttırmak için yok, kendi mutluluk ve rahat düzeylerini, başarılarını güçlendirmek için de düzenlendiğini farkındadır. Önemsendiklerini hissederler. Ve bu önemsenmeyi kurumlarına duydukları hissi bağ ile ödüllendirirler.

Ayrıntılı data için; www.burcinalpacar.com ya da www.sayltd.com

19 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.