Blog

Hükümeti mali sistemin dışına çıkarmak

  Blog    3 Ocak 2019
Yorum Yok

Hükümeti mali sistemin dışına çıkarmak
HÜKÜMETİ PARASAL SİSTEMİN DIŞINA ÇIKARMAK Doymuş bankalar Devlet yardımı alan bankalar, geri ödeme konusunda biçare durumda; çünkü bu yardımın koşulları bankaları baskı altına alıyor. Hükümetler de bankacılık sisteminden çekilmek istiyor. Her iki taraf da iki taraflı olarak açlık edilen çıkış stratejisinin hayata geçirilmesinden önce potansiyel tuzaklarla karşı karşıya. Geraldine Lamber/ The Banker İngiltere Maliye Bakanı Alistrait Darling’in takdire tabi primleri süper vergilendirme planının bankaları şok etmesinden sonra, hükümet desteğinin mali sistemde ne anlama geldiğiyle ilgili korku hummalı bir dereceye ulaştı. Bu cezai darbe herkesin umduğundan fazla fazlaydı ve İngiltere’de etkinlik bildiren, hem yerli ayrıca yabancı tüm bankaları etkilediği gibi hükümetin büyük hissedarı olduğu bankalara dek da uzandı. Bu hücum endüstrinin hükümetin bankaların işlerine karışmasıyla ilgili korkularını berraklaştırdı; bilhassa de hükümetlerin kayda değer hissesine sahip olduğu ya da garanti programlarına katılan bankaların. İngiltere’nin hamlesi en somurtkan saldırı gibi görünebilir ama ülke yalnız değil. ABD Hazinesi’nin ‘ödeme çarı’ Kenneth Feinberg, “denetimden çıkmış primler” olarak adlandırdığı olguyu engellemekle ilgili bir bildirisinde ücret mükelleflerinin parasıyla kurtarılmış, dört bankanın ödeme paketlerindeki baskıyı, ikinci en çok şampiyon kesimi hedefleyerek genişlettiğini açıkladı. Avrupa’daki bankalar da devlet yardımı için yüksek bir layık ödedi. Avrupa Komisyonu (AK), işlerindeki büyük çalkantıları çeşitlendirip yaymaları ve rekabet yapılarındaki bozulmayı durdurmak nedeniyle Alman bankaları West LB ve Commerzbank’ın yanı sıra Hollandalı ING, Belçika bankası KBC ve İngiliz Royal Bank of Scotland (RBS) ile Lloyds’u bilançolarını ikiye bölmeye zorladı. Fakat bankalar, bu dayatmaların kendisinin, devlet yardımı bölge bankaların çok artı zorlama altına alındığı, bu nedenle de en yetenekli yöneticileri cezbetmelerinin veya elde tutmalarının veya en iyi meslek modellerini hayata geçirmelerinin engellenerek rekabeti bozan bir ikinci kategori bankacılık sistemi yarattığını tartışıyor. Düzenleme ortaya çıktığında İngiliz Hazinesi RBS’nin prim havuzunun kontrolünü olmak üzereyken, banka ‘sınırlayıcı’ primlerin iyi ekipten kopmalara yol açacağını tartışıyordu. CEO Stephen Hester, yatırımcılara RBS’nin “politize edilmesinin”, hisse fiyatının düşmesine gönderme yaparak, bankaya ve ödenti mükelleflerine hasar verdiğini açıkladı. ÖNLEME TAKTİKLERİ Hükümetin pençelerinden kaçma kararlılığı büyük bir tepkiye yol açıyor. Bank of America Merrill Lynch’in yeni CEO arayışı engellendi; çünkü potansiyel adaylar, ABD hükümetinin ödeme sınırlamaları koyabildiği veya desteğinin bedeli olarak bankanın meslek modellerine karışabildiği bir durumda bu rolü üstlenmeye hevesli davranmadı. Kilitlenmeyi açmayı amaçlayan bir açıklamada banka, aralıkta, Huzursuz Varlıklar Kurtarma Programı’na (SVKP) olan 45 milyar dolar borcunun tamamını ödeyeceğini açıklayarak, piyasaları şaşırttı. The Banker baskıya girerken, Citi ve Wells Fargo karşılıklı hisse ve sırasıyla 20 milyar dolar ve 25 milyar dolar bedensel temettü teklifiyle piyasaya saldırıyordu. Avrupa’da Lloyds, -ING ve RBS’ye emredildiği gibi, sigorta bölümünü satmaya zorlanmak gibi ulusal hükümet veya AK müdahalesini önleyememiş olmanın çaresizliğiyle- İngiltere’nin Varlık Koruma Planı’na borcunu arındırmak için yüzünü anapara piyasalarına çevirdi. Geçen yıl kasım ayında, 13.5 milyar sterlin (22 milyar dolar) tutarında hisse ihraç etti ve 10 milyar sterlin tutarındaki mevcut bonoları ve tercihli hisseleri yeni tür bir melez kıymetle; koşullu konvertıbllarla (CoCo’lar) değiş tokuş etti. BESBELLI ÇIKIŞ STRATEJİSİ DEĞIL Sarmal olarak gelişen açıklarla, hükümetler hemen bulundukları taahhütlerden acı acı yakınıyorlar. IMF’ye tarafından mali sektörün iflasının toplam maliyeti 700 milyar sterlin civarında; bu rakam dünya ekonomisinin yıllık çıktısının beşti biri civarında. Bunun birçok geri ödenmeyecekse de –merkez bankalarının yaptığı anapara enjeksiyonlarına ve nakit desteğine ek olarak, IMF verileri zehirli (toksik) varlıkların depolanmasını ve borç garantilerini de kapsıyor- böyle sarsıcı bir sayı dünya ekonomisinin herhangi bir tamir faturasının yanında cüce kalıyor. —————————————— “Kuruluşlar sağlıklarına kavuşmaya başlamış olsa bile, önceki başarılı özelleştirmeler belirtilen aralıklarda varlıkların satılmasını öngörmektedir, çünkü işlem ilerledikçe daha iyi fiyatlarla satma şansınız olacaktır. ” John Sibson Ama hükümetler ve bankalar, krizin yüksek seviyelerinde benimsenen hayat yardım sisteminden kendilerini kurtarabilmek konusunda karmaşık bir görevle karşısında karşıya. Bazı yatırımlar kendilerini ödeme konusunda görece sürükleyici durumda görünüyorsa da -SVKP fonları, mesela, hükümet ve düzenleyiciler işin istikrarlı ve anapara temelinin yeterince güçlü olduğu konusunda garanti edilirlerse anında ödenebilir- hükümet hisselerinin tasfiyesi ve garanti planlarının kaldırılması, ekonomik düzelmeye ve yatırımcı iştahına yan, açık uçlu taahhütler olarak duruyorlar. PricewaterhouseCoopers’ın (PwC) bir raporu tüm dünyada hükümetlerin, muhtemelen yedi sene içinde uzun vadeli sahipliğe ve müdahaleye hazırlanmak zorunda kalacağını öngörüyor. Tasfiye, çoğu hükümet programının başlayacağı ya da başlayabileceği bir nokta değil çünkü etraf basitçe henüz düzelmiş yok. PwC’nin Devlet&Millet Sektörü bölümünün lideri John Sibson, “Daha uzun bir vakit çerçevesi bir tamamen ücret mükellefi ve mali sistem açısından daha iyi olacaktır çünkü sistemin akıcı biçimde istikrara kavuşmasını muhtemel kılacaktır” diyor ve ekliyor: “Kuruluşlar sağlıklarına kavuşmaya başlamış olsa bile, önceki başarılı özelleştirmeler açıklanmış aralıklarda varlıkların satılmasını öngörmektedir çünkü süreç ilerledikçe daha iyi fiyatlarla satma şansınız olacaktır.” İsveç Borç Yönetimi Dairesi’nin genel müdürü ve 1990’ların başında ülkenin yaşadığı parasal kriz sırasında maliye ve finansal işler bakanı olan Bo Lundgren, hükümetlerin uzun vadeli bir sürece girdiği konusunda kararlaştırılmış. Lundgren’e kadar, İsveç’in başarılı kurtarma planında -ki birçok hükümet şu başlıca dek bundan ders almaya çalıştı- daha artı bir ortamdan faydalanıldı. Avrupa idareli büyümesinin İsveç’te gayrimenkul değerlerini yukarı çektiğini ve bankalara bilançolarını iyileştirmeleri konusunda takviye ettiğini söylerken; hükümetin Kron’un değerini düşürerek ve sabit kur uygulamasını sona erdirerek diğer mekanizmaları hayata geçirmesine yardım ettiğini belirtiyor. Lundgren, “Günümüz hükümetleri fazla daha karışık, globalleşmiş bir meydan okumayla aleyhinde karşıya. Mali sistemi dinç olması temelinde restore etmeliler ve bir yana ekonomik yavaşlamayla mücadele ederken bir yanlamasına da yatırımcı güvenini baştan yapı etmeliler” diyor. DOĞRU ZAMAN, DÜRÜST FİYAT Tüm hükümetler ödenti mükellefleri için iyi bir getiriyi temin etmek ve kurumun değerine ve karlılığına hasar vermemek arasındaki dengeyi sağlamak konusunda mağdur durumda. Zararları telafi etme ihtiyacına karşın henüz hiçbir hükümet, ciddi tasfiye ya da çıkış planı ortaya koymadı. Bazı anlaşmalar tez yapıldı; kesinlikle bir bedelle. Mesela geçen sene ağustos ayında, FED düzenleyicilerinin sıkıntıda olan Teksaslı kredi kuruluşu Guaranty Bank’a el koyduğu gün, benzer anda mevduatlarının ve varlıklarının çoğunun İspanyol bankası Banco Bilvao Vizcaya Argentaria’nın ABD şubesi olan BBVA Compass’e satışına arabuluculuk etti. Ne var ama, hükümet anlaşmaya dahil edilen Guaranty varlıklarından kaynaklı 11 milyar dolarlık (ya da toplam varlıklarının yüzde 90’ından fazlası) zararı üstlenmeyi benimsemek zorunda kaldı. Diğer anlaşmalar, gerçekleştirilmesi daha kolay ve müzakereye değecek kadar karlıydı. 2009 Aralık ayının ortasında RBS’nin halen karlı durumda olan Global Merchant Services şirketini, her tarafta yapılanmasının bir parçası olarak AB’nin iznini de alarak satmaya hazırlandığı ortaya çıktı. Bu şirket, her sene beş milyondan fazla kartlı operasyon gerçekleştiriyor; kartlı işlem alanında dünyanın dürdüncü en büyüğü. Banka bu birimle ilgili 30’dan pozitif ilgi mektubu aldı ve ocak ayında bir ihaleyle sonuçlanacak bir satış memorandumu tanımlama niyetinde. Özel sermaye şirketleri Apax Partners, Advent International ve BC Partners ilgisini ifade eden taraflar arasında yer alıyor. Banka satıştan 3 milyar sterlin elde etmeyi umuyor. Hükümetin tamamına sahip olduğu kuruluşların (Bradford & Bingley ve Northern Rock) satışının yanı sıra İngiltere’nin parasal kuruluşlardaki hisselerini yöneten kuruluş olan UK Financial Investments’ın (UFKI) pazarlama yatırımları başkanı John Crompton, piyasadan çıkış amaçlı bir vakit çizelgesi için hala fazla erken olduğunu söylüyor. UKFI’nın üç ayaklı görevinin bedel yaratmak ve devam etmek, süre içten olduğunda uyumlu bir çıkışı hayata aşmak ve bu cins bir çıkışın finansal istikrarı sürdüreceğini garantilemek olduğunu söylüyor. “Açıkçası, bir zaman çizelgesi hazırlamış değiliz” diyen Crompton, şöyle devam ediyor: “Bize birtakım amaçlar verildi ve bu amaçları karşılayacak bir çıkış planı saptamak zorundayız. Sözleşmelerin tipi, boyutları ve sıklığı, ortaya anapara koyacak anapara piyasalarının hazırlık derecesine, inceleme altındaki bankaların performansına ve o sırada bunların hisse fiyatlarının ne olacağına emrindeki. Bu aşamada bedensel planlar yerine getirmek anlamsız.” Crompton hem, UKFI ile uyumlu irtibatı olan potansiyel yatırımcıların bankaya özgü işaretlere bakacağını söylüyor: “Yatırımcılar doğru idare ekiplerinin işbaşında olduğunu kabul etti ve hemen karlılığa dönüşü bekliyorlar, bankanın temettü ödemeye başlayacağı beklentisindeler. Bizim işimiz piyasa hazır olduğunda harekete geçecek konumda almak.” AB’deki bankalar yalnızca kendi hükümetlerine yanıt atamak zorunda değiller. AB rekabet yasalarına uyma bakımından neyi satacaklarının veya nasıl küçüleceklerinin kendilerine emir ediliyor olmasının yanı sıra devlet yardımı almış Avrupa bankalarına, AK kadar dayatılan yönergeleri gerçekleştirmek için, bir yıl uzama opsiyonlu olarak dört yıl zaman verilmiş durumda. Fakat Crompton bu durumun UKFI’nın işini zorlaştırdığını ya da İngiliz hükümetinin, yatırımları karşı adil bir geri dönüş alma olasılığını azalttığını kabul etmiyor. “Tahlil altındaki bankalar bu tasfiye işlemlerini yapmayı seçmemiş olabilir fakat bu en azından bu sektördeki belirsizliği azaltıyor ve şirketlerin ilerlemesi için bir açılış noktası oluşturuyor” diyor Crompton ve ekliyor: “Deadline, yangından mal kaçırma tarzındaki satışlara lüzum bırakacak şekilde yok. Varlıkları satılabilir ülkü getirmek ve bunları adaletli bir fiyattan satın almaya hazırlanmış bir pazara sunulur kılmak için yeterince vakit olmalıdır.” GERİ ÖDEME BAŞLIYOR İsveç, bankacılık sektörünü kurtardığında GSYİH’sinin hemen hemen yüzde 4’ünü gözden dahil etmemek zorunda kaldı. aynı zamanda tüm yatırımlarını telafi etti, hatta bazılarının kar ettiğini bile tartışıyor ve yaşanan krize müdahil hükümetler de geri dönüşleri görmeye başlıyor (sondaki tabloya bakınız). İngiliz destek önlemlerinin net maliyeti Bank of England kriz süresinde edindiği varlıkları satmaya başlamadan önce bilinemezse de, ülke bankalarının ve inşaat kuruluşlarının acil borçlarının faiz ödemeleri şu asıl değin yüz milyonlarca sterline ulaştı. Kantitatif kolaylaştırıcı önlemler de dahil, en ince ayrıntısına kadar İngiliz Hazinesi’nin sahipliğinde olan The Bank of England bu sene, elinde bulundurduğu 200 milyar sterlinlik varlıktan en az 4 milyar sterlin kazanç elde edecek görünüyor, ki bu geçen yılın rekor seviyesi olan 880 milyon sterlinin yaklaşık olarak beş katı. “Artık başvuranların devlete kadar daha ucuza sermaye edinebilecekleri yeni anapara pencereleri var, bu da iki nedenden mükemmel bir sonuçtur.” Ben Davey 21.6 milyar Euro tutarındaki ABD mortgage bağlantılı varlıklarına istinaden 10 milyar Euro’luk enjeksiyon ve garanti bölge Hollanda merkezli ING, aralık ayında yaptığı açıklamada 5 milyar Euro tutarındaki öz sermaye borçlanmasının tamamının ödenmesine ilave olarak, 259 milyon Euro faiz ve Hollanda hükümetine de, 21 Aralık’ta planlanmış şekilde, 7.5 milyar Euro hisse ihracı aracılığıyla 347 milyon Euro prim ödeyeceğini açıkladı. ABD’de ödenti mükellefleri halen Bank of America’ya (BofA) yaptıkları 45 milyar dolarlık hisse yatırımlarından 3.6 milyar dolar temettü geliri elde etmiş durumda ve analistler Define’nin bankaya olan kefaletlerinden 1.3 milyar dolar kazanç elde edeceğini hesaplıyor. Define halen JP Morgan’dan aldığı kefaletlerin satışından 936 milyon dolar ve Capital One’ın kefaletlerinden de 146.5 milyon dolar kazanmış durumda. Siparişler (Proceeds-Hollanda tarzı bir ihaleyle kararlaştırılan fiyat) ilgili tercihli hissenin temettü ödemelerinde ek bir geri dönüş sağlıyor. “Bankaların hükümet yatırımlarını faiziyle birlikte geri ödeyebilme konumunda olması hükümet kurtarmalarının başarısını gösteriyor” diyor Rotschild’deki İngiliz mali kuruluşlar grubu benzeyen başkanı Ben Davey. Daha ötesi, “Loyds anlaşması, bazı bankalar için hükümet sermayesine alternatiflerin ortaya çıkmasına dair bir başkalaşım adımına göze çarpan ediyor” diyor. YATIRIMCI İŞTAHI Davey hem, “Bundan Böyle başvuranların devlete kadar daha ucuza anapara edinebilecekleri yeni anapara pencereleri var, bu da iki nedenden çok iyi bir sonuçtur” diyerek, şöyle devam ediyor: “Birincisi, AK nezdinde, farklı alanlara yönlendirilmiş ülkeler göre benimsenen çerçevenin fiyatlandırma konusunda çoğunlukla dürüst olduğunu gösterdi çünkü fonlama için tercih anapara piyasalarına kaydı ve piyasaların görüş açısından, yatırımcılar artık diğerlerinin riski değerlendirirken kullandığı ölçüm sistemini anlıyor ve bunu kendi metodolojilerinde kullanıyorlar.” “Hükümetlerin ortadan çekilmesi bakımından, kriz öncesi anapara seviyelerine dönebilmek için 900 milyar dolar anapara üretilmesi ya da baştan finanse edilmesi nedeniyle daha fazla pozitif rekora ihtiyacımız var.” Gary Parr Bu olumlu eğilime karşın, piyasa iştahını kestirmek baskı olacaktır ve bazı kuruluşlar, bunu diğerlerinden daha basit yapacaktır. Mesela, BofA’nın 19.3 milyar dolar tutarındaki iş emri (orderbook) listesini tamamladığı fiyat ve oran düzeyi, yatırımcıların BofA’nın yukarı gidişini gördüğünü ve SVKP bağlantılarını kesmesinin değerinin, erime endişelerinin çok üstünde olduğunu ortaya çıkardı. öte taraftan yüzde 84’üne İngiliz hükümetinin sahip olduğu ve önünde yüklü bir tasfiye süreci bulunan Royal Bank of Scotland, potansiyel yatırımcılar için hala çok eksik yukarı gidiş vaat ediyor. Hükümetleri mali sistemin dışına dışlamak için heybetli bir anapara miktarına ihtiyaç var. Lazard’a kadar, hükümetler dağıtılmış kıymetlere 600 milyar doların üstünde anapara yatırdı ve buna garantiler dahil yok. 1.6 trilyon dolarlık sektör kayıplarına ve şu esas değin gerçekleşen 1.3 trilyon dolar anapara artışına karşılık, global sektör hala 300 milyar dolar bir anapara eksiğine sahip ve kriz öncesi seviyelere dönebilmek için hükümetlere 600 milyar dolar ödemek zorunda. Piyasalar yıl baştan başa bazı bankaların hisseleri konusunda kendisini kuytu hissetmişken, mesela geçen yıl ikinci çeyrekte, olarak ABD’de 80 milyar dolar gibi rekor bir miktarda banka sermayesi artırıldı. “Daha alınacak fazla yol var” diyor Lazard’ın başkan vekili Gary Parr ve ekliyor: “Hükümetlerin ortadan çekilmesi bakımından, kriz öncesi sermaye seviyelerine dönebilmek için terbiyesizce 900 milyar dolar anapara üretilmesi veya her tarafta finanse edilmesi nedeniyle daha fazla artı rekora ihtiyacımız var. Ve daha yüksek anapara seviyeleri istek eden düzenleyiciler söz konusu olduğunda, bu sadece açılış noktası.” Bazı bankalar birtakım anlaşmalardan kurtulmak için de bir değerinde ödüyor. Mesela ING’nin gerçekleştirdiği ihraç yüzde 50 indirim ile yapılırken, Lloyd’un koşullu anapara ihracı, yerine koyduğu borçtan 150 ila 200 baz puan daha pozitif ödüyor. Bundan Başka en büyük kuruluşların dışarıda, piyasa desteğine, yatırımcılar artık sürpriz olmayacağına inana kadar güvenilemez. Durum henüz bu değil. Kasım ve Aralık 2009’da ABD’de 30’dan artı Banka batarak, Federal Mevduat Sigortası Planı’nı toplam 133’e yükseltti. The Banker baskıya girerken Avusturya’da, bankanın çöküşünü ve mali sisteme ilave yük getirmesini durdurmak için, Hypo Group Alpe Adria kamulaştırmaya zorlandı. Bu bankaların durumunun iyi olduğu varsayılsa bile, toplam sektör kazançlarının bir iki yıl daha kayıpları aşacağını söylemek olası görünmüyor. KALABALIK PİYASALAR “Finansal piyasalardan çıkışın zamanlaması kritik siklet taşıyacaktır çünkü hükümetler bununla birlikte kalabalık piyasalara hisse satıyor olabilecekler” diyor, Royal Bank of Canada finansal kurumlar kredi araştırma direktörü Hank Calenti. “Düzenleyici anapara gerekliliklerinin ayrıca miktar keza de nitelik olarak yukarı dürüst bir revizyonu laf konusu ve muhtemelen likidite civarda daha yüksek düzeylerde ihtiyatlı sermayenin girişine tanık olacağız” diyen Calenti, şöyle devam ediyor: “ neticede, anapara artmak için hükümet hisselerinin satışını gözleyen sadece bankalar olmayacak. Somurtkan halde dinç kurumlar da ihraç gerçekleştirmek zorunda kalabilir.” Bankalar para üretmek için bazı şirketlerini elden çıkardıkça, varlıkların piyasaya akışı beklentisiyle, hükümet destekli kurumlar aynı zamanda fırsat taahhüt eden satın almaları fonlamak için anapara üretme ardından olan sağlıklı bankalarla da rekabet edeceklerdir. “Pozitif sermayesi olanlar için, orada fırsatlar laf konusu olacak” diyor Gary Parr ve daha önce hiç bu kadar satışa çıkarılmış veya buna aday şirket görmediğini ekliyor. Parr, hem “Ama bankalar hükümete geri ödeme yaptıkça sermaye için fazla pozitif rekabet olacak çünkü bu ödemeler ile yer alan yeni sermaye kafa kafaya gidecek ve satın alma finansmanında kullanılacaktır” diyor. COCO MODELİ Mİ? Bazıları, öz anapara üretme yeteneğine sahip olmayan bankalar için Lloyd’un CoCo teklifinin hükümetin parasını geri ödemede bir alternatif olabileceğine inanıyor. CoCo’lar Basel Pillar 1 amaçlarına yerinde çekirdek sermaye olarak kabul edilmezken, düzenleyici stres testleri için geçerli kabul edilecekti; eğer hükümetleri anapara yapılarından çıkaracaklarsa, bankaların aşmaları gereken eşik de budur. Ama CoCo’lar çok zorda olan bankalar için bir seçenek değildir. JP Morgan’da parasal kurumlar grubu başkanı olan David Marks, yatırımcıların ancak bir kurumda “yerinde” anapara seviyesi görürlerse bir teklife katılıma hevesli olabileceğini söylüyor. SPOT “CoCo’lar manalı kurumlar için kuyruk riskine (Tail Tehlike) aleyhinde korunmak bakımından, lakin bununla beraber bu kurumların çekirdek sermayeyi daha hesaplı seviyelere indirmesi için de alıngan bir mekanizma sunmaktadır..” David Marks David Marks’a tarafından, “Yatırımcılar, tetik noktası ile tampon nokta aralarında en az 200 baz puan farkına ve yönetimin çekirdek sermayeyi muhafaza edecekleri seviyeye bakıyorlar.” Marks, şu örneği veriyor: “Çekirdek sermaye için yeni standart yüzde 8 ila yüzde 9; eğer konvertibilite için tetik noktasını yüzde 5 alırsak, hükümet desteği de olmaksızın bir bankanın çekirdek anapara rasyosu yüzde 6 olacaktır. O süre da o banka konvertibl anapara ihraç olabilmek için hisse/çekirdek sermaye oranının en düşük yüzde 1’ini ortaya çıkarmalıdır. Bu bazı bankalar için o kadar uygulanabilir bir seçenek olmayabilir.” “Bunun aksine” diyor Marks, “Yatırımcılar, krizden iyi bir halde çıkan bankaların -fakat bu bankalar yüzde 8 ila yüzde 9 civarında bir çekirdek sermaye rasyosuna ve elastik bir meslek modeline sahiptir- ve verimliliği çoğaltmak için çekirdek anapara düzeyini yüzde 7’ye çekmeye çalışan bankaların CoCo teklifiyle daha artı ilgililer.” Marks ayrıca, “CoCo’lar manalı kurumlar için kuyruk riskine (Tail Risk) aleyhinde korunmak bakımından, ama bununla birlikte bu kurumların çekirdek sermayeyi daha ekonomik seviyelere indirmesi için de hassas bir mekanizma sunmaktadır” diyor. DAHA ALINACAK FAZLA YOL VAR Bankalar hükümetlerin ezici denetlemesinden kurtulmaya çalışırken, hükümet desteğinin fazla süratli çekileceği ve bunun ekonomide yeni bir ani iniş gerçekleşirse risk yaratabileceği hakkında bazı korkular var. Citi’nin SVKP fonundan başarıyla çıkmasını garantilemek için büyük vergi indirimleriyle ödüllendirildiğini cümbür cemaat gördü. Bankalar bir kere anapara verimliliğini artırmanın yolları hakkında düşünmeye başlarken ve tazminat yapılarında herhangi bir müdahaleye tepki büyümeye başlarken, tüm dünyadaki hükümetler ve düzenleyiciler hala bankacılık sistemine afiyet ve istikrar getirecek denge önlemleriyle çaba ediyor ve vergi mükellefleri için pozitif sonuçlar elde etmeye çalışırken, rekabet yapısını bozmamaya çalışıyor. Çoğunun en huzursuz kurumları kısa zamanda sistem dışına çıkarmakla ilgili hiçbir planı yok. Ama Lazard’dan Gary Parr hükümetin parasal sistemden çıkışıyla ilgili olarak ihmal edilen bir noktanın “batmak için çok büyük” ve “ülke için çok büyük” hakkındaki tartışmanın potansiyel etkisi olduğunu düşünüyor. Hükümetler ve bankalar şirketleri satmaya başladıkça bunları satın alacaklar üzerinde bu koskocoman kuruluşların büyümesi ve rekabet yapılarının güçlendirilmesiyle ilgili sınırlamalar konacağına inanıyor. Parr, “Şurası açık ancak hükümetlerin bazı ufak oyuncuların büyümesini beklemesi, bu nedenle de büyük bankalarla daha iyi rekabet edebilir ayla geldiğini görmesi gerek. Bir Takım kurumların hükümetin devralamayacağı dek büyük olduğu daha ufak ülkelerde bir bankanın boyutlarıyla ilgili mutlak sınırlar olmalıdır. Bu da bir bankanın nerede bulunduğunun onun ne değin büyüyebileceğine etkisiyle ilgili acayip bir soru doğuruyor. Bu, rekabet dinamiklerini adamakıllı değiştirir” diyor.

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: