Blog

Ferrari mi, Lamborghini mi?

  Blog    3 Ocak 2019
Yorum Yok

Ferrari mi, Lamborghini mi?
Boğanın boynuzu mu, atın çiftesi mi? Her insanın içindeki araba aşkında mutlaka bir katkı maddesi payı bulunan Ferrari ve Lamborghini üretildikleri günden bu yandan karizmalarından en minik bir şey kaybetmemeyi başardılar. Peki yolların iki ezeli rakibinden hangisi daha iyi? Gazete Habertürk yazarı Rahşan Gülşan yazdı. Çocukluğumuzda sakız kağıtlarının içinden meydana çıkan resimlerle başlamıştır Ferrari ve Lamborghini aşkımız. Henüz otomobilin nasıl bir şey olduğunu anlamadan… Acayip tasarımlı ve sözde açmak için yapılmış bu araçlar, internet çağı otomobilsever nesillerinin de gözbebeği. Acilen tarihi soruyu bir defa daha soruyoruz: Ferrari mi, Lamborghini mi? TARİH Lamborghini’nin hikayesinde, İtalya’nın S’yemin Agata bölgesinin önemi koskocoman. 1916 doğumlu Feruccio Lamborghini’nin 1963’te kurduğu Lamborghini spor araba firmasının kökleri, varlıklı bir adam olan Feruccio’nun traktör fabrikasından geliyor. Bay Feruccio’nun tek bir amacı var: “Ferrari’yi yenebilecek bir otomobil üretmek!” O yıl bu zihin İtalyanlar kadar gülümsenerek karşılanıyor. Sahip olduğu lüks otomobilleri dağıtıp motor aksamlarının kendi traktörlerindekinin aynıları olduğunu görmek, onu bu fikre itiyor. Birincil Lambo 350 GTV önce İtalyan medyasını çarpıyor. Daha Sonra da dünyanın dört bir yanından yağmaya başlayan siparişler Lamborghini’ye yiğitlik veriyor. Ferrari’ye kadar daha abartılı olan işyeri, zaman zaman fiziki sıkıntılar yaşasa da hala dünyanın en önemli spor otomobil üreticilerinden biri. Ferrari’nin tarihi, araba tarihinin en keyifli hikayeleri aralarında. Bütün büyü, Enzo Ferrari isimli pilotun 1929’da Alfa Romeo ile yarışmacı amatörlere sponsorluk ve eğitmenlik yapan, Alfa’ları modifiye eden ‘Scuderia Ferrari’yi kurmasıyla başlıyor. Her virajı bir öncekinden daha süratli dönme tutkusu Enzo’yu otomobillerin aerodinamik yapıları ve süspansiyonlarını mükemmelleştirme noktasına getirince, Alfa Romeo’da motorsporlarının başına getiriliyor. Lakin 1. Dünya Savaşı, bu ufak departmanın yarış otomobilleri üreten bir firmaya dönüştüğü olayları tetikliyor. Ferrari’nin ilk ticari otomobili 1947’deki 125S oluyor. Peşinde durmaksızın, spor otomobil dünyasını kökünden değiştiren motor ve otomobiller geliyor. Bir adamla başlayan hikaye, araba tutkusunun ve kırmızı rengin insanların hayatlarını nasıl değiştirebildiğinin kanıtı… SÜRÜŞ Bir internet blogunda, Audi öncesi döneminin Lamborghini’lerine sahip almak, “Pamela Anderson ile Las Vegas’ta evlenmeye” benzetilmiş. “Birkaç haftayı fazla mesut geçirdikten daha sonra boşanma kağıtlarının basına sızması” olarak nitelendirilmiş ona sahip almak. Gerçekten o dönem, hem tasarım keza de sürüş keyfi açısından özellikle Arap marketlerinin amaç alındığı yıllar olarak anahtar kelimesi şaşaa olan bir markadan laf ediyoruz. Ancak Audi’nin sahipliğiyle işin rengi değişti. Şimdi işyeri 4 çeker sürüş sistemi, çok iyi bir şanzıman ve yeniden bestelenmiş motor sesiyle eski hedefine yani Ferrari’yi geçme hedefine kilitlenmiş durumda. Fakat gerçi kokpitte benzersiz bir Lamborghini hissinden bahsetmek zor. Sevenlerinin gözünde, Ferrari tarihi üç döneme ayrılıyor. Birincisi birincil dönem Ferrari’ler, fakat bu en uzun dönem. Bu dönem 512 DB’de bitiyor. Sonra 348 ve 355 ile ikinci tür geliyor, ama Ferrari fanatiklerinin en sevdiği, açık artırmalarda sahip olabilmek için birbirlerini paraladıkları otomobiller bunlar. Onlara kadar tam sürüş keyfi sağlayan gerçek Ferrari’ler bunlar. 360’la beraber, üçüncü evreye geçiliyor. Bu aşama, kısaca “elektronik sürüş desteği buluş oldu, sürüş keyfi bozuldu” dönemi olarak adlandırılabilir. SEKSAPEL Lamborghini’yi dürüst okuyabilmek için Miura öncesi ve sonrası olarak analiz etmek lüzum. 1966 üretimi ortadan motorlu Miura, Lamborghini’nin Ferrari’yi geçmeye en yaklaştığı otomobildir. O dönem için yenilikçi tasarımı ve ortadan motor geleneğini getirdiğinden, keza Lamborghini keza de dünya araba tarihinde önemlidir. 1966-1972 tarihleri aralarında üretilen Miura’lar bugün bile en fazla aranan olağan Lamborghini’dir. 1974’te gelen Countach modeli ise firmayı tasarım anlamında ayrıntılarıyla başka ve daha fütüristik, gösterişi öne çıkartan bir çizgiye oturtmuştur. Miura’yı tasarlayan Bertone firmasının çizdiği otomobil, dünyanın en çok dikkat çeken otomobili olarak adlandırılabilir. Peşinde gelen Diablo ve Murcielago da gösteriş geleneğini devam ettirmiştir. Bu tasarım anlayışı Ferrari ve Lamborghini müşterisini adamakıllı farklılaştırmıştır. Ferrari’den bahsettiğimizde tasarımın sınırlarını konservatif duyguların sınırladığı bir markadan bahsediyoruz. Özellikle ikinci dönemde üretilen ve 355 ile en yığın noktasına çıkan tasarım anlayışındaki oturmuşluk, markanın bugün ulaştığı seksapelde büyük pay sahibi. Bu böylece enerjik bir tasarım anlayışı fakat, bu anlayış o dönemin tüm spor otomobil marka ve modellerini domine edip, benzer çizgiler kullanmalarını sağlamıştır. Taklit edilirlik, bir markanın efsaneleşmesinin en manâlı özeliklerinden biridir. Tabii bundan başka Ferrari sesi vardır oysa, bunu bir defa duymak, bu sesi çıkaran bir otomobilin direksiyonuna oturmak insanı yeniden iflah etmeyebilir. Ferrari kullanırken, otomobilin, sürücünün vücudu ile birleşip aynı tepkimeleri verdiği söylenir. Ferrari sahipleri, yarışçı ruhlu ve rafine zevklere sahip halk olarak tanımlanır… ALMAN MI? İTALYAN MI? 1973’te yaşanan petrol krizinde iflas eden Lamborghini’yi, önce Chrysler satın almış. Kar edemeyince de, Endonezyalı yatırım şirketine geçen şirket 1998’de Audi tarafından satın alınmış. Ama Audi öncesi geçen karanlık yıllar, markanın gelişim sürecini tamamen durdurmuştu. Audi yeni modeller üretip markaya hız kazandırmaya çalışırken İtalyan karakteristiği kaybolup yerine Alman anlayışı gelince, aracın genlerinde kayma meydana geldi. Bugün dört çeker Lamborghini’ler mükemmel yol tutuş ve şanzıman sunuyor. Ama kafa azıcık karmakarışık 🙂 Bir otomobile 12.5 milyon dolar verir miydiniz? Mayıs 2009’da bir açık artırmada 1957 model 250 Testa Rossa modeli bütün 12.1 milyon dolara tip bulmuş. Burada markalarına çok düşkün insanlardan yani “Tifosi”lerden laf ediyoruz. Her ne dek son yıllarda bilhassa Lamborghini’nin yeni sahibi Audi’nin enjekte ettiği geleneksel Alman mühendisliğiyle Lamborghini fayda sağladıysa da, hala en iyi spor araba motoru üretme becerisi İtalyanlarda. California, 548 Italia gibi yeni modellerle efsaneyi devam ettiren işyeri, konfor ve günlük başvuru gibi özelliklerle yeni pazarlara girse de, FXX ve Enzo Ferrari gibi modellerle fanatiklerini de hoş tutmayı beceriyor. Üzgünüm fakat spor araba kelimesi hala kırmızı ve üzerinde şaha kalkmış beygir logosunu çağrıştırıyor…

63 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.