Duygudurum bozukluklarından bazıları

  Sağlık ve Yaşam    27 Mart 2019
Yorum Yok

Duygudurum bozukluklarından bazıları

Nevrozda, birey açlık ve idealleri doğrultusunda ilerlerken aşamayacağı engellerle karşılaşırsa ümitsizliğe kapılır. Önce kendi yeteneklerini yargılar. Engelleri aşamadığı için çevresi tarafından eleştirildiği ve baskıya maruz kaldığı zaman çevreye kızar. Ancak çoğu vakit bu kızgınlığını dışa vurmaz, içinde tutar. Sitem ve kızgınlıklar tekrar tekrar geldikçe çeşitli sıkıntılar doğar ve bunlar kişiye tedirginlik vermeye başlar.

Nevrotik kişide aralıksız çabuk sinirlenme, gerginlik, dehşet, endişe, tedirginlik, kuruntu, dikkati toplayamama, dengesizlikler ve ruhsal çöküntü hali görülür. Kişi karşılaştığı zorluklan geçirmek için gayret etmek yerine onlardan kaçmaya çalışır. sürekli olarak kendi duyguları, kendi umutları ve kendi sorunlarıyla ilgilidir. Kendine dönük olduğundan diğer insanlarla ilgilenmez. Sorumluluklarını yerine getirmediğinin farkında olan olması ve insanlardan bencilce beklentileri suçluluk psikolojisi yaşamasına neden olur.

Nevrotik birey kendisine zarar verdiğini gördüğü halde, şaşılacak bir şekilde, aynı hataları tekrar tekrar yapar.
Olaylar ve kişiler hakkındaki yorumlarını genelleştirir. Örneğin bir kişinin söylediği sözü, herkes böyle söylüyor biçiminde aktarır. Yaşadığı olayları ise fazla olumlu veya fazla negatif gibi keskin ayrımlarla değerlendirir. Aynı şekilde insanları da. Bir birey onun için ya fazla iyidir veya fazla kötü.

Nevrotik birey çoğunlukla olaylarla baş edemediği ve yapmak istediği şeyleri yapamadığı şeklinde sızlanır. İşin gerçeği; yapamamasından çok, yapmak istememesidir. Fiilen korktuğu faaliyetten kaçmak istemektedir. Bunun için öyle fazla mazeret ileri sürer, yapmaları gereken etkinliği sürekli olarak ertelerler.

Nevrotik kişi, tutum bozukluklarından kendini sorumlu görmez, her zaman kendini haklı bulur. İç dünyasında suçluluk-öfke hakimdir ve sevgiyi algılamakta zorlanır. Kendini sert bir biçimde yargılar, acımasızca eleştirir, önemsiz görür. Böyle olduğuna dair aralıksız delil toplamaya çalışır, kayıtsız yorumlarda bulunur ve sürekli bunun ıstırabını yaşar.

Bu kişiler nevrotik davranışlarıyla uyumsuz olabilirler fakat gerçekleri çarpıtmazlar. Aksine gerçeğin farkındadırlar ama çıkış yolu bulamazlar.

Yaygın olarak görülen nevrotik bozuklukları altında listelenmiştir:
Panik bozukluk
Panik bozukluk, nöbet şeklinde ansızın beliren yoğun bir korku hissidir. Kişi, başına bir musibet geleceğinden, felakete uğrayacağından, aklını kaybedeceğinden veya öleceğinden korkar, dehşete kapılır. Kontrolünü kaybedip ürkütücü şeyler yapacağı endişesi yaşar. Bu ataklar 5-10 dakika içinde ani olarak başlar, birçok zaman 30 dakikayı geçmez. Ender olarak bir saati geçse de kendiliğinden son bulur. Atakların tekrarlaması olasıdır.

Panik ataklı bir hastada; çarpıntı, göğüs ağrısı, göğüste bıkkınlık şehvetli, titreme, terleme, boğulma şehvetli, nefes almada zorluk, nefesin kesilmesi, karın ağrısı veya mide bulantısı, üşüme veya bütün tersi alev basması, baş dönmesi, bayılacakmış gibi sezme, uyuşma ve karıncalanma şehvetli, delireceği korkusu, vefat korkusu gibi belirtilerden en düşük dördü veya daha fazlası bir arada başlar ve dakikalar içinde tırmanır. Fakat panik atak tehlikeli bir hastalık değildir. Kişinin sandığı gibi korktuğu şeyler basma gelmez; bu sebebe dayalı olarak hayatı tehlike altına girmez, hasta aklım yitirmez veya kontrolünü kaybetmez. Panik saldırı hiçbir zarar vermeden kendiliğinden geçer.

Fobiler
Gerçeklere ve akla uymayan, patavatsız veya gösterişli korkulara fobi adı verilir. Fobisi olan kişi ise tehlike talep etmeyen şart ve nesneler karşı korkuya kapılır. Mesela böceklerden korkan bir kimse çiçeğin kenarında minik bir haşere görse çok heyecanlanır, atmak veya öldürmek zorunda kalmak ise panik olmasına sebep olabilir.

Bazı fobilerde ise korkuda realite payı vardır, oysa abartılmıştır. Her insan yüksekten ürker, fakat 4-5 metre yükseklikte yer alan bir dairede pencere kenarına yaklaşamayan, hatta zorlandığında baygınlık geçiren halk vardır. Bunlar kolay fobilerdir. dahası sosyal fobiler vardır fakat bu durumda birey olmadık bir kusur yaparak insanların önünde utanacağı ya da minik düşeceği gibi endişeler taşır. Topluluk arasında konuşurken aniden sözünü unutacağını, kekeleyeceğini, akılsızca şeyler söyleyeceğini, soru soran olursa cevap veremeyeceğini; bir şey içerken ses çıkacağını, yemek yerken boğazına kaçacağını düşünür. İnsanların yanına aşırı heyecanlanmaktan, ellerinin titremesinden ve bunun ayrım edilmesinden korkar. Bu yüzden kalabalık içinde konuşma, sesli okuma, yazı yazma, meslek yapma gibi etkinliklerden uzaktan durur. bunun dışında agorafobiler vardır. Bilhassa asansör, köprü, tünel, sıkışık trafik ve kapalı yerlerde hasta yoğun bir bıkkınlık duyar, kuruntulu bir şekilde beklemeye başlar. Panik saldırı yaşaması durumunda kendisine yardımın gelmeyeceğinden, mahcup durumadüşmekten korkar. Kimi vakit da sırık olarak ortamdan kaçar. Diş Doktoru koltuğu, berber, kuaför çekindikleri yerlerden bazılarıdır. Bu herif fobik kişiler toplu taşıma araçlarma binemez, evde yalnız başlarma kalamazlar.

Özet Olarak; fobi korkudan bambaşka bir şeydir. Bu ruhsal hastalıkta korkunun mantıklı bir açıklaması yoktur. Fobik kişinin kendisi de bunun farkındadır. Fobiler tedaviye mükemmel cevap veren ruhsal rahatsızlıklardır. En fazla rastlanılan fobiler şunlardır:

Akrofobi => Tepe
Agorafobi => Açık bölge
Ailurofobi => Kediler
Antofobi => Çiçekler
Antrofobi => Ahali
Akuvafobi => Su
Astrafobi => Şimşek
Brontofobi => Gökgürültüsü
Klostrofobi => Kapalı yer
Kinofobi => Köpek
Ekuinofobi => Atlar
Herpetofob => Kertenkele
Mizofobi => Kirlilik
Nikotofobi => Karanlık
Ofidofobi => Yılanlar
Payrofobi => Alev

Karşılaşılan korku türlerinden biri de sosyal fobilerdir. Sosyal fobisi olan ırk toplum içine karışmaktan çekinirler. Bu tür ortamlara girdiklerinde eleştirilme ya da küçük düşürülme korkusu yaşarlar. Sosyal fobinin belirtileri şöyle sıralanabilir: Terleme, titreme, baş ağrısı, çarpıntı, midede hastalık, kaslarda stres, bezginlik şehvetli. Bu belirtiler kişinin yaşammı fazla güçleştirecek hale geldiğinde kişinin bir uzmandan destek alması, tedavi görmesi gerekebilir. Hastaların %95′inde açılış yaşı 20′nin altındadır.

Saplantı Hastalığı
Obsesyon (takıntı-takmtı) insanın aklına istenmeden, elinde olmadan gelen can sıkıcı düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği vakit kişide büyük bir bezginlik oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı ve saçma bulduğu yineleyici hareketler yapmaya başlar. Bu hareketlere de kompülsiyon (zorlantı) adı verilir. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir ve bu şart tedavisi koşul olan bir hastalık haline gelir.18 Zorlantılara misal olarak şunu verebiliriz: Zihninden, “kapıyı 10 kez açıp kapamazsam başıma bir facia gelecek” ya da “bine dek saymazsam bu evden biri ölecek” diye geçirir. Bu “güya” kötü ihtimali engellemek için sürekli sayar; ya da tabağa şu kadar kere dokunmalıyım, der ve bunu yapar. Bu şekilde saymakla veya dokunmakla iddiaya göre doğacak kötü sonuçlan önlediğine inanır.

Bu hastalığın türleri şunlardır:
Sayma saplantıları: Hasta gördüğü veya düşündüğü sayıları sayma konusunda kendisini engelleyemez. Binaların kaç kat olduğunu, elektrik direklerini, kaldırım taşlarını vs. sayar, otomobil plakalarını okur.Düzen saplantıları: Kişi her şeyi, kendi anlayışına tarafından belirlemiş olduğu sistem ve kurallara uygun şekilde düzenlemeye çalışır. Başkalarının eşyalarına dokunmasını istemez ve bundan hastalık duyar.

Temizleme ve bulaşma saplantıları: Başlıca kişi mikropların ve her türlü kirin üzerine bulaşmasından korkar. Ellerini her zaman yıkayarak, kendisini bulaşmadan korumaya çalışır.
Şüphe saplantıları: Bu cins obsesyonu olan kişi, bir şeyi yapıp yapmadığından bir türlü belirli olamaz. Bu yüzden de yaptığı şeyleri defalarca yoklama eder. Örneğin kapıyı, pencereyi, ocağı kapatıp kapatmadıklarını daima yoklarlar.

Zarar verme saplantıları: Birey kendisim bazı şeyleri değişmez sayıda yapmak mecburiyetinde hisseder. Bunun nedeni korkusunu bir parça olsun hafifletebilmektir. Mesela dolabı üç kere açıp kapar ya da saçlarmı iki, dört altı gibi mutlaka çift rakam tekrarmca yıkar. Bu şekilde, kendisini ya da yakınlarını “iddiaya göre” bir risk veya zarardan koruduğuna inanmaktadır.

Travma sonrası stres bozukluğu
Doğal felaketler, savaş ortamı, trafik kazası, hücum veya vefat tehdidi gibi herzamanki dışı ve travmatik bir olaym ardmdan kişide meydana gelen belirtilerdir. Birey bilhassa ilk zamanlarda bu olayı sık ve yoğun olarak hatırlar. Rüyalarında benzer travmatik olayı her zaman yaşar. Bu dönemde dışarıdan gelen etkilere aleyhinde tepkisizlik içindedir. Benliğini sarsan bu olayı yeniden yaşayacağı korkusu taşır.
Bu hastalık vakalarında birey genellikle travma sırasında vefat tehlikesi ile yüz yüze gelmiş ama acz içinde kalarak şiddetli bir dehşet yaşamıştır.

Kaygı Bozukluğu (Yaygın Anksiyete Bozukluğu)
Bu rahatsızlıkta birey jurnal yaşamını etkileyen yaygınlaşmış bir anksiyete yani üzüntü ve endişe içindedir. Dikkatini toplamakta ve düşüncelerini odaklamakta güçlük çeker, zihni donmuş gibidir. öte yandan yoğun bir heyecan duygusu ve rahatsızlık yaşar. Enerjisi azalmış, kasları gerilmiştir, ivedi yorulur. Uykusu bozulduğundan uykuya dalmakta zorluk çeker. Tüm bunlarla beraber birey belirtilen bir sebebe dayanmaksızın sinirli ve geçimsiz bir huy sergiler. Tüm bu belirtiler hemen hemen her gün görülür ve bu evhamlı ve karamsar dönem en az altı ay sürer.

18 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.