Bir Romandan Uzun Soluklu Diziye: Game of Thrones

  Dizi Önerisi    6 Aralık 2018
Yorum Yok

Çok diziler izledik, çok diziler gördük bu zamana kadar. Ama söz, bu hepsinden farklı..

Doğru kelimeyi bulabilmek adına her ne kadar uğraşmış olsam da biliyorum ki bu şaheseri tam anlamıyla tabir edecek kelimeyi bulamadım, bulamam. Her yönüyle kusursuz oluşunu, her bölümün her sahnesinde ortaya koyan bir yapıt Game of Thrones! Efsanevi “Taht Oyunları”…

Bu makaleyi yazmaya karar verdiğim ilk an, “Game of Thrones incelemesi yazmalıyım!” diye düşündüm. Ama henüz bir kaç kelime yazdım ve şimdiden fark ettim ki “incelemeden” daha çok “methiye” yazacağım. Kusuruma bakmayın engel olamayacak gibiyim kendime!

Abartıldığı Kadar Var! Game of Thrones Hikayesi

“Neymiş bu taht sevdası yahu?!” nidalarıyla başladım GoT izlemeye, ilk bölüm öyle bir başımı döndürdü ki bir sonraki bölümün son sahnesinde kendime anca gelebildim. Bir bölüm daha bir bölüm daha derken işte geldi işte gidiyor bile koskoca 4 sezon. Koskoca dediğime de bakmayın pek bi nazlı HBO Game of Thrones konusunda, 10′ar bölüm 10′ar bölüm yayınlıyor diziyi, sırf tadı damağımızda kalsın diye…

Game of Thrones (Taht Oyunları), 2011 yılında ABD menşeli HBO kanalı tarafından çekilmeye başlanan ve hiç şüphe yok ki beklenenden çok çok daha büyük bir sansasyon yaratan dizidir. ABD lafının geçtiğine aldanmayın, GOT 6 farklı ülkede ( Kuzey İrlanda, İzlanda, Fas, İskoçya, Malta, Hırvatistan, ABD) çekiliyor ve Dünya çapında 6 kıtada tam 75 ülkede yayınlanıyor. Korsan yayın aracılığıyla geri kalan tüm Dünya ülkelerinde de takip edildiğinden eminim ki hiç birimiz şüphe etmiyoruz.

Uzun Yıllardır Hikayesi Biliniyor: Game of Thrones

Game of Thrones efsanesi aslında çok daha eski yıllara dayanıyor. GOT adı ilk kez 1996 yılında George R. R. Martin tarafından yazılan aynı adlı romanla anılıyor. Roman yayınlandığı yıllarda büyük sansasyon yaratıyor ve ’97 ve ’98 yıllarında onlarca yerel ve ulusal ödüle layık görülüyor! Dizinin yayınlanmaya başladığı 2011 yılında ise romanın satışları iyice patlıyor ve Game of Thrones’un 1. sezonunu noktaladığı Temmuz ayında serisi New York Times Best ve Seller listesinin bir numarasına yerleşiyor. Bir noktaya değinmeden geçmemek lazım; dizinin senaristleri özgün olma inisiyatiflerini kullanıp romandaki senaryodan biraz ayrılmışlar. Roman ve diziyi bir arada götürmek isteyen okurları şimdiden uyaralım.

[alert-note]Bir önceki yazımızda “Önce kitabı mı yok filmini mi izlemeliyiz” konusunu ele almıştık. Fikir almak için tıklayın.[/alert-note]

Peki neden Game of Thrones? Mesela neden Game of Crown (Taç Oyunları) değil veya herhangi başka bir şey? Yani Game of Thrones ismi nereden geliyor? Onun da sorusunu George Martin bize kitapta veriyor. Cersei Lannister, Stark Hanesi’nin efendisi Eddard Stark’ı hainlikle suçladıktan sonra ona hitaben şu sözleri sarf ediyor: “Eğer taht oyunu oynuyorsan ya kazanır ya kaybedersin. Hiçbir orta yol yoktur.” ve hikayenin daha başı sayılabilecek bir bölümde geçen bu sözler Martin’in ilham kaynağı oluyor…

 

Game of Thrones Karakterleri ve Özellikleri

Game of Thrones, Westeros adı verilen bir fantezi dünyasında geçiyor ve en genel konu Westeros’u paylaşan 9 soylu hanenin taht üzerindeki hak mücadeleleri olarak özetlenebilir. Bu 9 hanenin her birine dizide aşağı yukarı eşit şekilde yer veriliyor ve bu dengeyi korumak çok zor olsa gerek. 9 başrolü olan bir film gibi tıpkı. 9 hanenin her birinin basit karakteristik özelliklerinden kısaca bahsetmek gerekirse:

  • Stark Hanesi: Westeros’un kuzeyini kontrol ederler. Türk filmlerindeki klasik iyi taraftır. Kimseye bi zararları dokunmaz kendi hallerinde karla kışla boğuşurlar. Dizinin ilerleyen bölümlerinde bu hane mensuplarının çektiğini pişmiş tavuk çekmiyor…
  • Lannister Hanesi: Her filmde olan kötü adamlar bunlarda. Ne kadar pislik, hile – hurda ararsanız bu adamlarda. En iyileri bi Stark etmez. Taht üzerinde hak iddia etmek adına her türlü şirretliğe başvururlar, başvurmuşlardır da zaten.
  • Baratheon Hanesi: Baratheonlar dizinin başladığı zaman diliminde krallık hakkını ve tahtı elinde bulunduran hanedir. Daha sonraları halleri perişan olacak ve Stannis sıyıracak da olsa nötr olduklarını söyleyebilirim. Zararları kendilerine.

Bu noktadan sonraki haneler, hikayede ilk 3 haneye oranla daha az yer buluyorlar.

  • Targaryen Hanesi: Targaryen hanesi dizinin başladığı zamanlarda, Valyria Kıyameti denen olayla soykırıma uğraşmış şekilde beliriyor. Bu kıyımdan canını kurtarabilen yegane Targaryen ise, ilerleyen zamanlarda hepimizin sevgilisi olmayı başaran Prensen Daenerys Targaryen’dir. Bu hanenin soyunun ejderhalardan geldiği söylenir.
  • Greyjoy Hanesi: Başlarda hikayeye yalnızca Theon Greyjoy (zavallım) ile bağlanan Greyjoy Hanesi, Demir Adalar denen bölgede hüküm sürerler ve insanları da en az adanın adı kadar soğuktur. Olabildiğince dış dünyadan uzak, etliye sütlüye karışmadan yaşayan bir hanedir -en azından bir kısmı-.
  • Tully Hanesi: Eddard Stark’ın eşi Catelyn’in de mensup olduğu hanedir. Olabildiğince pasif kalmış bir hane olmasına karşın kilit noktalarda devreye girer ve adlarından söz ettirmesini bilirler.
  • Martell Hanesi: Daenarys’in dizinin ilerleyen bölümlerdeki ziyaretine kadar pasif hikayenin bir parçası olarak kalan Martell Hanesi, Dorne ve çevresinde hüküm sürerler. Sinsidirler.
  • Arryn Hanesi: Westeros’un doğusunun muhafazasıyla görevli bu hane, tıpkı Tully hanesi gibi en ktirik zamanlarda ortaya çıkıp kendilerini hatırlatırlar. Saçma ensest manteliteleriyle her karşılaşmamızda bizi şaşırtmaya devam ederler muhakkak.
  • Tyrell Hanesi: Belki de ikincil hanelerin en önemlisini en sona bıraktık. Tyrell Hanesi varlığı ve zevk – sefayı temsil eder. Çıkarcılardır. Arkadan iş çevirmeye bayılırlar. Diziyi yeteri kadar dikkatli izlemiyorsanız bu haneyi sevebilirsiniz bile!

Bütün bu hanelerin yanı sıra, Gece Gözcüleri gibi bağımsız gruplar ve Karstark, Umber gibi alt aileler de bulunuyor ki onları da işin içine katarsak işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor…

Game of Thrones’taki entrikalar zincirini hayatınızın hiç bir anında görmediğinize neredeyse eminim. Ensest ilişkiden tutun da, eş cinselliğe ve hatta çok eşliliğe kadar farklı türlerde ilişkisel marjinalliği barındırması, ilişki haritasını daha da içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Ama biz yine de açıklamaya çalışılan bir tabloyu paylaşalım.

Biraz daha uzatırsam spoiler vereceğimden korkuyorum. O yüzden “şimdilik” bu kadar yeter diyelim. Umarım henüz izlememiş (?) okurlarımız için güzel bir tanıtım yazısı, diziyi daha önce izlemiş olanlarımız için ise güzel bir inceleme olmuştur. Yabancı dizi önerisi olarak “Game of Thrones” harika! Mutlaka yabancı dizi izleyecekler şans versin! Unutmayın, Winter is Coming…

75 okunma

Etiketler : , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.