Bel fıtığı

  Sağlık ve Yaşam    26 Mart 2019
Yorum Yok

Bel fıtığı

Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler aralarında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Disk, özel bir senet dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşısında dayanıklı olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder. Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri aralarında bulunan ve az daha bir titreşim azaltan parça gibi devir yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya meydana çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir birim, başkaca da anulus fıbrozus adı bahşedilen daha sert bir fibröz katman vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dıştan doğru taşan disk, omurilik kanalı içinden ya da kendisinin arkadaki-tabi göre geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve rahatsızlık bu vesile ile kendisini belirli eder. Keza fıtıklaşmış diskten ortama salınan bir takım kimyasal maddeler de asap köklerini etkileyerek ağrıya niçin olurlar.

Bel fıtığı nasıl oluşur ?
Ağır bir yükü kaldırmak ya da ters bir hareket yerine getirmek gibi böylece çok dış faktörün yanına kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında manâlı rol oynarlar. Çünkü böylece insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.

Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri aralarında yer alan ve disk adı bahşedilen kıkırdaklardaki yozlaşma gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program zarfında gerçekleşmektedir. Açıklanmış maddeler diskin kayıtlı yerlerinden geçmektedir. Ama yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve takriben sekiz yaşından sonradan hiç görülmezler. Bu yaştan sonradan diskin beslenmesi diffîizyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80′e, yetişkinlerde ise % 50-60′a düşer. Sonuç Olarak disk de gitgide artarak küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki gıda bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı yozlaşma da eşlik eder. Diske giren oksijen ve gıda miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık baskı aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengelenmiş bir şekilde yayılma görevini yapamaz olur. Diskin içinde yer alan ve tamir görevi yapan takviye hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde yer alan çatlaklar üstüne aşırı yük binince veya birey yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü zahmetsizce yırtarak dışarıda içten çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır ayla geldikten daha sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ama bu, hafif bir cismi uyandırmak veya sadece öksürmek de olabilir.

Bazı ailelerin bütün fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Böylece aileler vardır ama dedesini, babasını ve değişik yakın akrabalarını bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik bir yönünün olduğu da söylenebilir.

Damarlardaki hastalıklar, diyabet ve sigara kullanımı, diske gelen kan akımının tedarik ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini negatif yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.
Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler sırasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir siklet kaldırdığımızda belde yer alan diskler üzerine binen tartı simetrik değil, bakışımsız olmaktadır. Böyle bir durumda bel fıtığının nasıl zahmetsizce teşekkül edebileceğini aşağıdaki şekiller sade bir tarzda izah etmektedir.

Bel fıtığı belirtileri
Bel ve ayak ağrısı en keskin şikâyettir. Ama ara sıra bel veya but ağrısından yalnızca biri de bulunabilir. Hareket kısıtlılığı, topallayarak yürüme, vücudun bir tarafa içten çarpılması gözlemlenebilir. Ağrıyla birlikte bacaklarda duyu yitimi, karıncalanma, rahatsızlık ilerledikçe kuvvet kaybı ve incelme (atrofi) görülebilir. Sinirlere genişçe basan fıtıklarda cinsel fonksiyonların kaybı da laf konusu olabilir.
Bazen orta hattan omurilik kanalına doğru uzanarak sinirleri sıkıştıran büyük bel fıtıklarında idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda felce doğru gidiş ortaya çıkabilir. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamanında müdahale ile uygun bir çare gerçekleştirilmelidir. Bel fıtığında bel ve etap ağrısı öksürmekle, yürümekle, iş yapmakla ve ayakta kalmakla artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.

Bel fıtığının zıt tarafta olması
Bel fıtığı hastalarında şikayetler çoğunlukla fıtığın olduğu tarafta görülür. Ama bazı hastalar vardır ancak, bel fıtığı bir tarafta olduğu halde şikâyetleri karşı taraftadır. Meselâ yapılan tetkikler neticesinde diskin sağ tarafa içten fıtıklaştığı net olarak saptama edilir ama hastanın ağrı, uyuşma, his kaybı gibi belirti ve bulguları sol bacağındadır. Bağlı ki bunun tersi de laf konusu olabilir.

Bu durumdaki hastalara jurnal hekimlik pratiğimiz sırasında fazla nadir rastlamaktayız. Konunun bilimsel izahı olası olduğundan karşılaştığımız tablo bizi hiç şaşırtmamakta ve yaptığımız direktifler neticesinde hasta da durumunu öğrenip rahatlamaktadır.

Burada sıkışan tekrar asap elemanlarıdır. Disk sağ ya da sol taraftan kanala dürüst taşarak sinirleri itmekte ve karşı tarafta sıkıştırmaktadır. Fıtıklaşan diskin karşı tarafındaki faset eklemi normalden büyükse veya karşısında taraftaki kemik yapının yüzeyinde düzensizlikler varsa sinirler o tarafta daha kolay basıya maruz kalmaktadır (Şekil 3 ve 4). Böylece hastanın şikâyetleri aleyhinde tarafta ortaya çıkmaktadır. Ancak hekim, tedavisini fıtıklaşan diske kadar planlamakta ve işlem laf konusu ise bunu fıtıklaşan taraftan gerçekleştirmektedir. Sonuç Olarak fıtıklaşan disk boşaltıldığında hastanın karşı tarafta olan şikâyetleri de sona ermektedir.

Kimlerde görülür ?
Toplumun farklı alanlara yönlendirilmiş kesimlerinde bel rahatsızlığı böylece yaygındır oysa, çoğu ülkede yapılan istatistiklere göre doktora başvuru nedeni olarak bel ağrısı soğuk algınlığından sonra ikinci sırayı almaktadır. İnsanların yaklaşık % 80′i hayatları boyunca asgari bir defa bel ağrısı ile karşılaşmaktadırlar.

Bel rahatsızlığına her yaş grubunda karşılaşmak mümkündür, fakat bel fıtığı orta yaşlarda daha sık görülür. Atıl bir iş ve hayat tarzı, daha çok oturarak amaçlamak, şişmanlık, ağır şeyler kaldırmak, çaba sporları, bilinçsiz spor yerine getirmek, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, mesleğini sevmeme, tedirgin bir ortamda ve stres içinde yaşama, sigara ve içki kullanım, uzun zaman otomobil sürme, fiziki faaliyetlere ısınmadan başlamak birer risk faktörüdür. Bu risk faktörleri bir insanın günlük yaşantısında ne kadar çoksa o kişinin bel fıtığına yakalanma ihtimali de pek yüksektir. Hele dahası genetik olarak aşinalık varsa bel fıtığıyla tanışmak sürpriz sayılmamalıdır.

uygun olmayan sandalyelerin üzerinde her gün saatlerce süren bir ofis hayatına mahkûm ahali bel fıtığının müstakbel adaylarıdırlar.

Hastalığa yanlış yaklaşımlar
İnsanların büyük bir kısmı maalesef hastalıkları konusunda tatmin edici bilince sahip değiller. Sancı içinde kıvranırken doktora gitmeyi tercih etmiyorlar da hiçbir bilimsel temele dayanmayan birtakım yöntemlere başvuruyorlar. Beline bal, incir, balık bağlatan hastalardan tutun da, cildini ciddi şekilde kestiren, yaktıran, sülük koyan ya da bilinçsizce çektiren hastalara dek yüzlerce bilim dışı uygulamaya şahit olmaktayız. Halbuki bel fıtığı bir değişiklik değildir ve hastalığın değişik safhalarında farklı çare metotlarını uygulamak gerekmektedir. Neticede basit bir tedavi ile iyileşmesi olası iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyatlık ayla gelmiş hastalarla sıkça karşılaşmaktayız.

Bu konu önemli bir problemdir. Oysa problemin çözümünde ilk olarak biz doktorlar olmak üzere herkese kayda değer görevler düşmektedir. Eğitim kurumları ve medyanın halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi noktasında daha faal bir hitabe ortaya koyması gerekmektedir.

Bel fıtığından korunmak
Günümüzde tıp dev adımlarla ilerlemekte ve birçok hastalığın çaresi bulunmaktadır. Buna rağmen diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi bel fıtığına da yakalanmamak en iyisidir. Yani tedbirler hastalıkla karşılaşmadan önce alınmalıdır. Maalesef ahali sağlık gibi kayda değer bir nimetin kıymetini oysa onu kaybettiklerinde anlamaktadırlar. Fakat sağlık durumu bir kez kaybedildiğinde her tarafta kazanılması fazla zor olmakta, bazen de bu mümkün olamamaktadır. Öyleyse sağlığımızın kıymetini hastalanmadan önce bilmeliyiz.

Bel sağlığını korumak için birey ; hiçbir zaman çok ağır bir yükü kaldırmamak, kaldıracaksa mutlak surette dizlerini kırarak yani çömelerek cismi yerden almalıdır. Belden eğilerek kaldırmamalıdır. Hiçbir cismi uzanarak almamalıdır. Meselâ telefon çaldığında veya raftan kitap alırken uzanmamalıdır. Her Zaman cisimlere yaklaşarak, arada uzaklık bırakmaksızın almalıdır. Sağlıklı iken bel ve karın adalelerini güçlendirici egzersizler yapmalıdır. Hareketli bir hayat tarzını benimsemek yararlıdır.

Tehlikeli pozisyonlar
Günlük aktivitelerimiz sırasında vücudumuzun düşey ya da yatay konumda aldığı farklı alanlara yönlendirilmiş pozisyonlar ve beraberinde ortaya konan faaliyetin şekli bel fıtığına yakalanma riskini kayda değer oranda artırır veya azaltır.
İnsanın dikey pozisyonda bulunması omurganın daha alçak kısımlarını kayda değer miktarda basınç aşağıda bırakır. Çünkü bu kısmın yukarısında yer alan tüm karoser ağırlığı birkaç santimetre karelik bakımlı bir omur parçası üzerine biner ve bu küçük kısım göre taşınır. Buna karşılık vücudun düşey yok de desteksiz bir tarzda eğik pozisyona gelmesi, yani düşey olarak orta hattan sapması beldeki omurlar üzerine binen yükü, yani basıncı bariz şekilde daha da artırır.

Yapılan bilimsel araştırmalarda beldeki diskin içerisine basınç ölçebilen bir cihazla girilmiş ve çeşitli beden pozisyonlarının diskteki basıncı ne şekilde etkilediği araştırılmıştır. Görülmüştür ama, burada bele minimum yükün bindiği pozisyon, kişinin sırt üstü yattığı ve bacaklarının altım bir cisimle destekleyerek hafifçe yükselttiği pozisyondur. Ayrıca sandalyede desteksiz otururken bele binen yük, ayakta dik olarak dururken bele binen yükten daha fazladır.

Halbuki millet bunun bütün tersinin içten olduğunu zannederler. Neticede ayakta düşey pozisyonda dururken bele binen yükün gerçekten daha az, otururken daha artı olduğu bilinmelidir. Bu pozisyondan daha kötüsü, yani belde bulunan disklerde-ama basıncı daha da artıran şart, sandalyede otururken öne dürüst eğilerek yerden bir cismi almaktır. En kötüsü ise ayakta dururken öne dürüst eğilerek dizler düz konumda yerdeki bir ağırlığı kaldırmaktır. Bu durumda kaldırılan ağırlığın miktarı arttıkça bel fıtığına yakalanma riski de artan bir şekilde artacaktır.

Oturur pozisyonda iken kişi arkasına bir destek koyarsa ya da oturduğu sandalyenin arkadaki kısmını geriye doğru tedrici olarak yatırmaya başlarsa, bele binen önem de gitgide artarak azalacak ve bel bu durumda fazla daha gevşemiş olacaktır.

Öksürmek, gerinmek ya da kahkaha ile gülmek ise belde yer alan disklerdeki basıncı keskin şekilde artırır. Şikâyetleri bir öksürmeyi takiben başlayan pek fazla hasta ile karşılaşmaktayız.
Sağlıklı bir bele sahip elde etmek için günlük yaşantımızda riskli pozisyonlardan daima uzaktan durmalıyız.

Teşhis
Bel ve etap ağrısı ile seyreden hastalıklar fazla çeşitlidir. Yani bel ve üçgenin taban olmayan kenarı ağrısı bulunan her hastaya “Mutlaka bel fıtığıdır” peşin hükmü ile yakınlaşmak doğru değildir. Bel fıtığını taklit eden böylece fazla rahatsızlık vardır. Kolay bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere ve bel kaymasına kadar birçok rahatsızlık bel ve/ya da etap ağrısıyla seyredebilir. Bu sebeple önce teşhisin ne olduğu net olarak ortaya konmalıdır. Çünkü tedavide başarıya dışarı giden yol her şeyden önce içten teşhisten, geçer. Bunun için de ilgili uzman hekime gerekir. Hekim hastanın şikâyetlerini dinleyecek, muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili bütün tetkik ve tahlilleri isteyecektir.

Bel ağrısının araştırılmasında düz röntgen filmlerinin önemi günümüzde azalmıştır. Hastanın radyasyona maruz kalmasına yol açan bu teknik oysa belirtilen durumlarda seçim edilmektedir. Belden iğne yapılıp içeriye kontrast madde verildikten daha sonra film çekilmesi tekniği (myelografi) de giderek daha eksik kullanılmaktadır. Çünkü günümüzde görüntüleme teknikleri çok ilerlemiş ve bundan böyle hastanın belinden iğne yapılmasına gerek kalmayacak seviyeye gelmiştir. Doğrusu noniyonik kontrast maddelerin tatbik alanına girmesi iğne tekniğinin ast etkilerini hayli azaltmıştır. Fakat buna rağmen kişisel olarak iğne tekniğinin kendi alt etkileri olabildiğinden nedeniyle myelografiden muhtemel mertebe uzakta durmakta yarar vardır. Bunun yerine güçlü manyetik rezonans cihazları tercih edilmelidir.

Bel fıtığının teşhis ve ayırıcı teşhisinde EMG dediğimiz muayene yöntemi de yararlıdır. Çünkü bu yöntem ile hastada yer alan bozuklukların asap dokusuna mı, yahut adale dokusuna mı ait olduğu ortaya konabilmekte, öteki hastalıkların bel fıtığından ayırımı yapılabilmektedir. Bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı, varsa hasarın derecesi hakkında da akıl vermektedir. Bazı durumlarda bu teknik, cerrahın ameliyat kararını bile etkileyebilmektedir.

Bel ve/veya etap ağrısı yer alan bir hastada bazen bilgisayarlı tomografi, genel olarak de manyetik rezonans gibi ileri muayene yöntemlerine başvurulur.

Manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste ve ayırıcı teşhiste büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca hastanın x-ışını almaması ve dağıtılmış planlardaki üstün görüntüleme yeteneği; omurilik, sinirler ve diğer yumuşak dokuları net bir şekilde görüntüleyebilmesi manyetik rezonansı giderek daha da öne çıkarmaktadır.

Ama kemik dokusuyla ilgili patalojilerde bilgisayarlı tomografinin daha iyi manzara sağladığı göz önüne alınarak bazı durumlarda her iki tanı metodu beraberce kullanılabilir.
Manyetik rezonansın bu kadar yararlı bir usul olmasına karşılık elde edilen görüntülerin değerlendirilmesi büyük bir tecrübe ister. Yanlış yorumlar hatalı tedavi şekillerine yol açar. Sıklıkla rastladığımız hafif disk bombeleşmesi bel fıtığı olarak yorumlanırsa, tedavinin şekli ayrıntılarıyla öbür bir yöne içten gidebilecektir.

Özellikle ameliyat sonrası dönemde gerçekleştirilen çekimlerden elde edilen görüntülerin yorumlanması tecrübe gerektirir. Tetkik bulguları ile tetkiklerden elde edilen neticeler beraberce kılı kırk yararcasına alıngan bir tarzda değerlendirilecek ve net bir teşhise vardıktan sonradan tedaviye geçilecektir. Manyetik rezonans tetkikinde bel fıtığı görüldü diye ameliyat kararı devretmek bazen yanıltıcı olabilir. Elde edilen görüntüler mutlaka klinik bulgularla desteklenmeli, arasında ahenk aranmalı ve harmoni yahut bu izah edilmelidir.

Bazen bel fıtığı ile yaşamsal ağırlık arzeden öteki birtakım hastalıkların ayırıcı teşhisini edebilmek için kemik sintigrafısi gerekebilir.

Kemiklerin şiddet ve yoğunluğu hakkında fikir olmak ve osteoporoz teşhisini kesinleştirmek amacıyla kemik yoğunluk ölçümlerine de başvurulabilir.
Ayırıcı tanı için kan ve idrar incelemeleri yapılabilir.

Neticede yapılan muayene, tetkik ve tahliller sonucunda hastanın bel fıtığı olup olmadığı, bel fıtığı ise hangi safhada bulunduğu net bir şekilde ortaya konacaktır. Yani bel fıtığı teşhisinin konmuş olması tatmin edici değildir. Hastalığın safhasını da tespit etmek gerekir. Çünkü tedavinin şekli buna tarafından değişecektir.

Bir Takım hastalar bakımlı mekânlara girdiklerinde büyük can sıkıntısı çekmekte ve rahatsız olmaktadırlar. Bu kişiler için açık müşteri manyetik rezonans cihazları geliştirilmiştir. Hem klasik tipteki cihazlarda da gerekli tedbirler alınarak bu hastaların tetkikleri yapılabilmektedir

Manyetik rezonans görüntüleme metodu ile teşhiste büyük bir aşama kaydedilmiştir.

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: