Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya lüzum yok

  Sağlık ve Yaşam    25 Mart 2019
Yorum Yok

Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya lüzum yok

Tatiller, kısa seyahatler jurnal hayatımızı renklendiren güzel aktivitelerdir elbet, fakat yine de geri dönüşü özlemle bekleriz. Ne dek iyi zaman geçirmiş olsak da, evimizin kapısından içeri adımınızı attığınızda daha huzurlu hissederiz. Adi yaşantımıza geri dönmek tasvir edilemez bir güven duygusu yaratır.

Bebeğiniz doğduktan ne kadar süre sonradan olağan hayatınıza geri döneceğinizi mi merak ediyorsunuz? Bu “normal” derken neyi kastetti­ğinize tabi. Eğer hayatınızın belirlenmiş bir rutine oturması ya da her gün uyumlu olarak duş alabi­leceğiniz basmakalıp günlerse bahsettiğiniz, ceva­bım “yakında” olabilir. Eğer ne zaman bebeğiniz doğmadan önceki gibi hissedeceğinizi, veya bebeğinizin kesintisiz sizden bir şeyler talep et­meyi ne vakit bırakacağını merak ediyorsanız cevabım: “Hiç bir süre.” Hayatınızda değişe­cek olan pek fazla kavram gibi, vaktiyle alışılagelmiş olarak algıladığınız yaşam tarzınız da yeni bebe­ğinizle değişecek.

Minik bebeğinizi kucağınıza aldığınız andan itibaren hayatınız önceden düş bile edemeye­ceğiniz kadar içten değişecek. Artık eski siz olmayacaksınız. Önceliğiniz şimdiye kadar oldu­ğu gibi eşiniz ve siz değil, bebeğiniz olacak. Cin­sel hayatınızdan, yeme alışkanlıklarınıza değin her şey a’dan z’ye değişecek ve bu değişim bir süre sonra normaliniz olacak.

Loğusa dönemi bittiği andan itibaren yeni hayatınızı daha iyi kavrayacak ve alışmaya baş­layacaksınız. Bebeğinizin bundan sonraki haya­tınızda her zaman yanınızda olacak olması fikrini, ta­mamen benimseyip, gerçekten anne olduğunu­zu hissedeceksiniz.

Hayatınızdaki bu yeni dönemin en keskin özelliği değişkenliğidir. Bir sürü basamaktan oluşan dev bir merdiven gibidir bu dönem. Her bir basamakta yeni bir şeyler öğreneceksiniz. Ilk günler sadece kucağınızda kolaylık bulan be­beğiniz, birkaç hafta sonra evin içinde dolaşma­nızı buyuracak. Birkaç ay sonradan yerde gezinmek isteyecek. Bu dönem ne dek sıkıcı olsa da, eğlencelidir. Bebeğinizi büyüyüp, değişir­ken bakmak sizin için neşe saçan bir oyuna dönüşe­cek.

Normallikten kastınız, eski vücut ölçülerini­ze varmak da olabilir elbet. Öyle çok anne do­kuz ay süren hamileliğin peşinde, tamamen inmemiş bir karın ve akan iri göğüslerinden ra­hatsızlık duyar. Gardırobunuzda aylardır içine giremediğiniz şık elbiseleriniz, bebeğinizi em­zirdiğiniz için yiyemediğiniz leziz gıda­lerden uzaktan kalmak da cabası. Kendi bedeninizi bebeğinizle paylaşmak durumunda olmak, size çoğunlukla hayatınızdaki kontrolü kaybetmişsiniz duygusal verebilir.

Tüm bu bıktırıcı hislerden kurtulmanıza yar­dımcı olacak o kadar fazla yol var. Ilk yapmanız ge­reken kendinizi birazcık şımartmak. Yeni annelerin kesinlikle dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bebeğini­zi kucağınıza aldığınız ilk bir iki ayı ikinizin ba­layı gibi düşünün. Gün içinde birlikte şekerle­me yapın, sizi canlandıracak taze meyveleri do­labınızdan yetkisiz etmeyin, akşam yemeğinizi en sevdiğiniz restorandan sipariş edin. Bol köpük­lü ılık duş alın.
gerçi kendinizi sıkıntılı hissediyorsanız, tamamıyla kontrolü ve gücü kendinizde hisse­deceğiniz minik işler bulun. Mutfak dolaplannı temizlemek ya da kileri planlamak gibi. Üzerinize oturan şık bir bluz de keyfinizi yerine ge­tirebilir. Size, kendinizi iyi hissettirecek olan, eğer daha uyumlu bir şeylerse her gün spor ya­pabilir veya tecrübelerinizi kaleme alabilirsi­niz. Çok zamanınızı almayacak ve bebeğinizin engel teşkil etmeyeceği küçük görevler üstlen­mek de işe yarayabilir. Üstesinden geldiğiniz her meslek, kendinize olan güveninizi artıracaktır.
Size nasihat edebileceğim bir diğer yol da, bebeğiniz büyüdüğünde şu lahza yaşamakta oldu­ğunuz zamanı duygulanarak hatırlayacak olma­nızı düşünüp, anın tadını çıkarmaktır. Onun her hareketini zihninize yerleştirip, görünmeyen ko­caman bir albüme sahip olabilirsiniz. Bu sayede kendinizi bir koleksiyoncu gibi tatminkâr his­sedebilirsiniz.

141 okunma

Etiketler : , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.