Babama/anneme aşıktım ve o bunu anlayamıyordu! (oidipus/elektra kompleksi)

  Sağlık ve Yaşam    24 Mart 2019
Yorum Yok

Babama/anneme aşıktım ve o bunu anlayamıyordu! (oidipus/elektra kompleksi)

Psikolojinin babası olarak nitelendirilen Sigmund Freud’un en çarpıcı bulduğum iddiasıdır oidipus ve elektra kompleksi. Oidipus ve elektra kompleksine tarafından çocuk 3-5 yaşları arasında aleyhinde cinsteki ebeveynini sahiplenme, aynı cinsteki ebeveynini ise saf dışı etme konusunda duygu, dürtü ve düşüncelere sahiptir. Olayın özü şudur; oğlan annesine cinsel dürtüler besler, aşıktır, hayrandır ve sahip olmak ister ve babasının penisi ile yarışır, kıskanır. öte taraftan bu duygularından nedeniyle babalarının, onları iğdiş etmelerinden (penislerini imha etme korkusu) korkarlar. Bu oidipus kompleksidir. Kız çocuklar ise, doğuştan olan kendisinde beceriksiz olan penise, yani babalarının penisine sahip olma dürtüleri taşır. Onlarda erkek çocukların tersine babalarına aleyhinde aşk, cinsel istek duyarlar ve annelerini muhalif olarak görme eğilimi gösterirler. Bu ise elektra kompleksidir. Azıcık vurucu ve kabul edilmesi zorlama olduğunun farkındayım… Kimse annesi ya da babası ile sevişmek istediğini, onlara aşık olduğunu hatırlamaz çünkü bu işlem bilindışına itilmiştir ve bu dönemde takılı kalmak bizim yetişkinlik dönemimizde kuracağımız ilişkileri aracısız etkilemektedir.

İnsan dünyaya geldiği süre ensest kavramından yoksundur. Ensest kavramı sonra öğreneceğimiz ve hayatımıza katacağımız bir olgudur. Bu sebeple yaşamımızın ilk yıllarında, bilinçdışı boyutta cinselliği ayrım ettiğimiz süre ilk alaka odağımız aleyhinde tür ebeveynlerimiz, kardeşlerimiz olacaktır. İlerleyen dönemlerde bilinç bu durumun kültürel, ahlaki, dini olarak yasak, dürüst olmadığını öğrenecek ve bu dürtüleri bilinçdışının derinliklerine gömecektir. Oysa dinç bir şekilde bunu gerçekleştirmek önemlidir ama bu iyice ebeveynlerin desteği ve doğru tutumu ile mümkündür. erkek çocuk o yaşlarda annesine yönelecek ve kendi bedeninden farklı olan bayan vücudunu birincil annesinde keşfetmeye çalışacaktır. Annesinin memesine dokunacak, cinsel organını merak edecek, flört edecektir. Bu dönemde “Yapma, ayıp, günah!” gibi kelimeler kullanıldığı taktirde çocuk annesini keşfedemeyecek ve ileri fakat dönemlerde her kadında annesini aramaya başlayacaktır. Artık o ödipal dönemde takılı kalmış bir bireydir. Halbuki annesini keşfetmesine izin verilseydi “Evet, bu annemin memesi ve bu babama ait.” düşüncesi hakim olacak ve başka kadınlara gitmekte bağımsızlık olacaktı. Kız çocukta bu şart bütün tersi olarak işlemektedir. Babasını keşfetmek isteyen kız da oğlan ile benzer şeyleri yaşayacaktır. Burada anne babanın bir çift, çocuğun ise üçüncü bir birey olduğunu ebeveynlerin uygun bir şekilde hissettirmesi gerekmektedir. Genelde kendisine yönelen çocuklarının ilgisi anne babanın hoşuna gittiği için bunu öteki ebeveyne aleyhinde kullanır. Bir örnek ile açıklayalım; babasına sarılan, kucağında yatan, onu öpen kız çocuğunu kullanarak anneyi kıskandırmaya çalışan baba, “Bak, en çok beni seviyor benim canım kızım!” duygusu ile gerçekten zaten rakip olarak gördüğü anneye karşı çocuğunu daha fazla kışkırtmaktadır. Hele oysa anne de bu dönemde takılı kalmış bir bireyse işler daha çok karışıyor ve annenin bilinçdışı dürtüleri canlanıp farkında olmadan kızını kıskanmaya, ona ezici bakışlar atmaya başlıyor.

Peki bu dönem sağlıklı atlatılamazsa bizi ileride neler bekliyor?

Kişiden kişiye göre değişebilen bir vaka bu. Her kişide etkisi ve dozu farklı olabiliyor fakat en iyi örneklerden birisi gelin-kaynana ilişkisidir. Bu dönemde takılı kalmış oğlan annesinden ayrışamıyor ve diğer kadınlarla birlikte olduğunda tam olarak mutlu olamıyor. Çünkü onun aklı hala annesinde kalmıştır. Bir diğer etki ise kadın ve anne figürünü birleştirememeleridir. Bir kadında hem annelik özelliklerinin, hem de dişilik özelliklerinin var olduğunu bütünleştiremiyor çünkü annenin cinsel özelliklerini ona aleyhinde duyduğu arzulama hissinden, yaşadığı suçluluk duygusunda dolayı annesinin dişilik özelliklerini yok saymıştır. Bu dönemde takılı kalan kız çocuğu ise çoğunluk dönemlerinde kadınları rakip olarak görmeye devam edebilir. Babalarına sahip olamayan kızlar her erkekte babasını görüp, onlara sahip olma dürtüsü ile harekete geçebilir, fakat sahip olduktan daha sonra oyun bitecektir ve bilinçdışı “Hayır, bu sana değil annene ait!” diyecektir. Bunun gibi ayrı şekillerde etkileyebilir. Ortak durum ise kişinin bu dönemde takılı kalmış olmasının çoğunluk döneminde ilişkilerini etkileyeceğidir.

Bu üçgen kişiyi zorlayan ve psikolojik olarak yoran bir süreçtir. İlişkileriniz yolunda gitmiyor, anne ve babanız ile ilişkinizde kendinizi onların çocuğu gibi değil abisi, babası, kocası, sevgilisi, karısı, annesi gibi hissediyorsanız bir durup dikkate almak ve hatta profesyonel bir yardım almanız gerekmektedir. Bu dönemde takılı kalmak ve bu süreci tekrardan sağlıklı bir şekilde atlatmak bireyin kimsesiz halledebileceği bir koşul değildir. Engebeli ve yüksek farkındalık gerekmektedir. Terapi görmek, terapistin siz baştan o yollardan geçerken size ayna tutup, yanınızda olması bu süreci halletmenizi sağlayabilir. Unutmayın, geçmiş yaşanmışlıklarımız, çocukluk döneminde bilincinde olmadığımız dürtü, duygu ve düşüncelerimiz biz onları keşfedip, kabul edene kadar peşimizi bırakmayacak ve bizi bir döngünün içinde sıkıştıracaktır. Kişiler değişecek fakat roller değişmeyecektir.

Sevgiyle…

İstanbul Psikolog uzmanlarına gelmek icin tıklayın!

3 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: