Baba çocuk ilişkisi

  Sağlık ve Yaşam    24 Mart 2019
Yorum Yok

Baba çocuk ilişkisi

Bebeklerin anneyle ilişkisi demin doğmadan başlıyor. Özellikle biyolojik bağla başlayan ilişki, annenin çocuğunun hareketlerini hissetmesiyle beraber öbür bir boyuta geçiyor ve defalarca bahsedilen muhteşem anne çocuk ilişkisi manevi anlamda da zenginleşiyor.
Anne çocuğunun hayatında bu anlamda hep bir mutlak otorite konumundayken maalesef babalar için benzer şeyi söylemek mümkün yok. Babalar çocuklarla ilişkilerinde yaklaşık olarak bir üçüncü kişi konumunda ve bu şart doğumdan sonradan da sürüyor. Hatta babaların çocuklarıyla oluşturdukları baba çocuk ilişkisinin derinleşmesi ara sıra 18 ayı bulabiliyor.

Baba çocuğunun doğmadan önceki varlığına sadece gözlemci olarak katılabiliyorken anne çocuğun her hareketini aracısız olarak hissediyor, onunla özel bir ilişki geliştiriyor. İşte bu nedenledir ama anneler çocuklarına aleyhinde daha korumacı ve kıskanç olabiliyorlar.

Doğumla birlikte, 9 ay her tarafında gün gün gelişimine yuvalık ettiği çocuğunun kendisinden kopmasını kabullenmek anne açısından bazen kuvvet olabiliyor ve çocuğunu herkese karşı korumaya ve sakınmaya başlıyor. Gözetmek doğal bir annelik güdüsü ve bilhassa birincil aylarda çocukların ne dek savunmasız ve mikroplara ve hastalıklara karşı ne kadar dirençsiz olduklarını düşündüğümüzde annelerin bu tavrını çakmak muhtemel.

Ama anneler bu korumacı tavrı en yakınındaki kişilere de göstermeye başladıklarında şart farklılaşıyor. zaman zaman annenin çocuğunu, babasından bile sakındığını,çocuğun bakım, temizlik gibi ihtiyaçlarını kendi başına yerine getirmek istediğini ve babayla paylaşmaktan kaçındığını görüyoruz. Erkeklerin ev işleri ve çocuk bakımı gibi bir çok konuda meyilli olmadıklarını biliyoruz elbette. Ancak burada söz konusu olan kendi çocuğu olunca, babaların özellikle son yıllarda fazla iştirakçi olduğunu, bebek bakımı konusunda ciddi anlamda meraklı ve paylaşımcı olduğunu göz ardı edemeyiz. Bir De bu herif çabaların allah vergisi gelen özellikler olmadığını ve zamanla öğrenilip alışılmışlık haline geldiğini da hatırda yetişmek gerekiyor.

Biz anneler nasıl birincil çocuklarımızda tecrübesizlik çekip sonra bazı şeyleri bayağı hale gelecek dek kavradıysak, aynı şey erkekler için de geçerli. Hatta erkeklerin ara sıra annelerden daha pozitif mücadele gösterdikleri, daha başarılı oldukları da bir hakiki. Dolayısıyla annenin neler hissettiğini anlayarak, çocukların bazı ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda babalara da fırsat verilmesi gerektiğini hatta bilhassa baba çocuk arasındaki ilişkinin gelişmesi ve yerleşmesi açısından bunun fazla önemli olduğunu hatırlatmak isterim.

Çocuk azıcık büyüdüğünde annelerin çocukla ilgili yükümlülük almamakla eşlerini suçlamalarının kökeninde de aslında baba çocuk arasındaki bu uzaklık yatar. Ama daha ilk günden itibaren çocuğun bakımında babalara daha artı tayin verilmeli ve baba çocuğun hayatında minimum anne kadar aktif rol almalıdır. Keza fiziksel anlamda ayrıca de çocuğun psikososyal gelişimi açısından baba çok manâlı bir figürdür.

Bebekle beraber yaşanan ilk günler, birincil aylar genel olarak zordur ve bilhassa bizim toplumumuzda anneanneler, teyzeler, babaanneler, halalar hemen devreye girer, anneye muavin olurlar. bu vesileyle ‘sen sürükleyici tutamıyorsun, sen yediremezsin, sen bezini değiştiremezsin, bırak ben yaparım’ türündeki uyarılar bebekle baba arasına mesafe koymaktan diğer bir işe yaramaz ve baba çocuğunun o ilk aylarında da sadece seyirci olma konumundan kurtulamaz. Oysa olması gereken ilk anlarda dinç ve güvene dayalı bir baba çocuk ilişkisidir ve bu da doğrudan doğruya dokunarak, kucağa alarak ve bir takım ihtiyaçlarıyla birebir ilgilenerek gerçekleşecektir.

Çocuk büyürken bazı şeyleri anne baba olarak birlikte öğreneceğimizi, zaman zaman yanlışlar yapma özgürlüğünün ve hakkının hem anne ayrıca de baba açısından eşit olduğunu unutmamak gerekiyor.
Babası tarafından doyurulan, ninni söylenip uyutulan, banyo yaptırılan, kucağa alınan, sevilen bir çocuğun yaşadığı mutluluğu hem babanın hem de çocuğun elinden alma hakkımız değil. Onlar aralarında büyüyen sağlıklı ilişkinin de tadına doyulmaz. Üstelik anne olarak çocuk bakımıyla ilgili her şeyi ilk günden yüklenip yorgun düşürmek yerine babasıyla paylaşıp,tadını çıkartmak en güzeli.

Bir çocuğun dünyaya gelmesinde anne ve babanın eşdeğer mesuliyet ve pay sahibi olduğunu da unutmamak gerekiyor. Büyütürken de benzer sorumluluğu paylaşmak en sağlıklısı olacaktır.

İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: