Baba çocuk ilişkisi üzerine

  Sağlık ve Yaşam    24 Mart 2019
Yorum Yok

Baba çocuk ilişkisi üzerine
Baba çocuk ilişkisi üzerine

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce, gözlerinizi kapatarak bir lahza için kendi babanızı düşünmenizi isteyeceğim.

Çoğumuzun geleneksel aile yapısından geldiğimiz düşünülürse; o tatlı sert bakışlı, akşamları bir görünen ve sabahları uyandığımızda çoktan işe gitmiş olduğundan göremediğimiz, gün içinde yaptığımız yaramazlıkların akşama bir bir anlatılacağı, bizim bir türlü diş geçiremediğimiz annemizin bile, sevgi ve saygıyla baktığı, diğer tüm erkeklerden daha dinç ve daha boylu boslu olan adamı hatırladınız mı ?

Tabii ancak hatırladınız. O sizin babanız…Ve hatta belki de acilen o sizsiniz.

Babalık, eşinizin size o mutlu haberi vermesiyle başlayan bir süreçtir. O esas kadar erkek olarak sürdürdüğünüz toplumsal rolünüz doğumla birlikte azıcık daha karışık bir sürece dönüşecektir. Bundan Böyle sadece bir erkek ve koca olmaktan öte bir babasınızdır.

Erkekler, eşlerinin kutlu haberi vermesinden başlayarak geçen kırk hafta her tarafında süregelen değişimlere o kadar de amaç veremezler fiilen…Ellerinde bir inceleme raporu vardır ama çocuk nerededir ? Kime benzemektedir ? Erkek midir ? Kız mıdır ? gibi akla yatkın sorulara yanıt arar dururlar. Eşler vücutlarındaki hormonal değişikliklere uyum sağlamaya çalışırken, sonunda ben de baba oluyorum sevinci yaşanır ve gün düne döner, yaşam devam eder erkek için…

Ancak eşlerinin o birincil günlerdeki mide bulantıları, bilmem kaç tane diyet programı sonunda verilmiş lakin şipşak alınmaya başlayan kilolar gibi somut değişimleri ile nedensiz ağlamaları, alınganlıkları gibi duygusal değişimleri, süreci kabullenmiş bir erkekten fazla, elini tutan, anlayan, yardım olan bir babayı gerektirir.

Bunun yanına anne ve doğmamış çocuk arasında başlayan, birbirinden beslenen, tamamlayan ve öncelikli ilişki yeni babada ikinci plana atılma korkusunu alevlendirir. Bu ise annelerin bir doğmamış ve bir de evdeki çocukla mücâdele ihtimalini güçlendirir.

Yazıyı okuyan annelerin tebessümünü görür gibiyim.

Bu aşamada, “ben” yok de “biz” diyebilen bir erkek, baba olma yolunda dev bir adım atmış demektir.

Baba oluncaya dek toplumun size yüklemiş olduğu koruma ve kollama görevi yeni bir açılma kazanacaktır. Sizden bir tutam, sevgili eşinizin bedeninde yaşam bulmuş, karşılıklı genlerinizle yeni bir hayata merhaba demeye hazırlanmaktasınızdır.
Bazı çalışmalar gebelik süreci içerisinde, babalarında tıpkı anneler gibi hormonal şansın dönmesi geçirdiğini göstermektedir. Babaların prolaktin düzeyinin, bebeğin doğumundan üç hafta önce takriben % 20 arttığı; testosteron düzeyinin düştüğü ve babalarda östrojen hormonunun diğer erkeklere oranla daha artı olduğuna dair bulgulara rastlanmaktadır1.

Bütün bu hormonal şartların değişmesi erkeği, gece yarılarında çilek ve erik arkasından koştururken, eve dönüş yolunda aşerilen şeylerden birer tadımlık yenmesi ve zamanla bunun tüm yiyeceklere genellenmesi erkeklerde de kilo artışına sebebiyet vermektedir.

Yani doğal süreç, salgılanan hormonlarla kadını anneliğe hazırlarken, babaları da onu anlayacak ve yeni görevini başarmasını sağlayacak kıvama getirmektedir.

Baba edinmek, sevmeyi, sabretmeyi, deneyimi ve bilgilenmeyi gerektirir. Eğer bir erkek, bütün bu donanımı hevesli olarak edinemezse sadece erkek olarak kalacak, babalığı fizyolojik bir tanımlamadan öteye gidemeyecektir.

İlk yıllar, anne ile çocuk arasındaki bağımlı ilişki biçiminin babanın rolünü azalttığı düşünülse ve bu kısmen doğru da olsa babanın uzun yıllar sürdüreceği ilişkiye hazırlık olması açısından kaçırılmaz bir fırsattır. Babanın bu dönemde çocukla kuracağı maddi temas ve çocuğun bakımına yapacağı katkı maddesi onun farkındalığını arttıracaktır. Çocuk bakımını “erkek işi” olarak görmeyen bir baba, çocuğuyla yeterli maddesel teması kuramayacağından, duygusal ilişki kurmakta da zorlanacaktır.

Karnını doyurduğunuz bir bebeğin yüzündeki gülümsemeyi, altını kirletmiş bir bebeğin bezi değiştikten sonradan yüzüne yayılan mutluluğu göremediyseniz bir şeyleri eksik yapmışsınız demektir. Yine De yeni değiştirdiğiniz bir bezi anında ıslatmaktan büyük keyif alırlar ama olsun bu sayede kendi dayanma gücünüzü de deneme etmiş olursunuz.

Aslına bakarsanız iyi bir baba olmanın sırrı eşinizin iyi bir anne olmasına, iyi bir anne olmanın sırrı ise eşinizin iyi bir baba olmasına bağlıdır. Aile içindeki rollerin dengelenmiş dağılımı ve çocuğunuz için uygun rol-modeller olmanız, ilerde benzer rolleri çocuklarınız üstlendiğinde sergileyecekleri davranış ve davranışları belirleyecektir. Bu bilginin doğruluğunda tereddüde düşüyorsanız eğer, çocukken babanızı veya annenizi eleştirdiğiniz o kadar çok davranışı bugün çocuklarınıza uygulayıp uygulamadığınızı bir düşünün isterseniz.

Aile içinde çocukları yoracak en kayda değer ilişki biçimi karmaşıklaşan rol dağılımlarıdır. Hiçbir süre babalardan anne, annelerden baba olmaları beklenmemelidir. Zira her iki rol ayrıca nitelik keza de nicelik olarak birbirinden öbür karakterlerdedir. Yardımlaşma ve takviye olma, o kimliğe bürünme anlamına gelmemektedir.

Annelik becerikli kadar onlara bahşedilmiş bir özelliktir. Ben meslek hayatım boyunca istisnalar haricinde dehşet ve endişe durumlarında “babaaa” diye üzgün bir bebek görmedim. Bu durumlarda en kesin yer annenin kanatlarının altıdır. Her ne kadar eşlerimize söylemesek de yemeğin en güzelini annemiz yapmıyor mu? Biz babalar bile başımız sıkıştığında, üzgün veya kaygılı olduğumuzda ya uzaktaki anneye ya da yanı başımızdaki anneye başımızı yaslamıyor muyuz ?

Ama, babanın çocuğun kişisel, sosyal ve psikolojik gelişimine büyük katkıları olduğu ve bu katkının hayat boyu süreceği de unutulmamalıdır.

Babanın erkeksi ve dış dünyayı temsilci görüntüsü, çocuğun bireyselleşmesine, iç denetim mekanizmalarını kullanmayı öğrenmesine ve dış dünya ile daha bakımlı irtibat kurmasına ihtimal verir, onu cesaretlendirir.

Özellikle babaların çocuklarıyla gireceği diyaloglarda onların özgüvenini sarsıcı nitelendirmelerden kaçınmaları gerekir. Çocukların fiziki özellikleri ve hissi zayıflıklarıyla ilgili negatif eleştiriler sonra basit basit geri getiremeyeceğiniz güven problemlerinin ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.

Toplumsal normlarla dışa dönük olarak şekillendirilmiş yapısından dolayı babanın çocuğuyla kurduğu doyurucu ilişki, verdiği tepkiler, tutumlar ve davranışlar çözümsel us yapısını, sözel becerilerini ve bunlara bağlı olarak akademik başarısını olumlu yönde etkiler.

Erkek çocukların babalarıyla daha kuytu irtibat kurdukları ve etkileşim halinde oldukları söylenebilir. Bu görüşün zor kazanmasının nedeni sosyal tavır ve faaliyetlerde benzer seçimlerin laf konusu olmasıdır. Baba ve oğlan arasındaki sosyal etkileşim ve oynanan oyunların niteliğine bakıldığında daha kavgacı örüntülere rastlanabilmektedir. Bedensel yüksek efor gerektiren futbol, boks gibi sporların izlenmesi, güreş taklidi oyunlar oynanması ve rekabete dayalı etkinlikler baba-oğul göre daha çok seçim edilmektedir. Tüm bu faaliyetler sırasında erkek çocuklar maskulen davranış ve davranışları, rekabeti, yenmeyi ve yenilmeyi babayı misal alarak öğrenirler.

Kız çocuklar ise aleyhinde cinse karşısında sergileyecekleri tavırlar hakkında us sahibi olurken aynı zamanda karşı cinsin onlara sergileyeceği tavır örüntüleri hakkında da fikir sahibi olurlar. Babanın varlığı kız çocuklar için tekrar tekrar güvenle eşdeğerdir.

Kişisel görüşüme göre, kız çocukların, hayatlarının kesin döneminde babalarına karşı duyduğu aşk , biz erkeklerin benzeyen olarak seçilmesinde de etkin olmaktadır. Eğer babası gibi baktıysak, onun gibi bir ses tonuna sahipsek, gülümserken dudaklarımız onun gibi bir kıvrım yapıyorsa benzeyen olarak seçilme olasılığımız artmaktadır.

Babanın yokluğu ya da ilgisizliği çocukta çeşitli armoni tavır bozukluklarına yol açabilmektedir. Babaların çok çalışmak zorunda olması onlara tatmin edici vakti ayırmamanızı gerektirmez. Zira manâlı olan onlarla geçirdiğiniz zamanın uzunluğu değil, kalitesidir. İşleriniz ne değin yoğun ve manâlı olursa olsun, hayatının son anını yaşayan bir kişinin “Hay Allah ! Daha bitirmem gereken bir sürü işim vardı.” diyeceğini sanmıyorum.

Hayatınızda tatmin edici ilgi ve sevgiye yer vermediğiniz takdirde, siz farkında bile olmadan hayatınız tekrar yanınızdan akıp gidecektir, lakin içindekilerle birlikte…

Çocuğunuzun yetişkinliğinde size göstereceği alaka ve yakın olma, sizin kendi anne-babanıza gösterdiğinizden artı olamaz.

Aslına bakarsanız, ben de babamın değerini baba olduktan sonra anladım.

Ben büyüyüp olgunlaştıkça ve o yaşlanıp çocuklaştıkça ilahi döngünün devam ettiğini daha iyi anlıyorum.

Geçtiğimiz günlerde, oğlum Caner Kaan “Ben ne zaman büyüyeceğim ? Artık ben de ne istersem onu yerine getirmek istiyorum.” dediğinde bu döngünün sınırsızlığına tanık oldum.

Keyfine göre yaşamayı büyümenin bir sonucu olarak görebilen oğlum büyümenin kendi sınırlarını ne dek keskinleştireceğini, kendiliğinden gelen kahkahaların, bir şekerle yaşanan mutluluğun, çoşkuyla sarılmaların ve nerede olursa olsun bağıra bağıra şarkı söylemenin keyfini kaybedebileceğini tabiî ama bilemezdi.

Ben bunu anladığımda baba olmuştum.

O da olacak ve o da anlayacak…

Belki o da oğlunu kucakladığında, tıpatıp benim gibi onun da gözleri yaşaracak…Olur Ya ben olacağım hayalinde, olur ya de kendi çocukluğu…Lakin ne olursa olsun kesişecek yüreklerimiz…

Ben bir babayım lakin bununla birlikte bir çocuk,

Babamın çocuğu…

Çocuğumun babası…

İstanbul Pedagog uzmanlarına varmak icin tıklayın!

0 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.