Blog

Avcı kadınlar hedefi 12’den vuruyor

  Blog    2 Ocak 2019
Yorum Yok

Avcı kadınlar hedefi 12'den vuruyor
Oysa etkin olarak 30’u avlanmaya çıkıyor. Sükan da 18 yaşında beri avlanan profesyonel bir avcı. Çankırı’da domuz, Ankara’da tavşan, Çanakkale’de keklik vuruyor. 30 kadından ama 6’sıyla görüşebildik. Tepki çekmekten korktukları için birçoğu ortaya çıkmaya çekiniyor. Antalyalı Yonca Sulu, İstanbullu Nurbanu Doğrusözlü, İzmitli İnci Akarsu, Balıkesirli Leylam Kiraz ve Ufuk Güldemir eşi Gaya Güldemir ava nasıl merak sardıklarını, nerelerde avlandıklarını ve en heyecanlı anılarını anlattı. Gaya Güldemir: Birincil büyük avım domuzdu, heyecandan kalbim yerinden çıkacaktı Ava ne süre nerede başladınız? Ava önce çantacı olarak 1990’ların ortalarında başladım. Türkiye’nin dağıtılmış bölgelerinde bıldırcın, çulluk domuz avlarında bulundum. Çantacılıktan avcılığa geçişim tahmini olarak 10-11 sene önce oldu. Özellikle Bıldırcın avlarıyla kendimi günden güne geliştirdim. Gerçek avcılığın ne çağırmak olduğunu, doğru ve sürdürülebilir avcılığın nasıl olması gerektiğini kısacası her şeyi bana eşim Ufuk Güldemir öğretti. Avdan önce silahlara merakım vardı. Bu profesyonel bir alaka değildi. Fakat her zaman bir gün tabanca kullanmayı ve sahibi olmayı kafama koymuştum.. Eşim Ufuk Güldemir’in avcı olması ilk etapta benim silahlarla ilgili daha ayrıntılı bilgiye sahip olmamı daha da ötesi dürüst tabanca kullanmayı öğrenmemi sağladı. Ufuk benim bu ilgimi keşfettiğinde süre içinde avcılığa da alaka duyacağıma inanmış. Ve süre kaybetmeden beni av konusunda eğitmeye başladı.Ben de vakit içinde avın ve avcılığın önemini,değerini anlamaya başladım. Avın ‘ormana daldım önüme gelen hayvana attım’ çağrıda bulunmak olmadığını, bu yaşam tarzının son derece eğitim, veri, dayanma, irade, hayvana saygı, kurallara düzen ve uyarı isteyen bir tarz olduğunu kavradım. Benim eşim 30 takvim avcıydı. Yılların avcısının öğrencisi almak benim için öbür bir kibir. Bunun yanı sıra av zamanlarını eşle paylaşabilmek de farklı bir duygu. Bu zamanlar keza Ufuk için keza de benim için bambaşka güzellikte ve yoğunluktaydı. Av bizim hayatımızın çok fakat fazla manâlı bir bölümüydü. Eşinizle gece ormanda kamp yerine getirmek, ormanı kulak vermek, yıldızları seyretmek, nehirlerden vermek, avı peşine düşüp takip etmek ve avcılığı yaşamak… Kendimce az sayıda insanın elde ettiği mutluluktur. Kısacası benim içimdeki av merakını Ufuk ortaya çıkardı. Her konuda olduğu gibi bunun için de ona teşekkür ediyorum. Eş’le geçirilmiş o sihirsel zamanların kıymetini tekrar tekrar bildim. Ufuk ebedi avlaklara göçtükten sonra da elimde kalan en değerli hatıralarım da o zamanlar işte… Şimdi ava öyle sık gitmiyorum lakin 4. yaşına giren Yaban tv’miz var. yönetim kurulu başkanımız Melih Meriç ile birlikte çalışıyoruz.. Bütün doğa sporlarını içinde barındırmaya çalıştığımız Türkiye’nin en çok izlenen belgeli kanalı. Yaban tv, doğadaki zamanlarımı bana burada yaşatmayı başaran bir kanal.. Bundan Başka 20 farklı ülkede fanlarımız var. Uydudayız, Digiturk’teyiz, D Smart’tayız. İzleyicilerimiz öyle fazla maceralarını “yabantv.com” da paylaşıyorlar, böyle bir mecra yarattık. Yani bir şekilde hala doğanın içindeyim… Dünyanın o kadar fazla yerine gittim. Lakin bu av seyahatlerinin pek birçok bilhassa Ufuk’un avlandığı bölgelerdi. Türkiye başta edinmek üzere; Afrika, Namibya, Etiyopya, Amerika, Avrupa’da eşimle beraber av yaptık. Türkiye’de bıldırcın, az sayıda domuz, Afrika ve Namibya’da plains game diye adlandırılan yani 5 büyük’ün dışında kalan avlar ve Teksas’ta Javelina adı verilen boyut olarak ufak olsa da son derece sivri ve tehlikeli dişlere sahip olduğu bilinen domuz. Benim avlamadığım ama av sürecini Ufuk’la yaşadığım avlar ise avladıklarımdan fazla daha deneyim kazandıran zamanlardı. Ördek ve kaz avlarına alaka duyuyorum fakat hiç tecrübem olmadı. Bayan avcı olarak erkeklerin tepkisini çekmedim. Eşim beni ava götürdüğü zamanlarda avcı dostları benim bu ilgimin reel olduğunu biliyorlardı. çünkü öyle güçlük sevmeden, samimi bağlanmadan çekilmez. Bu fazla manâlı bir şey ve hepsi de benim ava başlamamı içten gelen destekledi. Gittiğimiz avlarda birçok süre tek kadın oluyordum lakin bu bana düşünülenin tersine üstünlük sağlıyordu. Eşimi kaybettikten sonra zeka sevgili avcı dostlarım, ağabeylerim beni hiç bırakmadı. Ya beraber gitmeyi teklif ettiler ya da gittikleri avları o heyecanıyla benimle paylaşmaya değerinde gördüler. Ben de her macerayı güya o lahza ben de oradaymışım gibi büyük heyecanla dinler av dönüşlerini sabırsızca beklerim. Avdan, avcılıktan ve o dostlardan kopabileceğimi katiyen düşünemiyorum. Bu farklı bir dünya gerçek avcılığın ne olduğunu bilmeyen, hala olayı tersten anlayıp zihniyetini değiştirmeyi reddedenlerin bunu anlamasını artık beklemiyorum. fakat doğru avcılığın ne olduğunu bir gün anlamalarını diliyorum. vcı dostlarım bizi Yaban tv’de de bırakmadı. Avlarını, hikayelerini meraklıları kanaldan peşine düşüp takip ediyor. Melih Meriç ile birlikte bu konuda daha da cesur adımlar atmaya hazırlanıyoruz. Bu yıl Yaban Store projesini de devreye soktuk. Yabanın kendi markasıyla outdoor ürünleri çıkardığı bölüm, dokuma işine de girdik yani. Yaban Worldwide’ı yapacağız. Bir yıl içinde uluslararası yayınlama yapacak İngilizce HD bir kanal yapmayı hedefliyoruz. Hakiki anlamda birincil Türk international kanalı olmayı hedefliyoruz. Bunları anlatmamın nedeni avın avcılığın öteki ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de o kadar çok alanda kendini gösterebileceğine göze çarpan etmek. Dediğim gibi eşim Ufuk Güldemir beni avcı yaptı fakat onun ötesinde daha iyi bir çevreci olmamı, hayvana saygı duymanın ne demek olduğunu ve bilinçli avcılığın kurallarını yaban tv doğruca halkımızla paylaşmanın kapısını açtı. Doğrusu tüm avlarda benzer telaşı duyarım. Bunun kendimce birincil günü son günü yok. Yıllarca avlansanız da av gününün gelmesini benzer heyecanla beklersiniz. O heyecan bir gece öncesinden başlar eve dönüş yoluna kadar da devam eder. Bıldırcından daha sonra yaptığım ilk büyük avım domuzdu. Birincil domuzum tabii ancak önemliydi. Hele ama yanımda yılların avcısı varken doğru atışı yapabilmek için dikkatimi vermeye çalışırken yaşadığım o hatıra unutamam. Kalbim öyle şamatacı atıyordu ki domuzun duyup kaçmasından korkmuştum neredeyse… Ava çıkmadan önce mutlaka iki rekat namaz kılarım Çankırılı avcı Nazife Yıldız Sükan: 1968 doğumluyum. Çankırı Sabanözülüyüm. Liseyi burada bitirdim. Ankara Üniversitesi Siyasal İktisat Fakültesi’nde okudum. Sonradan turizm sektörüne atıldım. Avcılığa çocukluğumdan bu yandan meraklıyım. Bizim 15 baş montofon ineğimiz, 250 kovan arımız, 800’e yakın hindimiz vardı. Babam onlara dağda ağıl yapmıştı. Kışın okula, yazın da bu ağıla giderdik. Hemen Şimdi 10 yaşındaydım ve hayvanlara görmek benim görevimdi. Elektrik değil, su yok. İnsan yüzü bile görmüyorduk. Akşamları babam çok geç gelirdi, bazen gelmediği zamanlar olurdu. Tek başıma kalırdım. O zaman babamın bir tek kırma barakta tüfeği vardı, 16 kalibrede. Onunla ara sıra atış yapardım. O tüfekten cesaret alırdım, tek kaldığımda korkmazdım. Hayvanlarımız yayılırken bir yamacın ya da kayanın önünde oturur alabildiğince uzanan bozkırlara ve dağlara bakardım. Bir tüfeğim olsa da ava çıkan amcalar gibi ben de tavşan, keklik, tilki, kurt vursam diye hayaller kurardım. Hele ağustos aylarında avcı olan dayım avcı arkadaşları ile dağdaki çiftliğimize geldiklerinde sevinçten ne yapacağımı şaşırırdım. Avladıkları hayvanları üşenmeden zevkle temizlerdim. Bağdaş kurup defalarca beraber pişirdikleri av etini yerken onların av hikayelerini can kulağı ile dinlerdim. Sonra da onlara keyif çayı hazırlardım. Av hikayelerini kulak vermek benim için her şeye bedeldi. Tarlamızda birincil kere çift kırma ile bir tenekeye onların denetimiyle atış yapmıştım, saçmalar tenekeye çarptığında ‘bakın vurdum vurdum işte’ diye sevinçten coşmuştum. Dayımın arkadaşları, ‘kız olmasına karşın eli silaha çok meyilli ve kabiliyetli’ dedikleri zaman dayım gururlanırdı. Bazen de Zonguldak plakalı araçlarla avlanmaya gelen avcıları izlerdim. Onların bıraktıkları abes fişekleri meralardan toplardım. O zamanlar MKE karton fişekleri çoktu. arada bir yabancı plastik manâsız fişekler de çıkardı. Biriktirdiğim manâsız fişeklerden boynuma rengarenk kolye yapmıştım Çocukluk işte. Nihayet özlemim gerçekleşti ve 18 yaşında da hakiki avcı oldum. Şu lahza Ankara’da yaşıyorum. Üç haftadır Çankırı Çapar dağına doğru tavşan avına gidiyorum. Geçen hafta Şabanözü’nün Kamış köyündeydim. Sıradan tavşan kaçırdık. Bıldırcın, keklik, ördek avına tek çıkarım ama diğerlerine eşimle gideriz. Domuz avı, benim fazla profesyonel olduğum bir avdır. Şabanözülün Bakırımsı dağında çok vardır. İki kere avladım. Her ava çıkmadan önce mutlaka iki rekat namaz kılarım. Allah’a şükretmek için. Peygamber Efendimiz de avlanırmış, onun sünnetlerinden biri. Hamileyken de, lohusayken de ava çıktım Antalyalı avcı Yonca Sulu: 33 yaşındayım. Antalya’da bir otelde rezervasyon görevlisi olarak çalışıyorum. 2003 yılında beri avcılık yapıyorum. Eşimle birincil tanıştığımda, onu yalnız bırakmamak için gidiyordum. Sonra ilgimi çekti, profesyonel olarak silahı elime almaya başladım. Şimdi bana ait bir silahım ve köpeklerim var. Daha fazla Sivas’a av kampına gideriz. 4-5 jip avcılar birleşiriz. Ailecek görüştüğümüz arkadaşlarımızdır. Aralarında bir tek bayan benim. Zara dağının eteğine çadır kurarız. Eylül başı gibi bıldırcın vaktinde 7-8 jurnal bir av kampımız olur. Bazen oradaki köylüler de katılır. Orası avcılar için cennet gibi bir yer zaten. Her türlü av bulabilirsiniz. Bıldırcın, keklik, tavşan, balık, ördek… Antalya çevresinde her hafta sonu ava çıkarız. Afyon, Isparta… Bıldırcın, keklik, bozlak, çulluk, tavşan, ördek, domuz… Antalya civarındaki köylerde -kesintisiz gittiğimiz Camili köyüdür- tavşan avladığımız, domuz beklediğiniz yerler vardır. Çıtkırıldım biri değilim, acele ile her yere girer çıkarım. Keklik avı zordur örneğin. Dik kayalıklarda, yamaçlarda 4-5 saat dolaşırsınız. Ben hiç yorulmadan, sıkılmadan dar bir şekilde yürürüm. Eşimi kolundan çekip tutmuşluğum vardır. Erkek avcılarda, ‘yapabilecek mi, bizi yavaşlatacak mı’ bakışını sezerim. Ilk birkaç dakikada bu önyargıyı yıkarım. Hiç kimseden takviye istemem, silahlarımı kendim taşırım. Çalışıyorum, çocuğum var bununla beraber. Oğlumum 40’ı doldurmamıştı ava gitti mesela. 35 günlüktü. Lohusaydım ben de. Beşiğine koyduk, çıktık yola. Karnımdayken 5 aylıkken opal (bir değişiklik güvercin) avına gitmiştik, saatlerce yürüyüp… O da avcı adayı, şu anda 2,5 yaşında. Eşim de beni destekliyor. Zamanının çoğunu avda geçiren biri. Bizim hayat biçimimiz böyle oldu. Barutun kokusunu aldıktan sonra bir daha bırakamıyorsunuz İstanbullu avcı Nurbanu Doğrusözlü: 35 yaşındayım. İstanbul’da özel bir şirkette genel müdür asistanıyım. Eşim de muhasebe müdürü. 2005’ten beri birlikte avlanıyoruz. Tekirdağ, Şarköy, Çorlu, Lüleburgaz, Gebze… Ne tarafa yakınsak oraya gidiyoruz. Atılcılık sporu ile başladım. Eşim ava fazla meraklı. Birincil zamanlar ona eşlik etmek için çıktım. Doğa ile baş başa olup güneşin doğuşunu ormanın içinde karşılamak çok hoşuma gitti. Barutun kokusunu aldıktan daha sonra bir daha silahı elinizden bırakamıyorsunuz. Ormanın içinde ya da arazide ayrıntılarıyla bambaşka bir Nurbanu oluyorum. Tüfeğimle her yere girip çıkıyorum, çamurların içine bata çıka yürüyorum, toprağa oturuyorum, hiçbir şey umurumda olmuyor. İngiliz Setteri köpeklerimiz var. Köpeklerimiz her şeyimiz. Onlara çok emek verdik. Avda köpeğimizin kuşa ferma (köpeğin avı gördüğü zaman veya görmeyip de kokusuna vermiş olduğu hareket) verdiğini görmek, düşen kuşu aport etmesi (avın ya da kendisine gösterilen şeyin üstüne atılıp getirmesi için köpeğe bahşedilen komut) bizi çok mutlu ediyor. Daha çok çulluk avlıyoruz. Serin havada avı daha fazla seviyorum. Ava sırası gelmişken bütün donanım gidiyoruz. Şezlonglar, aperatif yiyecekler, içecekler. Hatta Türk Kahvesi bile yapıyorum. Av sonunda eşimle keyif yapıyoruz. Erzurum’a keklik avlamaya gitmek hayalim İzmitli avcı İnci Çay: Kocaeli Kandıra’da yaşıyorum. Öğretmenim lakin derhal çalışmıyorum, konut hanımıyım. Aslen Mersinli’yim. İki buçuk yıl önce evlenince İzmit’e geldim. Henüz 25 yaşındayım. Nişanlı olduğumuz dönemlerde eşimle birlikte birkaç kere av sezonu açılışlarına gittim. Ağustos ayında oluyor. İkimiz gidince onun tüfeğini kullanıyordum, dolayısıyla kuvvet oldu. Sonra bana bir tüfek almasını istedim. Öteki avcı arkadaşlarının eşleriyle de avlanmaya başladık. 3,5 yıldır avlanıyorum. Ben kuş avlamayı seviyorum. Kandıra civarındaki dağlardayız genel olarak. Erzurum’a gitmek gibi bir hayalimiz var. Erzurum’un keklikleri çok ünlü. Ertelediğimiz ama defalarca bir gün gitmek istediğimiz bir av. Çulluk, karatavuk avlıyoruz. Bazen eşim hiç vuramaz, ben şanslı olurum. Aramızda mizah konusu olur bu. Tüfeğimi kendim temizleyip bakımını yaparım. Av etinden daha çok güveç yapıyoruz, ben pek her işin altından kalkan değilim ama arkadaşlardan birinin eşi her işin altından kalkan, yemek işini o hallediyor. Çocukluğumdan bu yandan avın içindeyim Balıkesirli avcı Leylam Kiraz: 23 yaşındayım. Balıkesir’de bir şirkette ön muhasebe yapıyorum. Açıköğretimde okuyorum. Çocukluğumdan bu yanlamasına avın içindeyim. Av merakı bana babamdan bulaştı. O da iyi bir avcıdır. Balıkesir Burhaniye Avcılar Kulübü’nün Başkanı’dır. Küçüklüğümden beri avın içindeyim ama kendi başıma bir şeyler başarmaya 4-5 sene önce başladım. Aklınıza ne gelirse avlıyorum. Tavşan, keklik, bıldırcın, ördek… Daha fazla İç Anadolu Bölgesi; Ankara, Konya, Kırşehir, Çorum civarları ve Kırklareli avcılığa fazla elverişli bölgeler… Ankara’nın taşlık ve dağlık bölgelerinde keklik ve bıldırcın avına çıkıyorum. Genelde babamla birlikte gideriz. Biz kendi aramızda avcıları ikiye ayırıyoruz. Bir kısım avcılar gerçekte doğayı seven insanlardır, diğerleri de çantacı diye sözcük grubu ettiğimiz, usullere tutarsız avlanan insanlardır. Iddia üstüne ava çıkıyorlar mesela, ’25 tane keklik vurdum’ çağrıda bulunmak onlar için kayda değer olabiliyor. Biz bunlara karşıyız. Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan gelen belgelere göre avlanıyoruz. Kulüp olarak doğadaki çöpleri temizleme günlerimiz oluyor. Çantacıların bıraktığı çöpleri bile topluyoruz. Çoğunlukla pazar günü ava çıkıyorum. Avcılığa fazla meraklıyım aynı zamanda hayvanları fazla seviyorum. İki köpeğim, bir kedim, 14 balığım var. Ilk önceleri babam çok tepki gösterdi bana, ‘kızlardan avcı olmaz’ dedi. Bendeki merakı görünce o da aleyhinde koyamadı. Kuytu avcılarımız da var Çevre ve Orman Bakanlığı Yaban Hayatı Daire Başkanı Yaşar Türkleş’in verdiği bilgiye takriben Türkiye de şimdi 85 bin belirtilen avcı var. 250 bin civarında da eğitim almış avcılığa hazırlık yapan birey bulunuyor. Av yapılabilmesi için bazı günler ve tarihler kesin. Ağustos ayında başlıyor, şubat ayında bitiyor. Her avcı, haftada üç gün ava gitme hakkına sahip. Herkes istediği dek hayvan avlayamıyor. Türkiye’de 454 tane kuş türü var. Bunun 36’sı avlanıyor. 114 memeli var, bunun 7’si avlanıyor. Adının açıklanmasını istemeyen bir avcılık sitesinin sahibinin verdiği bilgiye takriben ülkemizde diğer taraftan kuytu avcılarımız var. Ülker’in sahibi Murat Ülker, İşbankası Genel Müdürü Ersin Özince (sağlam bir avcı olduğu avcılar aralarında biliniyor), Ram Dış Ticaret’in sahibi Halil Gülçur, GENPA’nın sahibi Zeynel Abidin Erdem (Türkiye’nin en büyük tabanca koleksiyonerlerinden), Ceylan otellerinin sahibi Abdullah Ceylan ve Desen Triko’nun sahibi Türker Sümer… Sümer, 80 yaşında olmasına karşın Moğalistan’da, Alp dağlarında tüm avları yapmış. Geçen yıl avcılığın Oscar’ı olarak tanıdık yarışmasında ise birinci olmuş. ZAMAN

34 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.