Blog

Aşk acısı kaç ayda geçer?

  Blog    5 Ocak 2019
Yorum Yok

Aşk acısı kaç ayda geçer?
Aşk acısı çok tehlikeli bir şey bunu 15, 24, 44, 64 diye de sınırlama getirmek olası yok kaç yaşında olursak olalım insan ayrılmaya karar verirken de zorlanıyor. Birey sevmese beraber almak istemese de bir şekilde ilişkiyi bitirmekte zorlanıyor. Dinç bölünme süreci nasıl işler, bölünme zamanı geldiğinde kişi ne yapmalıdır? Ayrılık fazla önemli bir konu herkesi fazla fazla etkiliyor. Ayrılığın devlete ait tarafı boşanma, boşanmada her iki tarafı fazla etkileyen bilhassa erkeği fazla fazla etkileyen bir durumdur. Ayrılık konuşarak olmaz. Son dönemlerde ‘ayrılığı konuşalım’ söylemi fazla popüler fakat ayrılık konuşulmaz. Karşı tarafa ‘seni bundan böyle sevmiyor’ diyeceksiniz o konuşmada karşı tarafta ‘beni sevmiyorsan başkasını seviyorsun’ diyecek. Siz bu durumda ya içten davranıp ‘evet başkasını seviyorum’ dersiniz, alacağınız cevap; ‘eyvah! Sen bunu nasıl yaparsın?’dır. ya da ‘artık seni karım ya da kocam gibi göremiyorum’ diyeceksiniz. Burada da dinamikler işlemeye başlar. Beğenilmeyen birey zor kullanarak o evde oturamaz. Böyle bir durumda ikinci şans talebi de devreye girebilir ve istenmeyen bir ilişkinin uzun vakit devamına da sebep olabilir yok mi? Lakin olmuyor. Eğer orada sizin ruh sağlığınız, hayata görüntü açınız eğer dengeli ise bunu hazmetmeyi bilmeniz gerekiyor. İnsanın en manâlı özelliği vedalaşmayı bilmesidir. Yani her lahza, her şekilde bir durumdan insan vedalaşabilir. İşten çıkarılabilirim, ölebilirim, eşimden ayrılabilirim vedalaşmak ırk içindir. Beş çocuğum var, şu anda ne olur gibi bahanelere sığınıp vedalaşmamak olmaz. Sizi sevmeyen bir insanla, size bundan böyle eski duygularını beslemeyen bir insanla beraber almak sizi fantastik derecede deprese edecek, örseleyecektir. Herkesi seven bir başkası çıkıyor ve vardır. Ayrılıkta kesinlikle acı çekilecek lakin bu ayrılık acısı altı aydan uzun sürmez. Altı aydan sonradan hala ayrılık acısı geçmediyse müdahale edersiniz. Müdahale nedir? Psikiyatrik tedavi mi? Hap, psikoterapi vb. Mesela buradaki bezginlik şudur; Ben ‘ayrılıyorum’ dedim ve çektim gittim. Siz iki de bir ‘baştan beraber olalım mı?’ diyorsunuz. Bütün ben sizi gömecekken siz iki de bire kafanızı çıkarıyorsunuz ve ben o matemi tamamlayamıyorum doğal olarak bitiremiyorum. Bu noktada siz bana zarar vermeye başlıyorsunuz. O noktada kişinin kendi disiplini devreye girmeli ve kapıları kapamalıdır. Sevgililerin yanına çiftlerin arkadaşları da ilişkileri öldürmüyorlar. Bazen arkadaşlar şöyle söylerler ‘aa biliyor musun ne yaptı veya o gerçekte seni çok seviyor’ bütün bunlar inleme döneminin uzamasına sebep olur. O vakit içimiz de bir şey bittiyse konuşmaya gerek değil diyorsunuz. Evet, konuşmaya gerek yoktur. Dost da kalınmaz böylece bu durumlarda, dost kalalım, arada oturup tavla oynayalım veya çocuğumuz için birlikte tatile gidelim gibi şeyler çocuk için de çok tehlikeli çocuk da şizofreniye dönüyor. Bilimsel olarak ayrılık acısı gerçekte altı ay mı? Yıllar öncesinde kalmış bir ilişkinin taraflarından birinin evlendiğini veya sevgili olduğunu duyduğunda da birey de asap bozukluğu olabiliyor ayrılık acısı bitmiyor mu? Bu asap bozukluğunun sebebi nedir? Bu benim bıraktığımı bıraktılar gibi bir şey ‘ben beğenmemiştim, nasıl beğendiler?’ gibi bir his olabilir ya da alışkanlıklarımızı da seviyoruz. Bir yaşanmışlık varsa o yaşanmışlık içinde bir bağlılıkta söz konusu, bitirdiniz fakat bir sürü hatıra da var biriktirdiğiniz, o anılarla ilgili durumlar bir şekilde hafızaya geri çağrılıyor lakin sonra insan onu da aşabiliyor. Terk edilen birey daima orada kalsın, olur ya bir gün dönerim gibi bir düşünce de buna sebep oluyor olabilir mi? ‘Ben bıraktım bak hala toparlanamadı, acı çekiyor’ gibi bir his de faktör olabilir ve bunlar fazla doğaldır. İnsanın doğasında kıskançlık var, bu kıskançlığın abartılmaması, hastalıklı bir ışık halkası dönüştürülmemesi gerekiyor. haberturk

27 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.