Blog

Anneler gününü aldı ama anne olamadı

  Blog    4 Ocak 2019
Yorum Yok

Anneler gününü aldı ama anne olamadı
İşte 1908’den beri kutlanan Anneler Günü’nün hikayesi Bugün Anneler Günü. Dünyanın birçok uygun yaşamış annelerin en özel günü. Amerikalı Anna Jarvis’in ölen annesini anma fikrinden hareket ederek 1914’te Senato’ya kabul ettirdiği bu özel gün, o tarihten bu yana dünyanın çoğu ülkesinde, 1955’ten beri de Türkiye’de kutlanıyor. İşte Anneler Günü’nün hikayesi. Öğretmen olan Anna Jarvis 9Mayıs 1905’te annesini kaybetti. Acısı öyle büyüktü fakat, onunla yeterince ilgilenemediği düşüncesi gün geçtikçe ağırlaşıyordu yüreğinde. İki sene sonramayısın ikinci pazarına denk gelen annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve “Bu günü Anneler Günü olarak ülke çapında kutlayalım, bana yardım olun” dedi. Jarvis’in bu fikri kabul gördü, annelermemnun oldu, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da mali yardım sağladı. Birincil Anneler Günü Jarvis’in annesinin 20 sene boyunca haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. BEYAZ KARANFİL SEMBOLÜ Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden daha sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil, Amerika’da Anneler Günü’nün sembolü olarak kabul edildi. Jarvis bu günün “ulusal bir gün” olarak kabul edilmesi için tarihte tek bir birey göre gerçekleştirilen en başarılımektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına dek ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Zihin pek tez kabul gördü oysa, Senato onaylamadan fazla önce, birçok eyalet ve şehirde Anneler Günü kutlamaları gayrıresmi olarak başlatılmıştı bile. Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato Başkan Wilson’ın da imzası ilemayısın ikinci pazarını ‘Anneler Günü’ olarak resmi olarak ilan etti. HER ŞEYİNİ KAYBETTİ Bu özel günü dünyaya kabul ettiren Jarvis’in hayatı çok da mutlu geçmedi. Evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her Anneler Günü onun için bu yönden acı oldu. Daha ziyade dini ağırlıklı bir anma olarak düşündüğü, bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşısında yasal savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Tüm gelirini bu yolda kaybetti. Tüm dünya annelerinin en azından senede bir günmutlu olmalarını karşılayan Anna Jarvin,mutsuz, sanki görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü. Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üstüne 1955 yılından beriMayıs ayının ikinci pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanıyor. TARİHLER FARKLI Oysa her ülke Anneler Günü’nü bununla birlikte kutlamıyor. Anneler Günü’nü öbür tarihlerde kutlayan ülkeler şöyle: “Norveç’te şubatın 2. pazar günü,Darı, Lübnan, Suriye, Ürdün, Kuveyt, Yemen, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 21Mart, Güney Kore’de 8 Mayıs, Hindistan,Meksika, Pakistan ve Suudi Arabistan’da 10 Mayıs, Fransa, İsveç, Dominik Cumhuriyeti ve Haiti’demayıs ayının son pazarı, Tayland’da Kraliçe Sirikit Kitiyakara’nin doğumgünü olan 12 Ağustos, Rusya’da kasımayının son pazar günü, Panama’da 8 Aralık ve Endonezya’da 22 Aralık” DÜNYANIN TEK HOŞ ÇOCUĞU Tümdinlerce tanrısal sanılan anneler atasözlerine de kutsallıklarıyla yansıyor. Bir Yahudi atasözü “Tanrı her tarafta olamazdı ve bu nedenle de anneleri yarattı” derken, ülkemizde de annelerin kutsallığı, “Belli Başlı hakkı, Adalet hakkıdır”, “Cennet annelerin ayakları altındadır” atasözleriyle anlatılıyor. Bir Çin atasözünde “Dünyada yalnızca bir tek güzel çocuk vardır ve her anne ona sahiptir” denilirken, Alman atasözünde de anne “Kimbir çocuğu alırsa, annenin kalbini de alır” diyerek anne için çocuğun önemini vurguluyor. İngiliz şair Samuel Taylor Coleridge ise anne kutsallığını şu sözüyle dile getiriyor: “Bir anne, tekrar tekrar annedir ve yaşayan en tanrısal şeydir” DÜNYA ÜZERİNDEKİ EN TANRISAL KIŞI – Anne bebeğini 9 ay karnında taşır. – En mutlu günü yavrusunu kucağına aldığı gündür. – Gecesi gündüzüne karışır. Yüreği yavrusunda atar. Yemez yedirir, giymez giydirir. – Her Tarafta yemek yemeyi, konuşmayı, yürümeyi öğrenir. Bitmiş okuma yazma öğrenir. – Yavrusunun sevinci mutluluğu, üzüntüsü kederi olur. – Fena günü yavrusunun hastalandığı gündür. – yavaşça büyüdüğünü görmekten mutlu olur. – Onun adı annedir. Görevi kutsaldır. – Tek isteği vardır, yaşlandığında unutulmamak. Sedef Şenkal/Gazete Habertürk

1 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

%d blogcu bunu beğendi: