Blog

Ağrıyı önleyen bal

  Blog    3 Ocak 2019
Yorum Yok

Ağrıyı önleyen bal

Karadeniz Teknik Üniversitesinde (KTÜ) bilim adamları, özütündeki grayanotoksin sebebiyle zehirleyici etkiye sahip olduğu için Karadeniz’de ”deli bal” olarak bilinen balın, fareler üstünde yaptıkları deneylerde analjezik etkileri olduğunu belirledi.
Bilim adamları, balın, sara ve şeker hastalığı ile cinsel gücü artırıcı, tansiyonu düşürücü, nabzı yavaşlatıcı etkileri olup olmadığını da araştırdıkları ”deli bal”ın günde 1 çay kaşığı tüketilmesi, fazlasının zehirlenmeye hatta ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.
KTÜ Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Abdülkadir Gürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”bal tutması” veya ”çılgın bal” zehirlenmesinin, Karadeniz kıyısı baştan başa uzanan yaşam alanlarında geçmiş yıllardan beri bilindiğini, ”çılgın bal”ın yörede ”kestane balı” olarak da adlandırıldığını belirtti.
Kestane balının adalet arasında birçok sağlık sonununa iyi geldiğinin söylendiğini ifade eden Gürbüz, ”Bu nedenle çılgın bal olarak da aşina kestane balı özellikle yörede yaygın şekilde tüketiliyor. Biz bunun bilimsel temeli olup olmadığını araştırıyoruz. Bu konular hakkında laboratuvar çalışmalarımız yürüyor. Elimizde önemli veriler var, ancak bitmiş egzersiz demin yok. Elimizdeki verilerden bazıları olumlu yönde. analjezik özelliği konusunda yaptığımız çalışmalarda ağrının üzerinde önleyici olduğuna dair elimizde bilgiler var” dedi.
TARİHTEKİ ILK BIYOLOJIK TABANCA; ”DELİ BAL”
Abdülkadir Gürbüz, Karadeniz Bölgesinin denize bakan yamaçlarındaki bitki örtüsünden elde edilen balların bir kısmının insanları zehirlediğine dair lüzum efsanevi gerekse anonim bilgilerin kuşaktan kuşağa aktarıldığını söyledi.
”Çılgın bal” zehirlenmesinin birincil kez MÖ 401’de Atinalı tarihçi ve ordu komutanı Xenephon tarafından tanımlandığını ifade eden Gürbüz, ”Xenephon, ‘Anabass’ adlı eserinde Pers Kralı Ataxerses II’ye karşı yapılan bir seferde, Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde konakladıkları yerde deli bal yiyen askerlerin zehirlendiğini rapor etmiştir” diye konuştu.
Gürbüz, Xenophon kadar ”çılgın bal” zehirlenmesinin, şu şekilde aktarıldığını anlattı:
”Onların arzularını kışkırtan tek şey içleri bal ile batmış sayısız peteklerdi. Ballardan tadan askerler ishal ve kusmadan mahvolmuş düştüler ve bacaklarının üstüne kalkamaz ışık halkası geldiler. Sarhoş olmuş, delirmiş ve ölümün kapısında yere kapaklanmış şekildeydiler. Yüzlercesi yere yığılıp kaldı. Ertesi gün ise hiçbiri ölmedi ve derhal tümü balı yedikleri saatten tam bir gün sonradan benzer saatte güçlerini toplamaya başladılar. 3 ve 4. gün bacakları üzerinde durur hale geldiler.”
Yeniden deli balın MÖ 67’de Kral Mithradates IV kadar Kuzeydoğu Anadolu’da Pompeyin ordularına aleyhinde kullanıldığını bildiren Gürbüz, ”Başdanışman, Yunanlı tabip Kateus’un tavsiyesi üstüne, ilerleyen Romalıların yolu üstüne içi çılgın bal ile batmış petekler yerleştirilmiş ve taktiksel bir geri çekilme yapmıştır. Bu peteklerden yiyen Romalılar bitkin düşerek zahmetsizce etkisiz ışık halkası getirilmiş. Bu olayda görülmektedir oysa deli bal, tarihte kullanılan birincil kimyasal silahtır” dedi.
”ZEHİRLENMELERDE ALINAN BAL MİKTARI 5 İLE 30 GRAM”
Gürbüz, arıların ”çılgın bal”ı komar çiçekleri ile zifin çiçeklerinin özütlerinden elde ettiklerini ifade ederek, ”Bu çiçekler, Anadolu’da Karadeniz’e kıyısı olan bütün yüksek alanlarda mevcut. Mayıs sonu itibariyle yaylalar rengarenk komar ve zifin çiçekleriyle kaplanıyor. Bu çiçeklere konan arıların yaptığı baldaki çiçeklerin özütünde grayanotoksin adlı kimyasal sebebiyle, bal zehirleyici tesir gösterebiliyor. Zehrin etkisi söz konusu çiçeklerin açtığı dönemdeki hava şartlarıyla da ilgili. Belki çiçeklerin açtığı ilk günlerde yağmur yağarsa grayanotoksin etkisi azalıyor. Dolayısıyla çiçeklerden üretilen balın da tüketicileri zehirleme ihtimali düşüyor” diye konuştu.
Çılgın balın herkeste zehir etkisi meydana getirmeyebileceğini gösteren Gürbüz, şunları söyledi:
”Fakat büyük çoğunluk baldan etkilenir. Zehirlenme tansiyonun düşmesi ve kalbin yavaş çarpması en sık görülen belirtilerdir. Bu iki semptom zehirlenmeye maruz kalanların yüzde 90’ından fazlasında gelişir. Diğer sık görülen semptomlar terleme, sersemlik ve bilinç değişikliğidir. Ani şuur kaybı, çift ve flu görme, salya üretiminin artması görülebilir. Bildirilmiş olguların hemencecik tamamında kardiyak ritm sorunu bildirilmiştir.”
Zehirlenmelerde ortalama alınan bal miktarının 5 ile 30 gram olarak rapor edildiğine dikkati çeken Gürbüz, ”Semptomlar alımdan daha sonra 20 dakika ile 2 saat içerisinde başlar. Küskün bir fazla bal örneğinde keskin, yakıcı bir tat vardır. Hafif zehirlenmelerde 2-6 saat gözlemden daha sonra hasta tehlikesiz bir şekilde taburcu edilebilir. Tedavi edilmemiş önemli zehirlenmelerde kayda değer semptomlar ve belirtiler en geç 24 saat içinde kaybolur. Bu sürenin sonuna kadar bütün bulgular normale döner” diye konuştu.
Gürbüz, çılgın bal zehirlenmesi, tanısı, tedavisi, alternatif tıpta dilekçe nedenlerinin artık çağdaş tıbbın bulguları ışığında daha iyi anlaşılmaya başlandığını anlatarak, ”Hekim zehirlenmeden şüpheleniyorsa, hastadan gün içinde ne yediğine dair detaylı bilgi almalıdır. Yerel marketlerden dargın işlenmemiş bal tüketip tüketmediği sorgulanmalıdır. Güvenilmez ballardan, polen ve toksin tespiti için örnek alınmalıdır. Zehirlenmiş hastalar yerinde değişken desteği ve atropine çoğunlukla iyi yanıt verirler” dedi.
”BİR AKARSU KAŞIĞI BAL İNSANA FAYDA SAĞLAR”
Doç. Dr. Abdülkadir Gürbüz, Acil Tıp Anabilim Dalı, Fizyoloji Tıp Anabilim Dalı ve Biyoloji Anabilim Dalından da görevlilerin yer aldığı ekiple, ”çılgın bal”ın sancı, epilepsi, şeker hastalığı ve cinsel baskı üzerine etkilerini araştırdıklarını söyledi.
Fareler üstünde yürüttükleri çalışmalarda fiziki bilgilere az önce ulaşmadıklarını ifade eden Doç. Dr. Gürbüz, şunları kaydetti:
”Ama önemli gelişmeler elde ettik. Alternatif tıpta kullanılan verileri artık tıp tarihinde yerini almasını istiyoruz. Dünyada sadece bu bölgede olan ve cinsel gücü artırdığını saptama için çalışmalarımız devam ediyor. Bir çay kaşığı deli bal insana fayda sağlar, fazlası ise zehirlenmeye hatta ölüme bile götürebilir.”
ZEHİRLENME HALİNDE YAPILMASI GEREKENLER
Karadeniz’de üretilen her balın bu özellikte olmadığını da gösteren Gürbüz, şunları kaydetti:
”Balın kişiyi tuttuğu anlaşıldığında, tansiyonu düşmüşse ayakları yukarı kaldırılmalı ve en kısa zamanda hastaneye getirilmesi gerekir. Hastaya serum desteği sağlanması ve ”Atropin” adlı ilacın verilmesi gerekir. Bilinçsizce tüketim vefat derecesinde sorun yaratabiliyor. Bunu halk müziği sağlığı sorunu olarak ele alıp önlemlerin alınması gerekir.”
Gürbüz, Karadenizde her sene 5-10 bin vakanın baldan kaynaklı zehirlenmeye maruz kaldığını tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.

26 okunma

Etiketler : , , , ,

  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.